Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Birayla-KÖŞE YAZISI

Birayla-KÖŞE YAZISI

2623
0

“Bira neredeyse neşe oradadır” . Çek Atasözü

MASA DA MASAYMIŞ HA

Bir bira içmek istiyordu kaç gündür                                                     

Masaya biranın dökülüşünü koydu 

Uykusunu koydu uyanıklığını koydu 

Tokluğunu açlığını koydu. 

Masa da masaymış ha 

Bana mısın demedi bu kadar yüke 

Bir iki sallandı durdu 

Adam ha babam koyuyordu.

Şiir: Edip Cansever

Bira ; Anadolu ya uzanıştır. Doğuya özgülük taşır. Yetenek, tutku, gelenek ve yaratıcılığın süzülüşüdür Bira. Biracılığın çıkış noktası Sümer, Babil ve Eski Mısır olarak kabul edilir. Bira ile ekmeğin tarihi de birçok yönden kesişir. Mezopotamya uygarlıklarının kalıntılarında günümüzden altı-yedi binyıl öncesine ait bira ve ekmek yapımına ilişkin belgelere de rastlanır. Bu dönemlerde bira imalathaneleri ve ekmek fırınlarının yan yana bulunduğu tespit edilmiştir. 

Gılgamış Destanı’nda da Bira  yerini alır. Romalıların bakış açısında  bira; barbar halklara özgü ve kontrolsüz sarhoşluğunun simgesiydi, Romalılar için bira akınlardan sonra yanlarında getirdikleri bir hatıraydı. Avrupa’da; Özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri için ulusal içecekti. Avrupada birayı ilk üretenler MÖ 1. yüzyılda Keltlerdi. Bir barbar içkisi olarak görülse de 4. yüzyıl başlarında Avrupada da yaygınlaştı. Kayıtlara göre Almanya’da ilk bira 8. yüzyılda yapılmıştı, Orta Avrupa’da 9. yüzyılda bira sadece manastırlarda üretiliyordu. Bazı yerlerde manastıra olan borçlar arpa ile de ödenebiliyordu. Biranın yapımıyla keşişler ilgilenmeye başlayınca keşişlerin günde 5 lt. bira içmesine izin veriliyordu. Manastırlar tüketimlerinden fazla bira üretilmeye başlayınca bir çok manastır bu işin ticaretini yapmaya başladı. Bugün hala Belçika, Hollanda ve Almanya’da bira üreten manastırlar vardır. 12. yüzyılda kurulan Paris Biracılar Birliği, Fransanın en eski sendikalarından birisidir. 1516 yılında “Alman Bira Saflık Kanunu” ile biranın standartı belirlendi ve bira bugünkü tanım ve içeriğine kavuştu. Bu yasaya göre bira yapımında sadece arpa suyu, şerbetçi otu ve su kullanacaktı. 1602 yılında, Dr. Alexanders Nowell tarafından biranın tıpalanmış cam şişelerde saklanması halinde daha fazla dayanacağı gösterildi.

19. yüzyılda James Watt’ın buhar makinesini icat etmesi ve Carl Von Linde’nin yapay serinliği bulması bira tarihinde önemli bir yere sahiptir. Mısır piramitleri yapılırken çalıştırılan kölelerin asıl besin kaynağı olarak da  birayı görürüz. Almanların savaşa giderken “halkımızı ekmeksiz ve sıvı ekmeksiz bırakmayacağız” sözleri de tarihin yolculuğunda yer alır.

Osmanlı’nın da batı tipi birahaneler ve birayla tanışması 1840’ lı yıllara uzanır. Bu dönemlerde Alman göçmenler yoluyla İstanbul, batı tarzı bira kültürüyle tanışır. Ancak, Osmanlı mozaiği, buna ayrı bir katkı sunar. Bir anlamda bozahanelerin yerini birahaneler alır. O zamanlarda birahaneler biranın tüketildiği en keyifli mekânlardır.

1909’da kurulan Büyükdere Nektar Bira Fabrikası kısa süre sonra Bomonti-nektar birleşik Bira Fabrikaları adıyla Bomonti’yle birleşmiştir. Abdülhamid baskısından uzak Selanik’te, gazino ve birahaneler ailece gidilebilen, müzikli yerlerdir, ittihatçılar birahanelerde rahatça toplanıp siyaset de  yapar o dönemde.

