Ana sayfa Fatma Polatcan BİZİM BURALARDA KAR HÜZÜN KOKAR

BİZİM BURALARDA KAR HÜZÜN KOKAR

488
0
PAYLAŞ


Her zamanki hırçınlığı üzerindeydi rüzgârın. Çığlıklarıyla kara haber veriyordu sanki soba başında ısınmaya çalışan köylülere. Bizim buralarda kış can yakar. Ellerimiz üşür önce, sonra ayaklarımızı hissetmez oluruz Hiç unutmam yıllar önce okuldan eve dönerken o kadar üşümüştüm ki ellerim tutmaz olmuştu, kapıyı çalamamıştım. Zar zor ‘ana’ diyebilmiştim. 

Anam kapıyı açar açmaz koşarak sokulmuştum sobanın dibine. Parmaklarımın ucuna hayat gelirken acıyordu ruhum. Bizim buralarda kışın ruhumuz ölür. Kimsenin ruhu duymaz! Camdan dışarıyı izlemek ağır gelmişti. Yarın merkeze gidecektim. Sabah erken uyanmalıydım arabayı kaçırmamak için. Bizim buralara gece çabuk çöker. Söner bir bir evlerin ışıkları. Günün yorgunluğu bizi erkenden yataklarımıza gönderir.

Yıldızlar erkenden göz kırparlar bize.  Ve böylece ben de annemin kendi elleriyle yaptığı yorganı üstüme atıp derin bir uyku çektim. Sabah erkenden hazırlanıp ailemle vedalaşıp arabaya doğru yol aldım. Bizim buralarda yollar pek uzundur.  Yollar, gece karasıdır. Yollar acıdır…

Merkeze gelişimizle hemen işlerimizi halletmeye koyulduk. Erzak alışverişi, ev ziyaretleri, hastane randevuları derken gün bitti ve biz yeniden o bitmek bilmeyen yola koyulduk. Soğuktu. Kat kat giydiğimiz kıyafetler de ısıtmıyordu bedenimizi.

Yalnız gönlümüz sıcaktı. İşlerimizi bitirmenin mutluluğuyla çıkmıştık yola. Başımı cama koyup derin derin düşüncelere dalmıştım. Bu soğukta evi olmayanlar ne yapıyordur diye düşündüm. Yüreğim soğudu. Yuvamı düşündüm sonra. Beni bekliyorlardır şimdi. Öğretmenlerinin istediği kitaptan aldım kızıma. Kim bilir nasıl mutlu olacaktır. Hayat arkadaşıma da içinde güller olan bir yazma aldım. Başına takınca güllere hayat verecek. Kim bilir nasıl yakışır ona. Anamın sesi yankılandı sanki kulaklarımda. Ayaklarımın üşüdüğünü hissetti galiba. Vefalı anam! Dağlar, ah bizim dağlar! Dağların arasından umutlarımızı da yanımıza alıp gidiyorduk işte. Sonra bir çığlık yankılandı dağlarda. Kar bizi içine çekip bir uçuruma atmıştı. Bir sessizlik çökmüştü dünyaya. Kimse duymuyordu bizi. Parmaklarımın ucu acıyordu. Kapıyı çaldım, yıllar öncesine gittim. “Ana kapıyı aç, sesim kesiliyor” dedim. Anam duymadı beni. Parmaklarımın ucu acıdı. Ruhum acıdı. Kimse duymadı bizi. Karın altından sıcacık bedenlerle uçtuk göğe. Bizim buralarda karın rengi kan kırmızıdır. Kim demiş karın kokusu olmaz diye? Buram buram hüzün kokar…
Rahmetle…