Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Ağlama Oğul Ağlama

Ağlama Oğul Ağlama

710
0

Babası ihtiyarlamıştı, ihtiyarlığın yanında hastalıklar da bastırmıştı. Bu yüzden bakımı biraz daha zorlaşmış, çocuksu halleri her geçen gün daha da fazlalaşmıştı. Buna rağmen babasına karşı hürmet ve sevgisi fazlaydı, bakmaktan geri kalmak niyetinde asla değildi. Ne var ki hanımı böyle düşünmüyordu. O, sık sık şikâyetlerde bulunuyor, babasına bakamayacağını, alıp bir tarafa götürmesini istiyordu. Kadın nihayet bir gün dayattı: “Senin babana bakmaktan usandım, ya onu ya da beni tercih edersin. Eğer onu tercih edeceksen ben şimdiden evi barkı çocuklarla birlikte bırakıp gidiyorum.” gibilerden son ihtannı verdi. Adam: “Hanım, bu benim babamdır, ona ben bakmazsam kim bakar. Onu nereye götürebilirim?” diye sitemlerde bulundu ise de kadın akıl verdi: “Orman içindeki bağımıza götürüp bırak!” Adam çocuklara bakacak kimsesi olmadığı için kadının bırakıp gitmesinden korktu ve kalkıp kağnısını hazırlayarak babasını bindirdi, küçük oğlunu da yanına alıp yola çıktı. Gür ormanın ötesindeki ıssız bağa geldiler, orada babasını indirip bağ damına bırakan adam, küçük oğluyla geri döndü. İhtiyar adam bağ damında kaderi ile baş başa beklerken kağnı üzerinde köye dönen baba ile oğul arasında konuşmalar oluyordu: “Baba, dedemi neden orada bıraktın? Onu ne zaman dönüp alacağız?” “Oğlum o ihtiyarladı artık. Orada kalacak, arada sırada bir bohça ekmek götürür veririz, o kadar!” Küçük yavrunun aklına bir türlü sığmıyordu babasının bu izahı. Tekrar tekrar soruyordu: “Ama neden böyle yapıyorsun bunu, bir türlü anlayamıyorum?” Suallerini tekrarlayıp duruyordu. Nihayet çocuk, babasının ceketinden tutup kendisine doğru çevirdikten sonra ona şu suali

sordu: “Peki baba! Ben büyüyünce, sen de dedem gibi ihtiyarlayacaksın değil mi?” “Elbette oğlum, ona ne şüphe. “O zaman, benim de seni böyle yapmam mı gerekecek? Beni evlendirince karımın ısrarına uyarak seni, böyle bir bağ damına bırakacak, sonra da haftada bir ekmek göndererek mi bakacağım sana?” Baba, aniden sarardı, soldu, ne yapıp, ne söylediğini şaşırdı. Elleri titreyip gözleri yaşla dolmaya başladı. Hızla kağnısının önüne geçti, geriye dönüp tekrar geldikleri yere doğru gitmeye başladılar.

Aklı başına geldiği için ağlaya ağlaya babasının dizlerine kapanan oğul;

“Babacığım, beni, affet, bir hatadır işledim!” derken yaşlı adamdan şu karşılığı alıyordu: “Ağlama oğul ağlama! Ben babamı dağda bırakmadım ki sen beni bırakasın!”

Sevgiyle Kalın…