Ana sayfa Doğru Kalem KAYSERİ TAYYARE FABRİKASI

KAYSERİ TAYYARE FABRİKASI

696
0
PAYLAŞ

Siz o yılları hatırlamazsınız, belki babanız, hatta çoğunuzun dedesi bile hatırlamaz. Kayseri pastırması ile Kastamonu pastırmasının,  Kayseri Mantısı ile Sinop mantısının mukayese edilmesinin akla dahi gelmediği; Kayseri Belediyesinin başında efsane başkan Demokrat partili kambur Osman Kavuncu’nun şehre çağ atlattığı yıllardı.

Babamın görev yaptığı Hava İkmal Merkezi oturduğumuz eve kestirmeden yakın olduğu ve de çocukluğumun neredeyse tamamının Kayseri Uçak Fabrikasında üretilen uçak hikâyeleri içinde geçmesinden dolayı, uçaklara ilgim aşırı derecedeydi. Geçen gün izlediğim Güneş İmparatorluğu filmde Japon işgali altındaki Hong Kong ‘taki İngiliz çocuğunun esir kampındaki Japon Savaş uçaklarına olan aşırı hayranlığı gibi benimde bu fabrikada üretilen ‘’ Made in Turkey ‘’ markalı ağır nakliye uçaklarına karşı hayranlığım da o derecedeydi.

Okul çıkışı yürüyerek Hava İkmal Merkezinin çitlerinden sürünerek geçer  , adam boyu sazların arasından, nöbetçi kulübesini kollayarak uçak bakım hangarlarının olduğu alana gelir, saatlerce ve de hayranlıkla bu uçakları göğsüm kabararak seyrederdim. Türkiye’nin toplu iğne bile üretemediği yalanının hakim olduğu yıllarda bugün ancak İHA, SİHA gibi çocukların dahi üretebileceği uçaklarla avunurken 1927 den başlayarak Dünya’nın beş ülkesi içinde uçak üretebilen ülkeydi TÜRKİYE.

Türkiye ile Brezilya aynı tarihte uçak sanayilerini kurdular, Bugün Brezilya kendi ürettiği savaş ve sivil havacılık uçaklarıyla dünyada söz sahibi olurken Türkiye maalesef basiretsiz yöneticilerce geri bırakıldı. Cumhuriyet tarihinde ne zaman ülkemizde bir kalkınma hamlesi başlatılsa O görünmez el devreye girer bizi durdurur. 1950 ‘li yıllarda bu görünmez elin adı Mr. Marshall’dı , 1988’de Bell Telephone, 2019 ‘da Mr. Trump …

Atatürk’ün talimatıyla 1925 yılında ülkemizde Uçak sanayiinin kurulması için ilk adımlar atıldı. Almanya ile Birinci Dünya Savaşı öncesinde kurulan işbirliği yeni bir boyutuyla yeniden gündeme taşındı. Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Kemaleddin Sami Bey aracılığıyla Alman Junkers firması ile bağlantı kuruldu.

-Fabrika Kayseri’de benim çitlerini kaldırarak kaçak olarak girdiğim alan olan bölgeye 1926’da kuruldu.

İmzalar atıldı, sözleşme yapıldı. Sıra fabrikanın kurulacağı yeri belirlemeye gelmişti. Türk hükümetinin tercihi Kayseri oldu. Bunun başlıca sebebi, milli mücadeleden alınan derslerdi. Amaç, fabrikanın güvenliğini mümkün olduğunca üst düzeyde tutmaktı.

Emekli Yüksek Mühendis Albay Raşit Por:
“Almanların silahsızlanmayla ilgili kısıtlarına arayışlarıyla ilgili en uygun yer Türkiye görülmüş. Türk Hava Kurumunun devlet adına katkısıyla TOMTAŞ adında bir şirket kurulup 1926 yılında tesis buraya kurulmuş.”

Fabrika Teknik Müdürünün kızı Mizyal Eranıl Toltay, babası Mehmet Şerafettin’in Atatürk’ün direktifleriyle Türk Teyyare Cemiyetinin açtığı bir müsabakaya katıldığını söyledi: 
“Babam müsabakaya kazanmış ve 5 kişi Fransa’ya yollanmışlar. Daha sonra Kayseri’ye gelerek askeri tesislerde teknik müdür olarak görev yapmış.”

