Ana sayfa Doğru Kalem MEHMETÇİK LİBYA’DA

MEHMETÇİK LİBYA’DA

708
0
PAYLAŞ

Libya’ya asker çıkarmanın gerekçesini bir türlü anlayamadım , geçen gün sayın Cumhurbaşkanı bir TV’de açıkladı , yine ne ben , ne de soruyu soran Ahmet Hakan anladı . O görevi gereği anlamış gibi görünse de anlamadı : Sayın Cumhurbaşkanının açıklamasından Libya’ya Mehmetçiğin gönderilmesinin gerçek nedeni  Türkiye’nin doğal gaz ve petrol ihtiyacının karşılanması .

Sayın Cumhurbaşkanı Libya’nın meşru hükümeti ile yaptığınız “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” Türkiye’yi aynı zamanda Libya ile askeri işbirliği anlaşması yapmaya zorluyor mu ?  Sayın Cumhurbaşkanı evet dese de , bu iki anlaşma hukuken tamamen birbirinden bağımsız. Sadece birinci anlaşmanın devamı ancak şu andaki  Ulusal Mutabakat Hükümetinin varlığının  devamına bağlı gözüktüğünden , mecburen darbeci Hafter güçlerine karşı UMH ( BM ‘nin  hukuken tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti  )  nin yanında yer alacağız.

Yine Sayın Cumhurbaşkanı Türk askerini doğrudan muharip güç olarak Libya , Fizan çöllerinde  darbeci  Hafter güçlerinin karşısına çıkartmak yerine , Rusya ve ABD gibi devletlerin kullandığı yöntemi kullanarak  Suriye’de olduğu gibi ÖSO Özgür Suriye Ordusunu veya mahalli kabilelerden eğittiği güçleri  ön cephede kullanacak ve Türk askeri şimdilik Libya askeri güçlerine  lojistik destek ve askeri eğitim verecek.

Libya’ya asker gönderme konusunda  haklılığını pekiştirmek için Mustafa Kemal’in Libya’da savaştığı , hatta gözünden yaralandığı ısrarla vurgulanıyor . Elbette sadece liderinin sözlerine inanan halk da  haklı olarak  ‘’ Mustafa Kemal ‘de Libya’da savaştığına göre muhalefet neden Mehmetçiğin Libya’ya gönderilmesine karşı çıktığını ‘’ anlamakta güçlük çekiyor.  Oysa bir askerin kendi vatan topraklarını kanı , canı , bütün varlığıyla korumasından daha doğal ne olabilir ki ?  Mustafa Kemal’de , Enver Bey’de , Rauf ve Ömer Fevzi Beyler de , Ömer Naci , Sapancalı Hakkı ve Yakup Cemiller  kendi vatan topraklarını İtalyan işgaline karşı korumak için Libya’ya gittiler. Oysa bugün asker göndermekte olduğumuz Libya ile deniz sınırından başka bir ilişkimiz var mı ?  Yok .Pardon orada müteahhitlerimiz de vardı bir zamanlar . O halde bu iş için Mustafa Kemal’den faydalanmak doğru değil.  O ‘’ Askeri siyasetimiz bir savunma siyaseti olmalı. Yurt dışında tek bir Osmanlı eri kalmamalıdır .’’ Tezini savunuyordu.

1950’de tam yetmiş sene önce ; Demokrat Parti iktidarında Türkiye , Demokrat Parti hükümetinin  Sovyet tehdidine karşı NATO’ya katılabilme fırsatı yakalayabilmek için Tuğgeneral Tahsin Yazıcı emrinde 259 subay , 18 askeri memur, 395 astsubay ve 4.414 erbaş ve erden oluşan 1.Türk Tugayını 17.Eylül .1950’de Hatay’ın İskenderun limanından Kore’ye  yolcu etmişti. Kahramanca savaşan Mehmetçiğin bu başarısın mükafatı olarak  Türkiye 1952’de NATO üyesi oldu. Dokuz yüz Şehitle ABD ve İngiltere’den sonra en fazla Şehit veren üçüncü ülke olan Türkiye ‘nin bugün  NATO üyeliğini tartışanlara , bu üyeliğin Türk askerinin kanı , canı pahasına alındığını hatırlatmakta yarar var ..

Sonuç olarak dış politika nefes  borusu gibi boğum , boğumdur . Her boğumdan geçerken  risk ve kar –zarar analizini çok iyi yapmak gerekir.  İşiniz Mehdi bekleyen askeri  danışmana kaldıysa , Allah Mehmetçiğin yar ve yardımcısı olsun.

Saygılarımla…