Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Sen de gitme…

Sen de gitme…

502
0
PAYLAŞ

“Aşka mantık ile yaklaşanlar, aşık olamazlar.”

Douglas Yates

Ölüm zor ölüm soğuk ama AYRILIK daha ağır bir yük sanki…

Her sabah uyandığımda elleri ayaklarıma sarılmış, yüzüme kondurduğu sıcak bir öpücükle uyanırdım. İşe gitmeden önce kahvaltı sevmediğimiz için, iki fincan kahve ve sigara ile dolardı içimiz. Paramız olmadığından tek bir odanın radyatörünü açar kombiyi kısardık. Üşümek ne güzelmiş diyorum şimdi… Daha da yakınlaştırıyordu bizi sevmediğimiz soğuklar…

Yine bir sabah kahvemizi yudumlarken “beni seviyor musun” diye sordu tatlı gülümsemesiyle… Kızgın bir tavırla “salak mısın seviyorum tabi” dedim… Yutkundu ve bir anda döküldü gözlerinden iki damla. “Ama üşüyorsun ve ben buna çare bulamıyorum” dedi kısık bir tonla.

Sarıldım, ağlamak istiyordum ama biliyordum daha çok yıkılacaktı duvarları daha çok üşüyecekti elleri kıyamadım.

Her gün aynı hızla çıkıyorduk evden. Çıkmadan sarılıyorduk akşam görüşmek dileği ile…

Akşam izleyeceğimiz filme karar veriyorduk her gün, tabi yanında ya bira ya votka…

O gün beni hiç aramadı… mesaj da atmadı… işi çoktu sanırım… nasıl olsa arar…

Akşam eve geldim belki onlarca kez izlediğimiz bir film almıştım, “Ama o bana hiç kızmaz ki” demiştim içimden. Kapı çaldı yüzümdeki tebessüm evimizi ısıttı sanki. “Hoş geldin sevdiğim”. Ne sesi çıktı ne de soluğu… Gözleri şişmiş hala ağlıyordu…

“İşten kovuldum” dedi sadece, üzülsem de gülmeye devam ettim “sana iş mi yok” dercesine… “ev soğuk yakmamışsın kombiyi”…

“Sen geldin ya ısınır şimdi evimiz” dedim sarıldım boynuna.

“Defol” diye bağırdı bileklerimi sıkarak, biliyordum ellerimi hiç bırakmak istemiyordu. Ne yemek yedik, ne de film izledik, uyuduk…

Sabah her sabahtan daha farklıydı ayaklarımı ısıtan elleri yoktu, gözlerime bakan sıcak bakışları, öpen dudakları…

Kahve için su da koymamıştı çaydanlığa… Tıraş oluyor galiba…

Evde yoktu… salona en son paramızı bırakmış bir de not vardı. “Ayaklarını üşütme… bundan sonra beni arama… Elveda …”

Aslında dün ki filmi bilerek seçmiştim. Son kez içecektik içkimizi… Sigara da yasaklanacaktı evde… O’na müjdeli haberi öyle verecektim…

Şimdi Ben ve kızım, üşümeyen ayaklarım, güneş gören evimde bir tek sen yoksun… Ve ben henüz bu sözü söyleyebiliyorum “ELVEDA”…