Ana sayfa Doğru Kalem SIRA TÜRKİYE İŞ BANKASI’NA MI GELDİ?

SIRA TÜRKİYE İŞ BANKASI’NA MI GELDİ?

441
0
PAYLAŞ

AKP iktidara geldiğinde 2001 ekonomik krizinden çıkmakta olan Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 11.4 olup, toplam işsiz sayısı ise 2 milyon 636 bin kişi iken Ekim 2019 verilerine göre bu oran yüzde 13.4 ‘e işsiz sayısı da 4 milyon 396 ‘ya çıktı, yani AKP iktidarında işsiz sayısı yüzde 67 oranında arttı. Bunda en büyük etken Türkiye’de cumhuriyet döneminin ilk yıllarında devletin yatırımlara büyük önem vererek inşa ettiği şeker, demir, kâğıt, çay, fındık, elektrik, taş kömürü gibi üretim yapan büyük fabrikaların, Özal döneminde TELETAŞ ile başlayan özelleştirme rüzgârına kapılarak BABALAR gibi satılması oldu. AKP’nin hızlı özelleştirme politikaları sonucu şu an devlete ait ya da devletin ortak olduğu yalnız 71 kurum kaldı. 1995’te Türkiye’de kamu işletmelerinin sayısı 278’di. Özelleştirmelerle birlikte 2000’li yılların başında bu sayı 240’a, AKP döneminde ise devlete ait ya da devletin ortak olduğu yalnız 71 kurum kaldı. Ülkemizde göller yöresinde kuruyan göller gibi, devletin en gözde kurumlarının satılması sonucu kaynaklar da kurudu.

Kardeşim Esad’ın bir anda hain Esat’a dönüştürülmesi sonucu Suriye bataklığına saplanan ülkemiz 3,6 milyon Suriyeliye de bakmak zorunda kaldı, bir tarafta Suriye çatışması nedeniyle harp ekonomisinin finansmanı, diğer taraftan 40 milyar doları bulan mültecilerin ülkemize maliyeti iktidarı yeni kaynak bulma arayışına yönlendirdi. Değerli konut vergisi gibi yeni vergilerin yürürlüğe konması, bedelli askerliğin yaygınlaştırılması, vergi oranlarının artırılması yanında sıra rahmetli Menderes zamanında beri sağ iktidarların gözdesi olan İŞ Bankası hisselerinin hazineye devrine geldi.

CHP’nin Atatürk’ün vasiyetinden kaynaklı İş Bankası hisselerini Hazine’ye devretmek isteyen AKP yönetimi, bir yandan nasıl yasal düzenleme yapılabileceği üzerinde çalışırken bir yandan da CHP’nin Atatürk’ün vasiyetine uygun hareket etmediği konusunda kamuoyu oluşturmayı planlıyor. Bunun için çeşitli argümanlar üzerinde duran AKP, ilk olarak Atatürk’ün CHP’ye bıraktığı hisselerin kaynağının Kurtuluş Savaşı için Hindistan’dan gelen paralar olduğu, bunun da bir siyasi partiye verilebilecek para olmadığı söylemini dillendirecek. Yasalara göre siyasi partilerin ticaret yapamayacağını belirten AKP, İş Bankası’nın 32 iştirake ortak olduğu, CHP’nin de İş Bankası’ndaki hisseleri üzerinden bu iştiraklere ortaklığı bulunduğu tezini işleyecek. AKP, CHP’nin İş Bankası’ndan gelen kâr payını da Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu’na (TTK) verme konusunda sıkıntı çıkararak Atatürk’ün vasiyetine ihanet ettiği söylemini kullanacak.

MADDE 35- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, İş Bankası hisseleri bilinçli bir biçimde kamuoyunu yanlış yönlendirmek için ortaya atılan bir söylemdir. Öncelikle şunu belirtelim; CHP’nin İş Bankası’nda hisseleri, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün mirasına dayanmaktadır.

İş Bankası bizzat Atatürk’ün de sermayeye katılımı ile kurulmuştur. Atatürk ise tüm mal varlığını Cumhuriyet Halk Partisi’ne belli şartlar dâhilinde miras bırakmıştır. Bu şartların içinde Atatürk’ün mal varlığının Cumhuriyet Halk Partisi tarafından sevk ve idaresi yer almaktadır.

Esas olarak Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından İş Bankası’ndaki hisselerinin nemalarının Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu tarafından yararlandırılmasını denetlemek üzere tenfiz memuru olarak görevlendirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne, İş Bankası’ndan herhangi bir gelir gelmediği gibi sorumluluğu da Atatürk’ün mirası ile sınırlıdır.

Cumhuriyet Halk Partisinin mallarına çeşitli yollarla el konulmaya çalışılması, gündeme getirilmesi yeni bir konu değil maalesef. 12 Eylül döneminde de aynı konu gündeme gelmişti. Darbe döneminde malvarlığı elinden alınan CHP, yeniden açılışının ardından dava açmış, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, “Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu aleyhlerine açılan davalarda birleştirildikten sonra, toplanan delillere, Yargıtay ilamlarındaki kesinleşen hususlara ve bilirkişiler kurulu raporlarına nazaran, Aziz Atatürk’ün hisselerinin banka sermayesindeki oranının sermaye artırımlarında da %28.90 olarak muhafazasının Aziz Atatürk’ün vasiyeti gereği olup, rüçhan haklarının kullanılması gerektiği, kurumların bundan dolayı müdahale de bulunamayacakları” yönünde karar vermişti.

Dolayısıyla Atatürk’ün mirasına ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşın İş Bankası hisselerinin devrine ilişkin tartışmaların hukuki gerekçesi yoktur.

Ancak bu yeni bir tartışma değil maalesef, daha önce de rahmetli Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nin getirdiği 6195 sayılı kanun ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin mallarına el konulmuştu. Bu haksız müsadere kanunu daha sonra yürürlükten kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 1963 yılındaki kararıyla da haksız kanunun iptaline karar verildi.

O günkü Anayasa Mahkemesi çok isabetli biçimde, 6195 sayılı Müsadere Kanununu; “çoğunluk partisinin kendi çıkarı için yasayı değiştiremeyeceği ve konunun mülkiyet hakkı değil örgütlenme hakkı dolaysıyla amme hürriyetlerinin ihlali anlamına geldiği için” iptal etmişti.

Türkiye’nin 50 yıldır CHP’nin mallarını tartışması, Türkiye’nin geldiği demokrasi ve hukuk ilerleyişine dair çok anlamlar içeriyor. Bu tür yaklaşımlar sadece Türkiye’nin milli bankasına zarar vermekten öteye geçmiyor. Hazıra dağ dayanmaz , ranta dayalı ekonomi politikaları yerine üretime dayalı politikalar ve Suriye sorununun nihai çözümü ile bu çıkmazdan kurtulabiliriz.

SAYGILARIMLA,