Ana sayfa Doğru Kalem MACHIAVELLI, HEGEL VE SAVAŞ

MACHIAVELLI, HEGEL VE SAVAŞ

534
0
PAYLAŞ

Hükümdarların görevlerini tanımladığı Prens adlı ünlü eserinde Niccolo Machiavelli, İtalya’da kaosun sona ermesi için güçlü bir devletin kurulmasını şart görüyor, bunun için devleti her şeyin üstünde tutuyor, devlet çıkarları uğruna her yolu mubah sayıyor ve hükümdara ‘’gerçekçi ‘’ önerilerde bulunuyordu.

Machiavelli’ye göre, gerçekçi hükümdar, azimli, kurnaz ve amansız olmalıdır. Hükümdar gerçekten merhametli, ilkeli, sözüne sadık, insancıl, dürüst, dindar olmamalı; ama öyle görünmelidir. Bir devletin her şeyden önce iyi yasaları ve iyi ordusu olmalıdır. Ama öncelikle ordu . İyi ordu yoksa iyi yasalar yararlı olmaz. Prens, askerlik sanatını küçümsemekten kaçınmalıdır. Silahlı zor yerine ricayı benimseyen prens başarılı olamaz. Silahsız peygamberlerin hep yenilmelerine karşılık, silahlı peygamberler hep yenmişlerdir. Silahlı biriyle silahsız biri karşılaştırılamaz; silahlı şiddet çok değil bir kere uygulanmalı, sonra iyilikle halkın sevgisi kazanılmalıdır. Şiddet bir kerede uygulanırsa acısı az sürer, iyilik yavaş yavaş yapılırsa tadına daha iyi varılır ve şiddeti unutturur.

Akıllı bir prens askeri gücünü paralı askerlere dayandırmaktan kaçınmalıdır. Çünkü paralı askerlerden kurulu ordularda birlik, disiplin ve sadakat yoktur. Paralı askerler dostlarına kabadayılık taslar, düşmanların karşısında ödlekleşirler. Ülke barış zamanında paralı askerler savaş zamanında düşman tarafından soyulur. Prens kiralık ordulara da yaslanmaktan da kaçınmalıdır. Roma, Gotları ücretli ordu olarak kiraladıktan sonra çökmeye başlamıştır. Bu yüzden prens kendi ordusunu kurmalı, askerlik herkes için zorunlu olmalıdır. Uzun barış dönemi gevşeticidir. Medler uzun barış döneminde gevşeyip ve yumuşayıp kadınlaşınca Persler boyunduruktan kurtulmuşlardır.

Şu halde ‘’ Prensin tek amacı savaş , savaş sanatı , bu sanatın kuralları ve ona özgü disiplin olmalı , bunların dışında başka bir hedefi , düşüncesi ve sanat olmamalıdır….Prens düşüncelerini her zaman savaş mesleği konusunda yoğunlaştırmalı ve barış dönemlerinde savaşı ,savaş dönemlerinden çok düşünmelidir.

Alman düşünürü Hegel, barışın ülküleştirilmesine karşı çıkar. Hegel’e göre savaş, tarihsel gelişmenin ve ilerlemenin zorunlu aracıdır, mutlak kötülük olarak görülmemelidir. Barışın gevşeticiliğine karşılık savaş dinamizm getirir, ulusun törel sağlığını korur. Başarılı savaş, iç huzursuzluğu önleyip devletin gücünü sağlamlaştırır.

Hegel’in görüşlerinin 20‘nci yüzyıldaki faşist diktatörlüklere ve dünya savaşlarına ideolojik temel oluşturduğu söylenebilir. İtalyan faşizminin diktatörü Benito Mussolini ‘’ Tüm insan enerjilerini en yüksek düzeyde tutan ve değerini bilen halklara yücelik damgasını vuran yalnızca savaştır .’’ diyordu.

Alman nazizminin diktatörü Adolf Hitler Mein Kampf adlı kitabında ırkçılığı savunurken, Hegel gibi ırkın ve devletin sağlığı ve ilerlemesi için kavgayı gerekli görüyordu. Hitler, insanlık tarihinin beka içgüdüsüne sahip sert karakterli uluslar ile beka içgüdüsü barış fikriyle felce uğramış gevşek ve budala ulusların kavgası olduğunu, sert karakterli ulusların bu kavgadan galip çıktıklarını öne sürerken, barış fikrinden nefretini gizlemiyordu.

Sonuç olarak ‘’Yurtta sulh, Cihanda sulh ‘’ fikrini benimseyen iktidarlar varlıklarını sürdürürken, savaş yanlıları tarihin çöplüğünde yok olup gitmişlerdir.

Saygılarımla,