Ana sayfa Doğru Kalem BARIŞ PINARI HAREKÂTI – SURİYE SINIRI GÜVENDE-KÖŞE YAZISI

BARIŞ PINARI HAREKÂTI – SURİYE SINIRI GÜVENDE-KÖŞE YAZISI

825
0

DAVET

Dört nala gelip  Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim !

Bilekler kan içinde

Dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

Bu cehennem , bu cennet bizim

Kapansın el kapıları

Bir daha açılmasın

Yok edin insanın insana kulluğunu

Bu davet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim.

Nazım Hikmet ( Kuvayı Milliye Destanı’ndan )

Geçtiğimiz Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya’nın Soçi kentinde Rusya lideri Putin ile Barış Pınarı Harekâtı dışında kalan ve Rusya ve Rejim güçlerinin hakim olduğu alanlardaki terörist unsurların temizlenmesi konusunda altı saatlik görüşme sonucu mutabakata vardı. Böylece Türkiye’nin Güney sınırı Kamışlı dışında terör örgütünün 30 km güneye çekilmesi ile güven altına alınmış olacak. Aynı saatlerde de Suriye Devlet Başkanı Esat askeri heyetiyle birlikte İdlib sınırında gövde gösterisi yaparak Başkan Erdoğan aleyhinde demeçler vermekteydi. Bizde Evlat acısı, onlarda kuyruk acısı oldukça hain Esed’ın kardeşim Esat ‘a dönüşmesi ve Suriye’de kalıcı barışın sağlanması mümkün görülmüyor.

Soçi’de görüşmelerin olduğu saatlerde, TV’de gözümüz yaşlı Şehit haberlerini izlemekteydik. Barış Pınarı Harekâtı’nda teröristlerin saldırısı sonucu Şehit olan üç kahraman Mehmetçik; Umut Coşkun, Caner Selimoğlu, Mutlu Can Meşeci ve İran sınırında Şehit olan Zekeriya Altunok toprağa verilmekteydi. Allah Rahmet Eylesin, mekânları Cennet olsun.

Soçi görüşmelerinin alışılmışın dışında altı saat gibi uzunca bir zaman sürmesi bende, Türkiye-Suriye sınırından 37 kilometre uzaklıktaki Münbiç ilçesinin Karakozak köyünde bulunan uluslar arası anlaşmalarla yurt dışında bulunan tek vatan toprağımız Süleyman Şah Türbesi hakkında müzakereler nedeniyle uzadığı şüphesi doğurdu.

Süleyman Şah Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesidir. 1200’lü yıllarda Moğol istilası üzerine yaklaşık 50 bini bulan tebaasıyla Anadolu’ya gelmiş ve Fırat kıyısına yerleşmiştir. Haçlı Seferlerine karşı Filistin’e gitmek isterken bugünkü Suriye’de, 1227 yılında Fırat Nehri’nde boğulmuştur. Süleyman Şah ve iki muhafızı, bugünkü sınırımıza takriben 100 km mesafede olan Caber Kalesi’ne defnedilmiştir.

Bugünkü Rakka şehrinin 50 km. batısında ve Halep’in 110 km. güneydoğusunda bulunan Caber Kalesi, Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Türkler için büyük manevi değer taşıyan Caber Kalesi, 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Fransız Hükümeti arasında imzalanan Ankara Anlaşmasının 9. maddesi gereğince, Osmanlı Devletinin kurucusu Sultan Osman’ın büyük babası Süleyman Bin Kaya Alp’ın Caber kalesindeki, Türk Mezarı adı altında tanınan kabri, müştemilatı ile beraber, Türkiye’nin malı sayılmış ve Türkiye’ye orada muhafızlar bulundurma ve Türk bayrağını çekme hakkı tanınmıştır.

Hatırlanacağı üzere , Şubat 2015 ‘de Şah Fırat’ adı verilen, Başbakan Davutoğlu’nun   ‘Bu Operasyon Kararı Hukuk Devleti İçerisinde Ankara’da Alınmıştır’ açıklamasıyla çatışma çıkmadan Süleyman türbesi  taşınma  operasyonu tamamlanırken, operasyona katılan askerlerden biri kaza sonucu şehit düşmüştü.  Süleyman Şah’ın naşı , Suriye‘nin Eşme Köyü’ndeki, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrol altına aldığı ve Türk bayrağının çekildiği yeni türbeye nakledilmişti.

Saygılarımla,