1926’da Tekel (*İNHİSAR) idaresi kurulunca Bomonti-nektar Tekel’e bağlanmış ancak 1928’de Bomonti-nektar A.Ş adıyla yeniden kurulan firma üretimini 1938’e kadar sürdürüp o yıl yeniden Tekel’ e devredilir. 1934’te Atatürk Orman Çiftliği bünyesinde ikinci büyük bira tesisi kurulur. 1939′ da Ankara’daki fabrika da Tekel’e devredilir. 1966’da bira üretme izni alan Erciyes Biracılık  Efes Pilsen adıyla 1969’da piyasayada yerini aldığını görüryoruz. Aynı sene Danimarka patentiyle Türk Tuborg üretime başladı. 1984’te alkollü içki olduğu kararı alınarak ruhsatsız satışı engellenir. Dönemimizde de ise  bira  ağır vergilere maruzdur. Satışı da marketlerde ve büfelerde saat 22 ile sınırlanmıştır.

Evet, buraya dek biranın tarihi yolculuğuna göz attık. Tarih içinde bir yeri olduğu kesin, ama elbette günlük yaşamımızda da bir yeri var bu içeceğin…

Kişinin  kendisini arındırma gerecidir . Kapağın altındaki güzelliği getirir. Her türlü ikiyüzlülüğü süzen filtredir.  Rakıseverlerin de  ya ilk ya da son durağıdır. Cin,votka vb gibi bir arkadaşıyla karışınca da farklı bir ambians yaratan içecektir. Kimi zamanda kumsalda içilmesi çok zevkli olan, leziz ve serinletici, muhabbetin mıknatısı, hüzün ve huzuru aynı anda yaşatandır. Kızarmış patatesle,sigarayla,midyeyle,çerezle ve daha nicelerine yakışan, kalamara tat veren, yalnız ve internet başında geçirilen gecelere en yakın, sessiz bir şekilde eşlik edendir bira.

Biranın mekanı ve zamanı yoktur. Her ortamın içeceğidir. Arkadaşla karşılaşırsın bir yerde, “gel şurda iki bira içelim”dir. Kimi zaman telefonda ses olur. Birada  güç ve şehvet de vardır. “Hadi şerefe”yi belki de en çok söyletendir. Bira üretilen yerde yaşama güzellik  gelir. Barın özü de biradır.Yangını da söndürendir. Akıllara dinginlik getirir. Hüzünlüysen de neşeliysen de  gider. Uçak  yolculuğunda da  rahat uyuttandır.

Birer bira içelim sözünde, güzel bir insanı tanımaya çalışmanın adımı vardır. Bira işci sınıfının içkisi olarak tanımlanır.Rock ve metal camiasının da gözdesidir.Denize karşı içerken ayrı  bir tatı vardır… Alkol piyasasının en çok tüketilen içeceğidir. Kimilerince bira  baştan eziktir ve aşağılanır. “İç iç hamallıktır” denir. Bulmacadaki  “bir çeşit cila” sorusuyla da yerini alır yaşamımızda. Seveni için, Cuma ve Cumartesi günlerini iple çektirir.

Her damağa uygun bira çeşitlerini bulmak da  mümkündür. Sadece yapmanız gereken bayinizden ısrarla istemektir. Kimi zaman da sabahlara kadar devam edendir. Masadan kalkarken de içten içe söylenen şudur: “Bunu icat edenin  mekanı cennet olsundur”. Biranın köpüğü onun mantosu gibidir ılımasını geciktirir. Bira köpüğü emektir, bira köpüğü aşktır,  berekettir. Biranın taze olduğunu gösterir. Masanın üstünden odaya bir güzellik verir. Bira geyiklerini de  söyletir  “Nefes alma efes al”. Dünyada en çok alkol tüketen ilk üç ülke litreye göre: Çek cumhuriyeti 160,02.lt civarında Almanya 115 lt civarında. Avusturya 108 lt civarında yer almaktadır. Türkiye ise  tüketim kişi başına yaklaşık 12 litredir.

