Ana sayfa İbrahim ÖGE Biri bize, diğeri milletime iki soru!

Biri bize, diğeri milletime iki soru!

522
0
PAYLAŞ

Kıymetli okur!

“Milli İrade”; “kurucu asabiyeyi” yani “dayanışma gücü”nü temsil eder ve formülü Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’nın ilk 6 maddesiyle açık bir şekilde ifade edilmiştir. Devletin idare şekli, dili, bayrağı, milli marşı, başkenti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milletin bağımsızlığı ile bu hükümlerin değiştirilemeyeceği ve hatta değiştirilmesinin bile teklif edilemeyeceğine vurgu yapılan Anayasa’nın 6 maddesi ise şu şekildedir:

“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.”

Peki, “Milli irade” ile “Millet iradesi” aynı kavram mıdır?

Elbette ki hayır!

Millet iradesi; “Halkın ‘anayasal çerçevede’ faaliyet gösteren siyasi partilerden birine veya birkaçına, seçimle devleti yönetme yetkisi vermesi ya da devleti yönetmeye atamasıdır.”

***

Peki, “devlet” kavramı?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; “Mâtürîdî temelli İslam ile özdeşleşen Türk Soylu”; emniyet, adalet, hürriyet ve mülkiyeti esas alan, yüzyıl önce kaba ve tecavüzcü düşmana “dur” diyebilen ve bugün aynı inançtaki ‘milli ruhla bezeli vatandaşıyla’ sımsıkı bağlara sahip, kıyamete kadar yaşatılacak kutsal varlığın adıdır.

Tarihi bir derinliği olan Türk milleti ise, halk kavramının üstündedir. Türk milleti, devleti tarafından inşa edilen, bir töresi olan, genetik kültür kodunda ‘doğuştan asker’ yazan sosyal bir varlıktır. Türkçesiyle “siyasi hedefi tek olan” Türk Milleti, “devletiyle suyun birleşenleri hidrojen ve oksijen misali” ayrılmaz bir bütünlük arz eder.

Türk Milleti, kutsal toprak kabul ettiği vatanını, devletinin fiziki koşulu olduğuna iman eder…

Dolayısıyla “Türk devletinin önemi Türk Milletine yapışıktır ve Türk Milleti tarihteki örnekleriyle devletsiz bir milletin yok olacağı bilincindedir…

***

Kıymetli okur!

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, “sınıfsız ve imtiyazsız devlet” sloganıyla, “hürriyet, istiklâl, kendine yeterlilik ve egemenlik” haklarını esas alan, “Türk tarihi, Türk dili ve Türk mimarisi gibi” birçok başlıkta ulusal kültür hedefi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu kıymetli kurucu felsefesi, daha 1939’da “ruhunda mandacılığı öldüremeyenlerin” iktidarında; “Grek/Latin kültürü tercihiyle” rayından çıkarılmış, haliyle bu kıymetli felsefe hedefinden saptırılmıştır. “Modernleşmeyi batıcılıkla karıştırıp”, taklitçiliği yani “smokin giymeyi terakki” kabul eden, “saçma genetik projeleri” gibi “milletin dinini değiştirmeyi” bile dillendiren “bu ezik ruhlu elitlerin” daha o tarihlerde Türk Milletinde açtığı yara, önce rejim düşmanlığını ve “en sonunda rejim düşmanlığını da devlet düşmanlığına” dönüştürmüştür.

Milleti ile yapışık olan bu devletin yurttaşları, ezelden ebede düşmanımız olan emperyalist Batı’nın ve yerli işbirlikçilerinin eliyle -sağa sola saptırılıp- kurucu felsefeyi düşman bilen siyasi hareketlerin ve onların arka bahçesindeki marjinal örgütlerin kucağına savrulmuştur.

Sahnede birbiriyle çatışan bu gruplar, nedense “Türk ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığı” konusunda örtülü bir gövdede her türlü şer ittifakına girmiş, girmeye de devam etmektedir.

Ve bugün geldiğimiz nokta ise utanç duyulacak bir tablodur. “Anadolucusundan siyasal İslamcısına, bölücüsünden Batıcısına” türlü türlü gömleklerle siyaset yapanlar, parlamento kürsülerinden asil Türk Milletini soykırımla suçlayıp, büyük bir cesaretle “milliyetçilik, millet ve devlet de neymiş?”nutuklarını savurup, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin isminin, bayrağının, marşının değişmesi gerektiğini”, “Türkçe” diye bir dil ve “Türk” diye bir millet olmadığını, dolayısıyla “ilk etapta Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değişmesi gerektiğini” utanmadan, sıkılmadan her yerde ve ortamda dillendirebiliyor. Acı olanı ise Türk devletine kasteden bu anlayışa, rant ve siyasi ikbal uğruna ipten ipe zıplayanlar da açıktan destek vermektedir!

“Ellerindeki pusulaları milli olmayan” siyasetçiler gibi “bilinçli bir tahribatın neferi olmaktan” her dönem gurur duyan ve her kaba girebilen yazar-çizer takımı yine sahnededir ve 15 Temmuz’da yarım kalan yıkım planı için yeniden taarruza geçmiştir…

***

Kıymetli okur!

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti, saksıda yetişen bir çiçek değildir”

Milletin sadece devleti yönetmeye atadıkları, “kokusunu ve rengini beğenmedim” diyerek saksıdaki çiçeği değiştiremeyeceği gibi aynı saksıya ikinci veya üçüncü bir bitki ekmeye kalkışamaz!

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “bu rengi ve kokusuyla” aziz vatanımızın Allah’ın izniyle kıyamete kadar sahibi Türk Milletinin toplumsal varoluş kaynağıdır.

Bu gerçeğe rağmen;

“Majestelerinin Türkiye temsilcileri gibi Amerika’nın Ankara’daki adamı olanlar”, geçmişte kullandıkları “çeşit çeşit algı operasyonlarıyla yeniden şekillendirmeye çalıştıkları millet iradesiyle”, hiçbir koşulda “istismar edilemeyecek milli iradeye” operasyon çekmek niyetindedir…

“Kurgu tanıdıktır” ve “bu çukur siyaseti ve temsilcileri” milletiyle yapışık olan devlet aklını ve de şehit kanlarıyla sulanan vatanı kirletmenin derdindedir…

***

O zaman ben yine bize soracağım:

Yahu arkadaş; kalitesi ve kapasitesi tartışmalı, milli ve manevi değerler konusunda zihinleri kirli, diplomalı, Türk ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne nefret ve kini bir meziyet sanan hastalıklı ruhlarla aramıza bir mesafe koymanın zamanı gelmedi mi?

Ve aziz milletime de bir sorum olacak:

Gerçekten biz Türklerin gözü aklında mıdır? Hileyle, iftirayla, yalanlarla bezenmiş politik manevraların ve operasyonların sahibi, çıplak gözümüzle sadece “örtülü gövdelerini” görebildiğimiz küresel tetikçilerin her söylediğine inanıp peşlerine mi düşeceğiz?

***

Son sözümüz milletin iradesiyle, devletin makam ve koltuklarında oturanlara!

Milletin Türk, Devletin Türk, Vatanın Türk, Bayrağın Türk olduğunu ve de ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünün şeref nişanemiz, varlık ve birlik yeminimiz olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın!..

Ayrıca hecelemeden yazıyorum: Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan; vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan