Ana sayfa Doğru Kalem ŞEHZADE MUSTAFA

ŞEHZADE MUSTAFA

738
0
PAYLAŞ

Amasya’da Yeşilırmak boyunca tarihi özelliğini koruyan Yalı boyu evleri yer alır.  Yeşilırmak üzerinde alçak köprüden İçeri şehir yahut Hatuniye Mahallesine geçilir.  Hemen Köprünün sonunda iki katlı, üzerinde ‘’ Amasya Şehzadeler Müzesi ‘’ yazılı tarihi bir konak  yer alır. Kapısından girişte geniş taş avluya açılan kapıda, iki lira ödeyerek girdiğim müzede, tek ziyaretçi olmanın avantajı ile klasik müzik eşliğinde bayan görevli nezaretinde Amasya’da valilik yapmış Şehzadelerin balmumu, canlısından farksız heykellerini hayranlıkla seyretmekteyim. Alt katta Amasya’da valilik yapan fakat sultan olma fırsatı bulamayan şehzadelerin balmumu heykelleri, üst katta ise Amasya’da valilik yapıp, sonra Osmanlı Devleti’nde sultan olan(Şehzade) padişahların balmumu heykelleri sergilenmekte. Müzenin iç tasarımında söz konusu sultanların yaşamış oldukları yaklaşık 150 yıllık bir zaman diliminin etkin sanat unsurlarına yer verilmiş. Müzeye hâkim olan alçı üzeri kalem işi desenler, duvarları süsleyen çini panolar, tavan göbekleri, hat, tezhip, minyatür ve ebrular 14. 15. ve 16. yüzyıl sanat anlayışını yansıtmakta.

Amasya’da valilik yapmış olan Osmanlı Devleti’nin 4. padişahı Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid Han, III. Murad ile Amasya doğumlu olan Yavuz Sultan Selim ve tahta çıkamamış olan şehzadeler Mehmed Çelebi, Alâeddin Çelebi, Ahmet Çelebi, Bayezid Çelebi ve Mustafa Çelebi’nin balmumu heykellerinin sergilendiği müzede perdelerden halılara kadar her şey Osmanlı Dönemi’ni yansıtıyor.

Heykeller o kadar gerçeğine uygun yapılmış ki , müzenin içinde yalnızlığın verdiği etkiden de olacak sanki benimle konuşmak ister gibiler.  1540- 1553 yılları arasında 13 yıl Amasya Valiliği yapmış Muhteşem Yüzyılın Şehzade Mustafası  öyle mahzun bakmakta ki , ‘’ Benim günahım ne ola ki ,  yaşamım boyunca saygıda kusur etmediğim Babam Kanuni Sultan Süleyman’ın çadırında hunharca boğduruldum?  Soyum kurutuldu ‘’ demekte… Sanki suçlu sizmiş gibi sadece gözlerinizi yere eğmekle yetinebiliyorsunuz?

Şehzade Mustafa

(1516 – 1555)

Kanunî Sultan Süleyman’ın büyük şehzadesidir. 1516’da doğdu. İlk olarak Saruhan valisi olan şehzadeye, 1540’ta Amasya valiliği verildi.

Bu dönemde Amasya, Sivas’tan ayrıldı ve bağımsız bir vilayet oldu. Çorum, Canik (Samsun) ve Şarki Kara hisar (Giresun) sancakları Amasya vilayetine bağlandı.

1542’de Amasya Kadısı Cemalettin Mehmet Çelebi, şehzadenin baskısına dayanamayıp istifa etti ve yerine Müeyyed-zâde Abdulhayy Efendi kadı oldu.

Şehzade Mustafa, edebiyata oldukça ilgi duyan bir şehzadeydi. İlim erbabı ve şairlerle bir araya gelip onlarla sohbet etmekten zevk alırdı. Şehzadenin nişancısı, muhasibi, divan kâtipleri gibi kendisine yakın üst yönetiminin birçoğu şairdi.

Ancak şehzadenin müsrifliği dikkat çekiciydi. Bunun üzerine 1546’da Kemâleddin İbrahim Efendi, şehzadenin yaptığı israfları tenkit eden “Masârif-i Beytü’l-Mal” adlı eserini yazıp şehzadeye sundu. Şehzade, kendisini uyardığı için, şaire iltifatlar edip onu ödüllendirdi.

