Ana sayfa Doğru Kalem MÜLTECİ

MÜLTECİ

674
0

Sanki size bizi kurtarın dedik .

Onlar ülkelerinde iyi , kötü  yaşıyordu , ta ki Mart 2011 de Suriye’nin Daraa kentinde bir gurup çocuğun ‘’ Kahrolsun Esad’’ diye bağırması ve istihbarat görevlilerinin bunları yakalayarak dövmesiyle olaylar başlatıldı . Önceden hazırlanan plan çerçevesinde  olaylar hızla  Suriye’nin diğer kentlerine yayıldı ve  bazı silahlı gurupların Cisr El- Şuğur kasabasını ele geçirme girişiminin ordu tarafından önlenmesi sonucu 29.04.2011 ‘de  on beş bin Suriyelinin  Türkiye’ye sığınmasıyla mülteci akını başlamış oldu. Resmi kayıtlara göre ülkemizde zamanla Suriyeli sayısı 3.6 milyona , maliyeti de kırk milyar dolara ulaştı. Türkiye , Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için  Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge tesisi maksadıyla  Barış Pınarı , Fırat Kalkanı , Zeytin Dalı harekatları ve son İdlib harekatıyla Esad rejiminden kaçan bir milyon ilave mülteci akımını durdurmak için askeri harekatta bulunmak zorunda kalırken ; Avrupa devletlerinin mali yükümlülüklerini yerine getirmemeleri ve NATO müttefiki ülkemize yapılan saldırılara seyirci kalmaları nedeniyle mültecileri serbest bıraktık. Halen yüz binlerce mülteci Yunanistan sınırını zorlarken , sayının milyona ulaşacağı beklenmektedir.

Nasreddin Hoca’nın bir komşusuna borcu vardır.
Derken borcun ödeme günü gelir ama Hoca’da para yoktur.
Hocanın hanımı ise Hoca’dan da telaşlı bir şekilde “Nerden bulmalı, nasıl ödemeli” diyerek evin içinde dönüp durmaktadır.
Bir süre hanımının halini izleyen hoca gülerek komşusunun evine doğru gider. Hanımı hocanın arkasından bakakalmıştır.
“Komşu, benim sana bugün ödemem gereken borcum vardı ya!” der Hoca. “Evet” der komşusu.
“İşte ben o borcu bugün ödeyemiyorum” der Hoca ve evine gelir.
Şaşkın şaşkın bakan hanımına da “BIRAK, ŞİMDİ ONLAR DÜŞÜNSÜN” der.

Bırak, şimdi Avrupalı düşünsün. Demek istiyorum ama çocuklar gözümün önüne gelince de insanlığımdan utanıyorum.

Türkiye, barındırdığı Suriyeli sığınmacı sayısının artmasıyla, 2019 yılı sonunda en fazla sığınmacı ağırlayan ülkeler listesinde ilk sırada yer almaktadır . Sıralamanın ilk üç ülkesi olan Türkiye, Pakistan ve Lübnan dünyadaki sığınmacı sayısının yüzde otuzunu barındırmaktadır.

Türkiye’de Suriyeli sığınmacıların toplumsal kabulü çok fazla sorunsuz ve hızlı olmuştur. Bunda en büyük etken sınır illerimizde bulunan vatandaşlarımızla akrabalık ilişkilerinin mevcut olması ve büyük oranda aynı etnik köken ve dinden olması, aynı dilin konuşuluyor olmasıdır. Her ne kadar akrabalık bağları olsa da kültürel çok büyük farklılıklar olmasa da Suriyeli sığınmacıların sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda Türkiye’ye olumlu ve olumsuz etkileri olmaktadır. 2011 yılı Nisan ayından itibaren Türkiye’ye gelen Suriyeli mülteciler, önce “misafir” şeklinde tanımlanmıştır. YUKK ile Türkiye’de kayıt olan Suriyeliler geçici koruma statüsünde alınmışlardır. Geçici koruma statüsü ile zorla geri gönderilmeye karşı koruma sağlanmıştır.

Suriyeli sığınmacılar için kampların kurulmasını ve koordinasyonunu AFAD ve Kızılay üstlenmiştir. Sığınmacıların kayıt ve kimlik verilme işlemleri polis teşkilatı tarafından yapılmaktadır. Türkiye’deki Suriyelilerin sayısına ilişkin resmi veriler AFAD tarafından yayınlanmaktadır. Suriyeli sığınmacıların güvenliklerinin sağlanması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan harcamaların maliyeti resmi AFAD rakamlarına göre  40 milyar doları geçmiştir. Buna karşılık uluslararası kuruluş ve ülkelerin yaptığı yardım taahhütlerinin çok altında kalmıştır.

Özellikle iş gücü piyasasında yarattığı en önemli etki Suriyelilerin kaçak yollarla ucuz işgücü olarak çalıştırılmaları ile ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı işçi çalıştıran ve çalıştırmayan firmalar arasında haksız rekabet olmaktadır. Göç alan illerde yaşayan ve mevsimlik işlerde çalışan işçiler olumsuz yönde etkilemektedir. Suriyeli işçilerin gelmesiyle, ödenen günlük ücretlerde (yevmiye) düşüş söz konusu olmuştur. Suriyelilerin daha düşük ücretle çalışmaya razı olması bölge insanın işsiz kalmasına neden olmaktadır

Sınır illerinde yaşayan işsiz vatandaşlarımız işsizliklerine gerekçe olarak kaçak ve ucuz olarak iş gücü piyasasında yer alan Suriyelileri sorumlu tutmaktadır.

Sonuç olarak ülkemizde sosyal ve ekonomik açıdan sorun yaratan Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleri ve güvenli bölgede iskanı için Avrupa ülkelerinin  her türlü desteği vermesi kendi vatandaşlarının selameti ve huzur içinde yaşaması için zorunludur. Yoksa yarın onlar için gerçekten çok geç olabilir.

Saygılarımla…