-Malzemeler kağnılarla taşındı

Junkers fabrikayı iki aşamada tamamlamayı taahhüt etti. Hangarlar ve tesisler kuruldu, bir uçak prototipi dosyası hazırlandı. İnşa çalışmalarının ilk aşaması söz verilen tarihte bitirildi.

Fabrika o zamanın şartlarında, imkânsızlıklar içinde yapıldı. O tarihte Kayseri’de ne elektrik ne de demiryolu bulunuyordu. Fabrika için gereken malzemeler Almanya’dan deniz yolu ile İskenderun’a, oradan trenle Ulukışla’ya, oradan da deve ve kağnılar ile Kayseri’ye ulaştırılıyordu.

Her şey hazırdı. 5 Alman mühendis, 120 Alman işçi ve 240 Türk işçi ile Türkiye’nin ilk uçak üretimi başladı.

-Junkers, hisselerini Türk Hava Kurumu’na devretti

Bir yıl boyunca çalışmalar sorunsuz devam etti ancak Alman firmasının karşı karşıya olduğu sıkıntılar projeye sekte vurmaya başladı.

Junkers, 520 bin lira karşılığında tüm haklarından vazgeçerek hisselerini Türk Hava Kurumuna devretti.

Emekli Yüksek Mühendis Albay Por, Almanya ile olan anlaşmanın feshedilme sürecini şöyle özetledi:

“Sanıyorum çalışanların ücret farklılıkları birinci etken. Orada çalışan Almanlarla Türklere ödenen ücret arasında epey fark var. Bu da huzursuzluğa neden olmuş. Sonra da Almanlarla olan anlaşma 28 yılında feshedilmiş. Milli Savunma Bakanlığına devredilen tesis Hava Müsteşarlığı bünyesinde görevine devam etmiş.

Almanlarla başlayan işbirliği 30’dan sonra Amerikalı Curtiss Hawk ile devam etmiş. Hawk ve Fledgling uçaklarını yapmaya başlamışlar. Sonra Almanlarla Gotha, Polonyalılarla PZL ve 40’larda İngilizlerle Magister lisans alınarak yapılmış.”

-100’den fazla uçak üretildi

Fabrika yüzlerce Türk gencinin havacılık alanında yetişmesine de katkı yaptı.

Kayseri Uçak Fabrikası’nda İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar çeşitli tip ve markalarda 100’den fazla uçak üretildi.

Emekli Albay Por, Curtiss Hawk ve Fledgling model 2 tip uçağın İran şahına hediye edildiğini söyledi.

-ABD yardımı uçak üretiminin sonunu getirdi

Marshall yardımları ve Türkiye’nin NATO üyeliği, Kayseri Uçak Fabrikasının da sonunu getirdi. Müttefiklerine göre artık Türkiye’nin uçak üretmesine gerek yoktu.

Emekli Albay Por: 
“Uçak imalatından uçak onarımına yönelmişler. Envantere özellikle NATO’ya girişimizden sonra verilen Amerikan uçakları bizim burada üretim yapmamıza gerek olmadığı beyanıyla gelmiş. Amerikalıların ilk gelişlerinde uçak üretiminde kullandığımız kanat dikme gibi demirbaşların imha tutanakları da mevcut. Onları imha ettikten sonra da Amerikan havacılığının bize getirdiği uçakların bakımıyla hizmetini sürdürmüş.”

Kayseri’deki tesisler hava ikmal ve bakım tesislerine dönüştürüldü.

Türkiye, savaş sonrasında ortaya çıkan iki kutuplu dünyada ABD’nin yanında yer aldı. Marshall yardımının askeri malzeme ve araç-gereç konusunda sağladığı rahatlık içerisinde uçak üretimiyle ilgilenmekten vazgeçmek durumunda kaldı.

Türkiye’nin uçak üretimine ilişkin tecrübeleri de bir çırpıda heba edildi. Türkiye’nin rahata alıştırılıp üretimden uzaklaşması, Kayseri uçak fabrikasının yaşatılamaması, Türk havacılık tarihine büyük bir kayıp olarak geçti.

Saygılarımla,

Kaynak : TRT Cuma Yavuz
Kamera: Mikail Sevinç