Ana sayfa GÜNDEM Türker: “Unutulmasın ki bizler Cumhuriyet Kadınlarıyız”

Türker: “Unutulmasın ki bizler Cumhuriyet Kadınlarıyız”

129
0
PAYLAŞ

Cumhuriyet Halk Partisi Polatlı Belediye Meclis Üyesi Canan Türker Türk kadının siyasi haklarının kazanılmasının 85. yıldönümünü bir mesaj yayımlayarak kutladı.

Cumhuriyet Halk Partisi  Polatlı Belediye Meclis Üyesi Canan Türker Türk kadının siyasi haklarının kazanılmasının 85. Yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Mesajda Türker şunları söyledi: “Beklentilerin asla bitmediği, kimi görevlerin sualsizce devredildiği kişidir kadın,kimi zaman anne, kimi zaman ev hanımı, kimi zamansa mesleğinin sahibidir”

“Eski Türklerde Kadın İle Erkek Eşit Haklara Sahipti”

“Birçok hakka sahip kadınların kaçı yasalarca ‘eşit’ olduğu erkeğinin fiziki üstünlüğü altında ezilmektedir? Kaçı sahip olduğu haklara hangi koşullarda, nasıl ulaştığını ve bu hakların değerini bilmektedir? Eski Türklerde kadın ile erkek eşit haklara sahipti. Aile monogamdı. Yani bir erkek yalnız bir kadınla evlenebilirdi. Gelin ve güvey mallarını birleştirir ve ayrı bir ev kurardı. Anne ile baba çocuklar üzerinde eşit haklara sahipti. Her işe ait toplantıda kadınla erkeğin birlikte bulunması şarttı. Hakanların emirlerinin kabul görmesi için mutlaka “Hakan ve Hatun emir ediyor ki” sözüyle başlaması gerekirdi. Kurultaylarda, ibadetlerde, harp ve sulh meclislerinde hatun da mutlaka hakanla birlikte bulunurdu.”

“ Türk Kadını Türk Âdetlerini Tamamen Muhafaza Etmişti”

“Gerek Anadolu’ da gerekse Rumeli’ de bulunan köylerde Türk kadını, Türk âdetlerini tamamen muhafaza etmişti. Erkeğin her hususta yardımcısıydı, cemiyet hayatında yeri vardı. Yüzünü örtmezdi ve genel olarak kocasının tek eşiydi. Evlenmede hükümler erkeğin lehindeydi, erkek dört kadınla evlenebilir ve dördü ile beraber yaşayabilirdi. Evlenme için bir yaş kaydı yoktu. Boşanmakta da erkeğin isteği esastı, boş ol demesiyle kadın boşanmış olurdu. Mahkemelerde iki kadının şahitliği bir erkeğinkine denk geliyordu.  Kadın, erkek cemiyetlerine katılamazdı ve sokağa peçe ile çıkmak zorundaydı. Toplu taşıma araçlarında kadınların oturacağı yerler ayrıydı.”

“Türk Kadını; Türkiye Cumhuriyeti İle Yeniden Doğdu”

“Kadın yalnızca ev işleriyle meşgul olurdu. İktisadi hayatın başka çalışma alanlarında tamamen yabancıydı.  Eğitime önem verilmezdi, o dönemde tahsilini ilerletmeye muvaffak olan kadınlara şüphe ile bakılırdı.  Kısaca kadın dar bir ahlâk ve hayat görüşü içinde yaşamak mecburiyetindeydi.Bu gelenek ile süregelmiş Osmanlı döneminde yetersiz kalmış olan kadın hakları, Cumhuriyet dönemi ile yerini buldu. Türk kadını; Türkiye Cumhuriyeti ile yeniden doğdu. Din ve devlet işlerinin ayrılması ve kanunların yenilenmesi, kadın hukukunda da yenileşmeyi hızlandırdı.  Öncelikle 1924’te eğitim ve öğretim hakkının tanınmasıyla, eğitim konusunda kadınlar ile erkekler arasında fırsat eşitliği sağlandı . Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Sözleri ile eğitime verdiği önemi belirten Atatürk; bu alanda kadınları da erkekler kadar özgür hale getirdi.”

