Ana sayfa Doğru Kalem “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet İçin Evet”

“Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet İçin Evet”

765
0

Ülkemiz Rusya destekli rejim güçleriyle Suriye’nin İdlib bölgesinde  savaşırken ve Şehitler henüz toprağa verilmemişken Ak Parti Genel Başkanının Partili Cumhurbaşkanı sıfatıyla meclis grubunda yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanına yaptığı hakaret ve CHP sözcüsünün de kelimesi, kelimesine aynı ifadelerle Sayın AKP Genel Başkanına karşılık vermesi ve TBMM ‘de vekillerin birbirini darp etmesi  ülkenin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle Yüce Türk Ulusunun çoğunluğunca ;  TEK MİLLET olma söylemine ters bir olgunun olduğunu ve ne yapılmak isteniyor sorusunu gündeme getirmiştir. Muhalefet bu tür provokasyona gelmeyecek , Sayın eski adalet bakanı Bekir Bozdağ’ın ‘’ Suçsuz ceza olmaz ‘’ tuzağına  düşmeyecektir.

Cumhurbaşkanının , Cumhurbaşkanı olarak anayasamızda görev ve yetkileri belirtilmiş olmasına rağmen , PARTİLİ (Taraflı)  Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri belirtilmemiştir. Bu konuda anayasada değişiklik yapılması gerekir. Aksi takdirde mevcut haliyle Cumhurbaşkanının partisinin grup toplantısında konuşması Anayasamızın 103’üncü maddesinin tarafsızlık ilkesine  aykırıdır.

Anayasanın 103. Maddesine göre Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Mevcut durumda Partili Cumhurbaşkanının partisinin grup toplantısında yapmış olduğu ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ; hakaret niteliğindeki konuşmasına ve bu konuşmaya aynı cümlelerle verilen hakaret niteliğindeki konuşmaya karşı   ‘TCK’nın 299  maddesinde tanımlanan cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında ceza davası açılamaz , sadece her iki taraf için de tazminat davası açılabilir.

Sinop 2. Asliye Ceza Mahkemesi ise 2015/340 Esas ve 2015/473 Karar sayılı vermiş olduğu beraat kararında “Mahkeme somut davanın kendine has koşulları dikkate alındığında ve devlet başkanına hakaret sebebiyle verilen mahkumiyetin yararını ve başvuran üzerindeki etkisinin tarttıktan sonra kamu yetkililerinin cezalandırma yoluna başvurmalarının hedeflenen amaç ile orantılı olmadığına ve dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir. Nihayet kovuşturmanın Cumhurbaşkanının girişimi ile değil iç hukuk hükümleri uyarınca savcılık tarafından başlatıldığını da vurgulamak gerekir. Somut olayda sanıkların “hırsız katil Erdoğan” şeklinde slogan attıkları sabittir. Ancak AİHM kararlarında da belirtildiği üzere bir siyasetçiye siyasetçi olması dolayısıyla yöneltilen eleştirinin sınırları sıradan bir kişiye yöneltilen eleştirilinin sınırlarından daha geniştir: ikincisinin aksine birincisi zorunlu ve bilinçli olarak fiillerini ve davranışlarını vatandaşların ve gazetecilerin dikkatli bir kontrolüne açık bırakmaktadır dolayısıyla siyasetçinin daha fazla hoşgörülü olması gerekmektedir ve kamu yetkililerinin cezalandırma yoluna başvurmalarının hedeflenen amaç ile orantılı olmadığına ve dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir…. 5237 sayılı TCK’nun 299/1.maddesine göre cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanıklara yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 Sayılı CMK’nun 223/2-a maddesine göre AYRI AYRI BERAATLERİNE…” ifadelerine yer vererek AİHM içtihatlarına uygun karar vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10.maddesine göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Saygılarımla,