Ana sayfa Doğru Kalem BASİRETLİ DEVLET ADAMI GİBİ DAVRANMAK

BASİRETLİ DEVLET ADAMI GİBİ DAVRANMAK

808
0

1964 Yılı Haziran ayında Rahmetli İnönü Kıbrıs’ta Rumlar tarafından Kıbrıs Türklerine karşı uygulanan yok etme planına karşı askeri müdahale kararı almıştı. ABD Başkanı Johnson’un mektubu ve çıkarmanın gerçekleştirilmesi halinde ABD. 6. Filosunun müdahale edeceği şeklindeki engellemeler bir tarafa çıkarmanın yapılamamasındaki en önemli etken askerin bu çıkartmaya hazır olmamasıdır.

Çıkarma en zor operasyonlardan biridir; özel araç gereç, eğitilmiş personel gerektirir. O tarihte Türkiye’nin elinde bunlar yoktu. Çıkarmayı İskenderun’daki 39’ uncu Pentonik tümenin yapacağı söyleniyordu. Bu tümen biri anfibik , biri zırhlı , biri de bindirilmiş üç tugaydan oluşuyordu. Onlar da hazır değildi. Askerler gemiye binince deniz tutmasından telef oluyorlardı. İsmet Paşa bu durumun farkındaydı. Türkiye başlangıçta, Kıbrıs anlaşmalarının yürüyeceği inancıyla hiçbir askeri hazırlık yapmamıştı. 1964 yılında askeri harekât rizikolu bir girişim oluyordu ve ihtiyatıyla tanınan İsmet İnönü böyle bir şeyi asla göze alamazdı. Nitekim bazı toplantılarda, Türk askerinin Rum askeri önünde mağlubiyete uğramasına asla müsaade etmem, demiştir. Kısacası tüm hazırlıklara ve jestlere rağmen o tarihte Türkiye çıkarma için yeterli koşullara sahip olmadığı için çıkarma yapmayacaktı. Ancak İnönü askeri müdahaleyi kullanarak gözdağı vermek de istiyordu. Bu yüzden gemiler, keşif uçakları yola çıktı. Sonra Amerika’nın ‘’Durun, çıkmayın ‘’ demesi sağlandı. O zaman çıkarma yapılamamasının sorumlusu Amerika oldu. Ancak bundan sonradır ki Türkiye Kıbrıs’a gerçekten çıkabilmek için askeri hazırlıklar yapmaya başladı. 1974 başarılı Kıbrıs harekâtına buna borçluyuz.

Türkiye; Esad rejimi tarafından bilinçli olarak Türkiye’ye göçe zorlanan rejim muhaliflerini ülkelerinde tutmak, yeni bir göç dalgasını engellemek için İdlib’e askeri müdahalede bulunmak zorunda kalmıştır. İdlip’te ÖSO yanında birçok Cihatçı gurupların da bulunduğu ve bunların zaman, zaman Rusya ve Rejim güçlerine karşı  provokatif eylemlerde bulunduğu ve Soçi  mutabakatı çerçevesinde Türkiye’nin bu güçlerin ağır silahlarını toplayacağı ve silahsızlandıracağı  kararlaştırılmıştır.  

Soçi mutabakatıyla belirlenen yerlerde gözlem noktaları kuran Türkiye’ye karşı Rusya destekli rejim güçleri mutabakatta belirtilen hususları yerine getirmediğini iddia ettiği Türkiye’nin yerine Cihatçı gurupları bertaraf etme bahanesiyle, fiili harekâta girişmiş ve gözlem noktalarının bulunduğu alanların büyük kısmı rejim güçlerinin eline geçmiştir.

Türkiye’nin en önemli vurucu gücü, hava kuvvetidir. Balyoz kumpası harekâtında bu gücün zayıflatılması için çeşitli oyunlara başvurulmasına rağmen, yine de en önemli ve savaşın kaderini değiştirebilecek güçtür. Geçen gün ( inkâr etseler de)  Rus hava kuvvetlerince yapılan saldırıda otuz dört  Mehmetçiğin Şehit edilmesi ve tüm ülkenin yasa boğulmasında en önemli etken Türkiye’nin hava kuvvetlerini kullanamaması olmuştur.  Bu güç kullanılamazsa Suriye’de bunun gibi istenmeyen neticelerle karşılaşmamız ve daha çok ocakların söneceği kaçınılmazdır. Bu harekâtta İnönü’nün Kıbrıs harekâtındaki kurmay zekâsı gibi zekânın sergilenemediği görülmüştür. Türkiye; sınırda dahi uçaklarını uçursaydı, 50 km vuruş menziline sahip uçaklarımızla Rusya bu hava harekâtına kalkışma cesaretini dahi gösteremezdi. Türkiye İdlip’teki askerinin güvenliğini sağlamak amacıyla, müttefikleri yapmasa dahi derhal hava sahasını uçuşa kapatmalıdır. ABD bunu halen Suriye’de bulunduğu bölgede uygulamaktadır.  Türkiye  yönetimi Rusya destekli bu savaşta gerekli dersi almıştır.

Gerçekte hedef Suriye değil , Türkiye’dir.  23 Mayıs 2007’de Metal Fırtına romanı ile bu mesaj Türkiye’ye verilmişti. ABD Türkiye üzerindeki planlarını gerçekleştirmek için Suriye ile en barışçıl dönemimizde  bizi Suriye bataklığına  çekmiş ve sonra da yüz üstü bırakarak Rusya ile yakınlaşmamıza neden olmuş , teneke yığınından ibaret S-400 hava savunma sisteminin alımı tuzağına düşürmüştü. Beş bin yıllık geçmişe sahip Türkiye güçlüdür, gün milli birlik ve beraberlik ruhu içinde Türk askerinin arkasında olduğumuzu ona hissettirme günüdür.  Tanrı Yüce Türk Milletini korusun.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Savaşta önemli olan Şehitler tepesini doldurmak değil, en az zayiatla istenilen hedefe ulaşabilmektir.

Saygılarımla…