Ana sayfa Doğru Kalem ŞEHİTLER TEPESİ HİKÂYESİ

ŞEHİTLER TEPESİ HİKÂYESİ

735
0

Sayın Cumhurbaşkanının otuz altı Kahraman askerimizin Rus uçakları tarafından Suriye’nin İdlip bölgesinde şahadeti sonrası ‘’ Şehitler Tepesi boş kalmayacak ‘’ şeklindeki açıklaması  ‘’ İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ‘’ kültürüne sahip bir ulusun torunları olarak bu sözün anlamını bir türlü çözemedim.

‘’Bu büyük mücadeleyi verirken, kanlarıyla bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Zulme karşı verdiğimiz hak mücadelesi sonuna kadar devam edecektir. Şehitler tepesi boş değildir, boş kalmayacaktır. ‘’

Benim Şehitler Tepesi denilince aklıma Sakarya Meydan Muharebesi sırasında şehit düşen askerler anısına Polatlı İlçesi’nin Şehitler Kaşı mevkiinde dikilen Sakarya Şehitler Anıtı geliyor; anıt gövdesi, heykeller ve müzeden oluşmakta, gövdesi 915 rakımlı tepeden başlayıp başlangıçtan itibaren daralarak, 420 basamaklı yol boyunca 970 rakımına kadar yükselir. Yolun iki yanında yer alan sütunlar, savaşın üstün düşman güçlerine karşı kazanıldığının ifadesidir. Merdivenli yolun sonunda, Türk Ordusu’nun kazandığı zaferin öyküsünü dile getiren kabartmalar ve müze yer almaktadır. Müzede; Sakarya Meydan Savaşı’na ait belgeler ve çeşitli fotoğraflar sergilenmektedir. Bu Tepe Sakarya Meydan Muharebesi sonunda yeterince dolmuş olup, artık barış içinde yaşamayı şiar edinmiş Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırlarının müdafaası dışında kabul edebileceği ŞEHİT’E tahammülü kalmamıştır.

Gelelim Şehitler Tepesi masalına: Eskişehir Anadolu İmam Hatip Lisesi ( 1972)  ,  Bursa Eğitim Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ( 1991 ) mezunu şair ve yazar Mustafa Özçelik’in romanının adı Şehitler Tepesi:

Ahmet Bey, şehre öğrenimi için gelmişti. Girdiği okulu başarıyla tamamlayıp, öğretmen olmuştu. Burada bir şehirli kadın ile de evlenmişti. Artık köye dönmeyi düşünmüyordu. Çünkü buradaki imkânlar köyden daha fazlaydı. Bu durum baba ile oğlunun arasını açmıştı. Ama Ahmet Bey, yarın bir gün çocuğumuz olursa burada eğitimi daha iyi tamamlanır diye düşünüp burada kalmayı tercih etmişti. Bir gün bir çocukları oldu. Adını Hasan koydular. Hasan’ın doğması dedesini sevindirmişti. Ancak dede, torununu bayramdan bayrama görebiliyordu.

Hasan büyümeye başladıktan sonra da bu böyle devam edip gitti. Ama Hasan’da dede özlemi başlamıştı. Sınıfını çok iyi bir derece ile geçmişti. Bunun ödülü olarak da yaz tatili boyunca dedesinin yanında kalacaktı. Babası da bunu kabul etti. Zaten dedesi de torununu istiyordu. Beklenen gün geldi ve Hasan köyüne gitti. Orada onu amcası karşıladı. Sonra eve gittiler. Dede ile torun hasret giderdikten sonra, Hasan herkesle birer birer hasret giderdi. Sonra kuzenleri ile kaynaştılar. Kuzenleri Hasan’ı soru yağmuruna tuttular. Hasan ve kuzenleri bahçeleri gezdiler. Hasan’a ağaca çıkmayı öğrettiler. Çok yorulan Hasan yatağına yatar yatmaz uyudu. Sabah ezan sesi ile uyandı. Dedesi namaz kılıyordu. Namazı bittikten sonra Kur’an da okudu. Hasan bunları bilmiyordu. Ama dedesine öğreneceğini söyledi. Ondan sonra hayvanları teker teker gezdiler. Hasan hayvanları tanıdı. Hasan kısa zamanda köye alıştı. O yıl yağmur pek yağmamıştı. Bu yüzden yağmur duasına çıkacaklardı. Herkes çayırlığa gitti. Hoca efendi dargınlar varsa barışsın dedi. Yoksa duamız kabul olmaz dedi. Hasan’ın dedesi çıkıp dargın olduğum birisi var dedi. Gelsin barışalım dedi. Bu kişi köyün öğretmeni Serdar Bey’di. Sonra onlar barıştı. Onlar barışınca diğerleri de barıştı. Namaz kılmaya başladılar ki yağmur yağmaya başladı. Herkes Allah’a şükür etti. Kısa zamanda yağmur köyü iyice yeşertti.

Artık Kur’an kursu da başlayacaktı. Köyün öğretmeni Serdar Bey de burada öğrencilere konuları tekrar ettirecekti. Dedesi Hasan’a abdest almayı da öğretti çünkü Kuran’a abdestsiz dokunulmazdı. Abdest almayı öğrendiğine göre artık namaz da kılacaktı. Sonra öbür gün dedesi ile sabah namazını kılmaya gitti. Dedesi Kur’an kursunun ne zaman başlayacağını öğrendi. Saat 10’da başlayacaktı…Hasan Kur’an kursuna gittiği için artık her vakit namaz kılıyordu. Kur’an okumayı da öğrenmişti. Kur’an kursunda bir yerleri de geziyorlardı.

Bir gün Şehitler Tepesi’ni de gezdiler. Burada Hasan’ın dedesi büyük bir kahramanlık yapmıştı. Düşman askerleri köye girmişti. Halka eziyet ediyorlardı. Sonra düşmanın komutanı Kur’an’ı  ayağının altında ezmek istemişti. Ama Hasan’ın dedesi buna izin vermemişti. Kuran’ı aldığı gibi kaçmış. Oradaki köy de ondan cesaretlenip oradaki düşmanları öldürmüşler. Tabii çok da kayıp vermişler. İşte bu yüzden oraya Şehitler Tepesi denilmiş.

Saygılarımla…