Biranın medyada da bir yeri elbette.“Almanya’da düzenlenen bir Heavy Metal festivalinde bira ihtiyacını karşılamak için konser alanına bira boru hattı döşenir”. Kimileri içinse hoş görülmeyen  hatta ilkokul  seviyesinde dağıtılandır. RTÜK  ekranda birayı görünce ceza keser TV kanalına  gerekçede  “gündelik hayatın hafifletici  ve başa çıkmayı kolaylaştırıcı olduğu mesajların izleyicilere verilmeye çalışılmasıdır”. Üst Kurul, bir TV kanalında yayınlanan program esnasında, ekran bandında yazılı olarak geçen “Bira yaz, 3131’e gönder, biranın dolduruş sesi cebine gelsin” mesajını sakıncalı bularak, kanala uyarı cezası da verir. Şarap, bira, rakı görüntüsüne de yaptırım uygulanır.

Bazı basın organları da  öğretmenlerin bira içerken çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak . öğretmenleri de teşhir ederek gösterir. Kimi zamanda niye bira vermiyorsun yaralama sebebidir. İran’da bira içen spikerin işine de son verilir.

Şu parçayı çal’ bilmediğini söylerse  elindeki bira şişesiyle, kavga edilirse ‘sarhoştum’ bahanesine  sığınılandır. Bira şişesi öğrencileri  de okuldan da attırmaktadır. Kaza yapan aracın içersinde bira kutuları da yer alabilir bazan.

Biraya sağlık  yönünden ele alırsak  yapılan araştırmalara göre :  B vitamini içerir. Karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarında da yararlıdır. Böbrekleri çalıştırmasının yanında iştah acıcı ve hazmı kolaylaştırıcıdır. Kemikleri de güçlendirir. Kalp krizi riskini de geriye çeker. Kolestrol seviyesini de düşürür. Beyni de güçlü tutar. Doku tamirine  yardımcıdır. O çok bilinen  “bira göbeği” söylemi de aslında bira yanı abur-cuburun marifetidir.

Yapılan araştırmalarda, katılımcılara 6 temel duygunun – korku, üzüntü, iğrenme, mutluluk, kızgınlık ve şaşırma – yansıtıldığı fotoğraflar gösterildi. Sonucunda ise alkollü bira içen grubun, mutluluk içeriğine sahip yüz fotoğraflarını hatırlamakta alkolsüz bira içen gruba göre daha başarılı olduğu görüldü.

Arıları uzaklaştırmak için ise, birkaç adet bira kutusunun ağzı açılıp, masanın uzak bir bölgesine yerleştirilmesi yeterlidir. Arılar bira kutularına doğru yöneldikleri için, onlardan kurtulma sağlanır.

Eğer evde çiçek büyütme ya da bahçede çiçek veya her hangi başka bir bitkinin yetiştirilmesi gibi durumlar söz konusu ise, bira çok iyi bir yardımcı olacaktır. Bira, bitkiler için gerekli olan minerallerin sağlanması açısından da önemlidir.Fakat dikkat edilmesi gereken husus, birayı bitki dibine normal çiçek sular gibi dökmemelidir. Hafif hafif azar azar yapmak lazımdır bunu.

Bira fıkrada da yerini bulur:  Bir gün iki adam bira içmeye bir meyhaneye gitmişler, lakin adamlardan biri hızla bira tüketirken, diğeri elindeki birayı tuvalete döküyormuş, süngerleşen adam sormuş, “hacı neden içmiyorsun da döküyorsun?” bizimki yanıtlamış: “büyük şef aracı kullanmaz.”

Bira, uygarlığın suyudur. Kültürü ve medeniyeti getirir. Bira demokratik bir içecektir. Din, dil, ırk ve toplumsal sınıf tanımadan tüm insanlığa mal olmuştur.

Özgür Karakaya

ozgur694@hotmail.com

Not:

*Bir malın yapımının, tek bir kuruluşun elinde bulunduğu durum, inhisar, monopol.

Herhangi bir üretim alanını devletin elinde tutma, satışı tek elden yönetme ve fiyata hâkim olma durumu, inhisar, monopol.

Bir tek şeye tek başına sahip çıkma

Çok sayıda alıcı karşısında sunumun tek bir satıcı tarafından yapıldığı, aynı üretim dalına girişin engellendiği ve başka mallarla ikamesi oldukça güç bir malın üretildiği piyasa.