Ana sayfa Köşe Yazarlarımız O’NSUZLUK… -KÖŞE YAZISI

O’NSUZLUK… -KÖŞE YAZISI

6475
0

10 Kasım sabahı…

Saat 09.40… Çelenk sunma töreni ve alternatifi bitmiş.

Cumhuriyet meydanında sadece güvercinler ve ben…

Sessizliği yırtan bir güvercin çığlığı;

– Ati, Atatürk heykeline bak!!!

– Bismillah destur, Allah’ım  demire can yürüyor. Heykel, ete kemiğe bürünüyor.

– Şişşt, korkma sadece sen duyabiliyor ve görebiliyorsun.

– Nasıl yani?

– Görmeyi ve duymayı çok istedin. En çok istediğin şeye çok yakınsın, hadi yaklaş…

Atının yeleleri uçuştu önce, mavi gözleri çakmak çakmak oldu. Atından inerken üniforması birden o çok sevdiği beyaz gömlek ve siyah takım elbisesine dönüştü. Yeleğinin cebinde kostaklı saati… Gümüş tabakasından çıkardığı sigarasını yakmak için hafif eğildiğinde göz göze geldik, gülümsedi. Koşar adım yaklaştım.

-Paşam, müsaadenizle…

Hafiften esiyor olsa da rüzgâr söndürmesin diye elimin üzerine koyduğu avucuyla iki kere sıvazladı elcağızımın sırtını, heyecandan titreyen ellerimle sigarasını yakarken…

-Teşekkür ederim, adın ne senin çocuk?

– Ati, Paşam…

– Nasıl yani, ecnebi misin?

– Bin cihanı verseler de değişmem şu öksüz Türk’lüğümü Paşam… Ne mutlu Türk’ üm diyene hem de tüm kalbimle…  Adım Alaattin, kısaltılmışı Ati… Yani sevdiklerim ve beni sevenler Ati derler.

Mütebessim bir ifade sardı yüzünü, Cumhuriyet Meydanındaki boş banklardan birini işaret ederek;

-Gel Ati, oturalım biraz…

-Malum Polatlı’nın esintisiyle karışık sabah serintisi, üşütmeyesiniz Paşam. Radyomuz hemen şuracıkta sevdiğiniz türküler eşliğinde çok sevdiğiniz kahve keyfiyle… İsterseniz ‘’ Vatandaşlarını her tür ayrılıktan koruyarak onları, kendileri ve Büyük Türk Ulusu için faydalı kılmaktır.’’ Gayesi ile kurduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin Polatlı İlçe Başkanlığı’ na gidelim. Sıcak bir çay ya da çok sevdiğiniz üzere bir kahve ikram ederiz. Bu yıl biraz daha kalabalığız, delege seçimi yaklaşıyor ondan belki…  Şaşkınlığıma verin Paşam uzun yoldan geldiniz, karnınız aç mı? Sıcak bir çorba, belki o çok sevdiğiniz kurufasulye, pilav ne dersiniz?

-O kadar vaktim yok evlat, daha Çanakkale’ ye gideceğim, oradaki askerlerim de bekler beni… Siz saygı duruşundayken, Sakarya’daki şehit askerlerim de yanınızdaydı. Onların ve bizlerin nöbetleri halâ devam ediyor evlat…

-Hakk’ı âliniz var Paşam…

-Dalgınlaştın çocuk, ne düşünüyorsun?

-30 Ağustos Cuma Hutbesi ‘’ Vatan Bize Emanettir.’’ başlığını taşıyordu ve fakat isminizi söylemediler bile… 

 -Demeseler de milletin kalbindeki ‘’Ben’’ silinir mi evlat? Ben bu milletin sinesinden yetişmiş bir insanım. Benim için milletim ‘’ Atatürk bizden biridir’’ desin kâfidir. Biliyor musun bir gün bana hakaret etti diye bir köylü vatandaşıma dava açılmış, dosya ile ilgili bilgi verilince, ‘’ Ben ne yapmışım köylüme’’ diye sordum. ‘’ Gazete kağıdına sardığı tütünü yakarken gazete kağıdı tutuşmuş’’ dediler. ‘’ Peki siz hiç gazete kağıdından sigara içtiniz mi?’’ diye sordum.

-İçmemişler di mi Paşam?

–  Ben Trablus’ tayken içtim, berbat bir şeydi. Siz onu bu yüzden mahkemeye vereceğinize, insan gibi sigara içmesini sağlayın, demiştim.

– Geçenlerde Master Şef geldi, program yaptılar Gazi’lerle… Sizi anlatamadılar yine… Enginar yemeğiyle ilgili bir cümle söylendi. Dedim; Ahh be…

-Sorma evlat, Kılıç Ali’ye tembihlemiştim. Mevsimi değilmiş ve Hasan Rıza Hatay’dan sipariş etmiş. Nasip değilmiş…

-…….

-Sil bakayım gözlerini… Her koşulda Bayrak gibi dimdik duracak benim miilletim…

-Keşke sizin devrinizde yaşasaydım Paşam…

-Ati, önemli olan ne biliyor musun evlat?

-Nedir Paşam?

-Önemli olan bu devirde beni yaşamak ve yaşatmak… Benim için kıymetli olan budur. Hadi Ati benim için güzel bir şiir oku ve ben gideyim.

Gözlerimi kapattım, en bi şiir ses tonuyla başladım okumaya;

‘’ Sen raksına dalarken için titrer derinden

Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin

Bizim de kalbimizi kımıldatır derinden

Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin ‘’

Gözlerimi araladım, ben şiiri okurken o mavi gözlerini ufka doğru yatırışını, yüzünün o anki halini görmek için…

Gitmişti.

Kulağımda tanımadığım bir ses;

‘’ Reisi Cumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vehamet dün gece saat 24.00’te neşredilen tebliğden sonra her an artarak bugün sabah saat 9’u beş geçe büyük şefimiz derin bir koma içinde terk-i hayat etmiştir.”

Sonrası acı bir siren sesi…

YAS’CA KALIN….

DİP NOT:  Sabah 7’de kalkılır. Annem geceden ütülemiştir gömleğimizi, pantolonumuzu… Kravat takmayı zerre sevmeyen babam, banyo kapısına yönelmişken ben sorar, ‘’ Bak bi oğlum nasıl olmuş kravat?’’ Limon da vurmuş ak saçlarına, parıldar beyazı… Sabah namazında da etmiş Ata’sına duasını… Biz Ata’mızdan böyle gördük. Ata; Bizim için baba… Babam için de Ata; Baba… Babamla birlikte babamızın huzurundaydık. Bugün mazeret olmazdı, o-la-maz-dı. O olmasaydı görürdük babayı…

VİP NOT: ‘’Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim. ‘’ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK…