Ana sayfa Doğru Kalem DÜNYA’NIN TEK GÜNDEMİ

DÜNYA’NIN TEK GÜNDEMİ

655
0

Dünkü yazımın konusu Ticaret savaşları ve Biyolojik savaş idi. Kapitalist sistem kâr maksimizasyonu üzerine kurulmuş olup homo economicus denilen girişimci serbest rekabet düzeninde bireysel olarak kârını maksimize ederken, toplumun da gelişimine katkı sağlar.

Bilindiği üzere düşük maliyetli Çin malları ithalatçı ülkelerin gümrük duvarlarına rağmen dünya piyasasında egemen güç olarak rol oynamakta; Çin ekonomisi zenginleşirken, diğer ülke ekonomileri de ekonomik ve finansal krizler sonucu fakirleşmekte, ülkelerin işsizliği artmakta ve bunun sonucu olarak ekonomik çöküntüyle birlikte sosyal çöküntüde beraberinde gelmektedir. Bu nedenle en yüksek nüfus ve savunma günce sahip Çin ile klasik anlamda savaşmak yerine, biyolojik yollardan Çin ekonomisine darbe indirmek en mantıklı yol olarak görülmekteydi. Laboratuarlarda üretilecek mikro organizmalar ile başlatılacak biyolojik savaş, aşısı önceden hazırlandığından ABD halkını muhtemel tehlikelere karşı koruyacak, buna karşılık aşı satışı ile trilyon dolarlar sağlanabilecekti.

Bu düşünce ile geçen günkü yazımı kaleme almış, yorum yapmadan doğrudan medya haberlerini sizlere aktarmıştım. ABD yönetimi kural olarak yapacağı eylem ve bu eylem sonrası doğabilecek sonuçları çok önceden medya ve film kanalıyla Dünya kamuoyuna bildirme özelliğine sahiptir. Korona virüsü ile ilgili olarak Contagion , Karanlığın gözleri filmi ve Sylvia Browne ‘nin end of days romanı gibi.

ABD Başkanı Trump’un danışmanlarından ,  benim de 1984- 1988 yılları arasında üstüm  olan ve halen ABD’de yaşayan arkadaşıma internet üzerinden araştırmacı gazeteci olarak  açıkça bu Corona virüsünü Çin’e ABD’ mi bulaştırdı diye sordum . O da hayır ABD bulaştırmadı, Çin kendi dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu ortaya çıkan bu virüsün Çin’den Çinli turist ve ucuz işgücüyle Dünyaya yayıldığını, ABD’ye iftira attıklarını ve ABD’li araştırma laboratuarların devletin mali desteği ile tüm güçleriyle aşı üzerinde çalıştıklarını ve çok kısa sürede aşının bulunabileceği açıklamasında bulundu.

Devlet adamının güvenirliğinin kaybolması, haklı olarak ortaya bir takım senaryoların çıkmasına neden oluyor. Onun için yönetimlerin öncelikle şeffaf ve doğru açıklamalarıyla halkının güvenini kazanması gerekir.

Salı günü saat 17.00 itibariyle Dünyada bu virüs 188.433 kişiye bulaşmış ve 7.500 kişi de hayatını kaybetmiştir. Çin 80.881 vaka ile ilk sırada bulunurken, onu 27.980 vaka ile İtalya , 16.169 vaka ile İran, 11.409 İspanya, 8320 Güney Kore , Almanya 7974, Fransa 6633, ABD 4748 …en alt sıralarda Türkiye 98 vaka ile bulunmaktadır.

Çin’de bu virüs sonucu 3226 kişi hayatını kaybederken bu sayı İtalya’da 2158, İran’da 988, İspanya’da 499, Güney Kore’de 81, Almanya’da 20, Fransa’da 148, ABD’de 93, İngiltere’de 55, Japonya’da 28 kişi hayatını kaybetmiştir.

Bu virüs genellikle hijyen ile doğrudan ilgilidir. Henüz virüsün can almadığı, hava şartları nedeniyle nezle, grip ve domuz gribinin ağırlığının hissedildiği ilk günlerinde gazetemiz Polatlı İstiklal Gazetesinde ‘’HİJYEN’’ başlıklı yazımda Korona virüsünden bahsetmiş ve özel eğitimini gördüğüm hijyen konusunda detaylı bilgi vermiştim. Kamu’nun uyulmasını istediği 14 altın kurala uyulursa ülke olarak bu krizden de anlımızın akıyla en az hasarla çıkacağımıza inanıyorum. Yeter ki önce kendimize, sonra ailemize, temasta olduğunuz yakın çevremize ve topluma saygılı olalım, kurallara harfiyen uyalım.

İngiltere’de yağışsız geçen günler sayılıdır. Toprak yaştır ve İngilizlerin ayakkabılarının altı genelde çamurludur. İspanya ve İtalya içinde bu durum aynıdır. Biz Türkler için evimiz kutsal mekândır ve ayakkabı ile kesinlikle evin içine girmeyiz.

Londra’nın Ricmond semtinde aile yanında kiraladığım villa tipi, birçok ulusun vatandaşının kaldığı eve, yağmurdan ıslanmış ayakkabımı evin eşiğinde çıkardığımda, ev sahibesi İtalyan asıllı İngiliz yaşlı bayan şaşkın, şaşkın bakakaldı. Yerlerin kırmızı halıfleks ile kaplanmış evde tek terlik giyen vatandaş olarak, duvarında Kuran’ı Kerim, seccadeli ve tespihli en güzel odanın bana verilmesi ile onurlandırıldım. Oysa benim dışımda Yunan , Çek , Fransız ve İtalyanlar eve ıslak ayakkabılarıyla Dingo’nun ahırına girer gibi girmişler ve yatana kadar da bu ayakkabıları ayaklarında çıkarmamışlardı. Bugün sonuç ortada.  Eğer İslami kurallara tam olarak uygulanarak abdest alınırsa hijyene de tam uyulmuş sayılır. Günde beş vakit abdestle ve temizlikle  bu virüs baş edemez.  Yeter ki devletin yayınladığı 14 kurala tam olarak uyalım , uymayanları uyaralım .

Saygılarımla