1549’da Sultan Süleyman İran harbine giderken Sivas’a geldi. Şehzade Mustafa da Sivas’a gidip babasıyla görüştü ve padişahın izniyle geri döndü.

1551’de İran’ın kışkırtmasıyla İran üzeri gelen Gürcüler, Erzurum’a saldırıp beylerbeyi Musa Paşa’yı şehit ettiler. Şehzade Mustafa oldukça üzüldü. Şehzade, Gürcülerin saldırılarını anlatan bir mektup yazarak gönderdi. Sadrazam Arnavut Rüstem Paşa, bununla ilgilenmedi.

1552’de İranlı eşkıyalar sınırı ihlal ederek yağmaya başladılar. Şehzade Mustafa, bunları ayrıntısıyla Rüstem Paşa’ya yazdı; yardım edilmesini istedi. Ama buna da cevap alamadı.

1553’te İranlılar Kerbela Vakasının yıldönümünde sınır köy ve kasabalarda matem töreni düzenlediler. Bu törenler sırasında yağmalar yaşandı. Bu durum şehzadeyi huzursuz etti. Bunu da acıklı bir mektupla Sadrazam Rüstem Paşa’ya bildirdi; ancak sonuç yine değişmedi.

Sivas beylerbeyi olan Ahmet Paşa, Amasya’da Şehzade Mustafa’yı ziyaret etti. 1554’te Şehzade Mustafa, kızı Fatma Sultan’ı Ahmet Paşa’yla evlendirdi. Bu evlilik Rüstem Paşa’yı şüpheye düşürdü. Şehzade Mustafa’yı babasının gözünden düşürmek için uğraş vermeye başladı. Önceki mektupların birinden bile padişaha söz etmemesi de bu gözden düşürme çabalarının sonucuydu.

Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa’nın isyan hazırlıkları içinde olduğu, bunun için de Ahmet Paşa’yı yanına aldığı ve onu teşvik ettiği haberlerini yaymaya başladı. Sonunda Kanunî’yi de buna inandırdı. Şehzadenin idamına ikna etti.

Olay çıkmaması, şehzadenin sessiz sedasız idam edilmesi için de bir plan yaptı. Padişah, İran seferi ilan edecek ve Şehzade Mustafa’yı da ordusuyla beraber davet edecek, şehzadenin, babasının yanına gururla girmesini başka türlü yansıtarak idam edilmesini sağlayacaktı.

Şehzadeye İran Seferi haberi ulaşınca, babasının gözüne girmek isteyen Şehzade Mustafa, kırk bin kişilik ordusuyla Amasya’dan ayrıldı. Kanunî de Üsküdar’dan hareket etti ve Karaman Ereğlisi’nde “Ak Oyuk” denilen yere geldi. Şehzade de oraya ulaştı. Şehzade, babasının çadırına girince, içeride bulunan Zal Mahmut adlı cellât, şehzadenin boynunu vurdu. Şehzadenin mîr-âhûru ile birkaç hademesi de asıldı. (1555)

Şehzade Mustafa’nın Süleyman Çelebi adlı şehzadesi de Amasya’da boğulup Şehzâdegân Türbesine defnedildi. Şehzadenin kızları Fatma Sultan ile Raziye Sultan da İstanbul’a götürüldü.

Şehzadenin idamıyla boş kalan Amasya Sancağı, tekrar Sivas’a bağlandı.

*Taşcalı Yahya tarafından yazılan Şehzade Mustafa Mersiyesi;

Meded meded bu cihanım yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hânı
(Meded, meded! Bu dünyanın bir tarafı yıkıldı. Çünkü ecel eşkıyaları Mustafa Han’ı yakaladılar ve boğdular.)…..

Tohındı mihr-i cemâli bozuldı erkânı /Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı
( Onun güneş gibi parlak olan yüzü battı ve maîyeti bozuldu. Osmanoğullarını  hîle ile günaha soktular.)

Cinayet etmedi cânî gibi anıın câm /Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı
(Zavallı şehzade caniler gibi bir cinayet işlememişken, belâ seline düşüp boğuldu. Bütün yanında bulunan yakınları darmadağın oldu.)

Yıkıldı yer yüzine aslına rücû etdi  /Saadet ile hemân kurb-ı hazrete gitdi 
(Şehzâde yer yüzüne yığılıp kaldı ve aslı olan toprağa döndü. Şehîdlik mutluluğuyla İlâhî makamcivarına gitti.)

Kaynak : Amasya Valiliği

Saygılarımla,