Cumhuriyet Kadınları, Modern Dünya İle Aralarına Giren Perdeleri Kaldırdı

 “1925’te ilan edilen Kılık Kıyafet Kanunu, dini kıyafetleri toplumdan arındırmak için getirildi.  1923 ile 1925 yılları arasında Mustafa Kemal, memleket içinde yaptığı tetkik seyahatlerinde fırsat buldukça kadının toplumdaki önemli yerinden ve ödevlerinden bahsetti, kadınların peçe ile gezmelerinin de doğru olmayacağını sık sık belirtti.“Seyahatim esnasında köylerde değil, bilhassa kasabalarda ve şehirlerde kadın arkadaşlarınızın yüzlerini ve gözlerini çok kesif olarak kapattıklarını gördüm. Bilhassa bu sıcak mevsimde bu halin kendileri için mutlaka azap ve ıstırabı mucip olduğunu tahmin ediyorum. Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.”Bu gelişmeler Türk milleti tarafından anlayışla kabul gördü. Baş örtüsü yasaklanmadığı halde kendi kararları ile hareket eden Cumhuriyet kadınları, modern dünya ile aralarına giren perdeleri kaldırdı.”

Medeni Evlenme Merasimi Kabul Edildi

“Kadın ile erkeği gerek evde gerek cemiyetlerde birbirinden ayıran haremlik-selamlık duvarları yıkıldı, Türk milleti, çağdaşlaşma yolunda hızlı adımlar atmaya başladı. Geleneklerdeki bu değişim, elbette siyasi alanda da paralel olarak gelişti. 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile kadınlara siyasi, medeni ve sosyal alanda haklar verildi. Yeni Türk ailesi kuruldu, kadın ile erkek ailede eşit haklara sahip hale geldi. Dini evliliklerin yerine belediye memurları eşliğinde medeni evlenme merasimi kabul edildi. 1930 yılında kabul edilen Belediye kanunu ile belediye seçimlerine katılma, 1933 yılında muhtar seçilme hakkını kazanan kadınlar  5 Aralık 1934’ te Meclis Seçme ve Seçilme Hakkı’yla birlikte siyasi alanda eşitliğe kavuştu.”

Türk Kadını, Cumhuriyet Dönemi İle Yeni Bir Duruşa Sahip Olmuştur

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, ilmî, ahlâkî, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.” sözleri ile Osmanlı döneminde itibarını kaybetmiş Türk kadını, Cumhuriyet dönemi ile yeni bir duruşa sahip olmuştur.Bugüne dönüp baktığımızda, Atatürk’ün önderliğinde kazanmış olduğumuz bu topraklarda, yine Atatürk’ün önderliğinde sahip olduğumuz haklara sahip çıkmakta zorlandığımızı görüyoruz. Cumhuriyetin kuruluşu ile ayağa kaldırılan Türk kadınının günümüzde zaman zaman yüzünün yere eğildiğini görüyoruz. Hala yasaların, hakların kadına şiddeti önleyemediğini görüyoruz.”

Kadın Tam Anlamıyla Özgür Ve Çalışma Hayatında Aktif

“Her aileye en az 3 çocuk çağrısında bulunan iktidarın nitelikli toplumdan çok kalabalık nüfus arzusunda olduğunu, kadınların doğurganlığını maneviyattan soğutup maddi hırslara bürüdüğünü görüyoruz. Cumhuriyet döneminde Türk kadının kazandığı hakların, toplum içinde kazandığı statünün bu gibi hareketlerle kısıtlanmaya çalışılması hem kadınların kendisi için hem de Türk toplumunun geneli için zararlı ve endişe vericidir. Kadın tam anlamıyla özgür ve çalışma hayatında aktif olmadan, toplum bir bütün olarak kalkınmak için çalışamaz, eksik kalır. Eğer Anadolu Kadını kendine sağlanan hakların bilincinde olarak, onların güvencesiyle hareket ederse, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği destansı mücadelelerin daha büyüklerine atılmakta tereddüt etmeyecektir. Unutmayalım ki, çağdaş kadınının gücünü de arkasına alan Türk toplumu, kalkınma yolunda önüne çıkan engelleri çok daha kolay aşacaktır.Böylece Türk kadını eşit birer yurttaş olarak aydınlık yarınlarda hak ettiği yeri bulacaktır.Türkiye’nin kadınları aslında, siyasette erkeklerle eşit haklara birçok Avrupa ülkesinden daha önce kavuştu. 8 şubat 1935’te Meclis’e 18 kadın vekil girdi. O tarihten bu yana siyasette, karar alma mekanizmalarında daha fazla kadının görev alması beklenirken böyle olmadı.Türk kadınları 5 aralık 1934’te Seçme ve Seçilme Hakkına kavuştu. O tarihte ne Fransa, ne İtalya ne de İsviçre’de kadınların böyle bir hakkı yoktu. Türkiye öncü ülkelerden biri oldu  Ama yıllar içinde bu konuda geride kaldı. Unutulmasın ki bizler Cumhuriyet Kadınlarıyız. Atatürk tarafından bizlere verilen haklarımızı sonuna kadar savunacağız.”