Ana sayfa Doğru Kalem DEPREM

DEPREM

416
0
PAYLAŞ

“Buradan bir uyarı yapmak istiyorum .Elazığ – Bingöl arası fay hattı büyük risk taşıyor. Her an deprem olabilir.

Pof. Naci Görür , dört ay önce katıldığı canlı TV programında Türkiye’nin gözünün içine baka , baka bunları söylüyordu . Dün ben kahin değilim , sadece olacakları söyledim  diyordu. Aynı Naci Görür Kanal İstanbul için : “Kanal özellikle Küçükçekmece-Marmara arasındaki en zayıf halkaya yapılıyor. Bu kesim depremden en şiddetli şekilde etkilenecek” dedi.

“Arkadaşlar birkaç kez medyada açıkladım ama anlaşıldığından emin değilim. Buradan bir kez daha yetkilileri uyarmak istiyorum. Kanal İstanbul’un Küçükçekmece- Marmara arası çok riskli. Buradaki kıta sahanlığı Çekmece gölleri açıklarında çok faylı. Bu faylar Kuzeybatı- Güneydoğu doğrultusunda. Bu fayların bazılarının canlı olma olasılığı çok fazla. Bunlar çok sığ da değiller, bazı kesitlerde 4-5 km derinlikte. Eldeki sismik kesitlerden tam olarak değerlendirilemiyor” .”Denizdeki bu fayların Çatalca Fay Zonu ve Çekmece gölleri etrafındaki heyelan sistemlerinin kökleri ile de ilişkileri olabilir. Dolayısıyla Kanalın Marmara ağzı-Küçükçekmece arası beklenen 7,2 büyüklüğündeki depremden çok şiddetli etkilenebilir. Burada kıta sahanlığının parçalanmış olması ve mevcut fayların harekete geçme olasılığı Kanalın bu kısmında şiddeti daha da artırarak büyük bir felakete neden olabilir. Yetkililere sesleniyorum. Lütfen ama lütfen söz konusu kıta sahanlığında ayrıntılı jeolojik ve jeofizik çalışma yapmadan kanala kazma vurmayın” görüşünü savundu. 

Sayın Cumhurbaşkanı Cezayir seyahati öncesi : ‘’ “Her şeyden önce bu birlik, berberliğe gerçekten destek veren halkımız, vatandaşımız varken bir diğer taraftan da bunun gerek siyasi istismar vesilesi yapan, gerekse orada, ‘millet can derdinde bunlar ise mal derdinde’ anlayışı ile ne yazık ki ‘acaba biz buradan nasıl bir fırsat devşiririz, nasıl bir imkan devşiririz’ bunun için de bir karalama kampanyasını sürdürüyorlar. Hele hele sosyal medyada insanı tahrik eden bazı mesajlar var ki onlar çok çok beter, berbat, ahlaksızca…Örneğin, ’20 yıldır bu hükümet depreme yönelik ne yapmış?’ diyecek kadar. Depremi durdurma şansınız var mı? Böyle bir imkan zaten söz konusu değil. Bunu dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkenin yapması mümkün değil.”

Erdoğan, başbakanlığı döneminde ve sonrasında meydana gelen depremler olduğunu hatırlatarak, “Bunlardan bir tanesi Bingöl depremidir. Bingöl depreminde biz anında deprem bölgesine gittik, dahil olduk ve orada adeta Bingöl’ü yeniden inşa ettik. Van depremi -Türkiye’nin Erzincan depreminden sonra ki belki Erzincan depreminden daha da büyük bir deprem- biz Van’ı yeniden inşa ettik. Van’ın merkezinden tutun Edremit’ine, Erciş’ine varıncaya kadar bütün oraları biz yeniden inşa etmek suretiyle sosyal donatı alanlarıyla bütün Vanlı kardeşlerimize yeni bir Van inşa ve ihya ederek yaşam koşullarını düzenledik.” diye konuştu.

“Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Devlet millete hizmet etmekle mükelleftir. Devlet millet için vardır. Millet güçlü olursa devlet güçlü olur. Nasıl ki bir canlının yaşayabilmesi için kana ihtiyacı vardır, aynen öyle de, devletin de yaşayabilmesi için millete ihtiyacı vardır. Canlılar bağışıklık sistemi güçlü olursa sağlıklı yasayabilir. Devletin de dimdik ayakta durabilmesi ve güçlü olabilmesi, milletin güçlü, sağlıklı olmasına bağlıdır.

Bölgeyi çok iyi tanıyan biri olarak Malatya – Elazığ fay kuşağında meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin  35 ölü ve 1607 yaralı ile atlatılmasında ;  son yıllarda çok iyi yetişmiş Jandarma Arama Kurtarma ekipleri , AFAD , UMKE ( Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi ) , Belediyeler bünyesinde organize edilmiş Arama ve Kurtarma ekipleri ve onların koordinasyonunda sağlanan başarı ile mümkün olabilmiştir.

Deprem öldürmez, çürük bina öldürür . Olası İstanbul depreminde çok büyük felaketle karşılaşmamak için , kaynakların çürük binaların yenilenmesi seferberliğine tahsis edilmesi şarttır. Yoksa insanlar öldükten sonra sen İstanbul’u sıfırdan yapmışsın  kime yarar?

Saygılarımla,