Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor-KÖŞE YAZISI

Cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor-KÖŞE YAZISI

626
0
PAYLAŞ

Evlat acısı ne derin bir yaradır kim bilir! Allah’a çok şükür ki yaşamadım. Ama evlatlarını kaybetmiş akrabalarım ve arkadaşlarım var. Onlara ne zaman baksam gözlerindeki o derin hüznü görebiliyorum. Evlat Allah’ın anne ve babalara verdiği en değerli hediyedir bunu çok iyi biliyorum. Bir de bir “hiç” uğruna evladını kaybetmek ne kadar büyük bir acıdır kim bilir?

Cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor

Jack yavaşlamadan önce takometreye baktı. Hız limi­tinin elli olduğu yerde yetmiş üç ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafından dur­duruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şansız olabilirdi? Jack arabasını sağa çekti, “inşallah şu anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer,” diye düşünüyordu.

Polis elinde kaim bir not defteriyle arabadan indi. Bob? Bu polis, kiliseden tanıdığı Bob değil mi? Jack iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum bir cezadan daha kötüydü. Kilisede tanıdığı bir polis, arkadaş olduğuna bakmaksızın birini durduruyordu. Hem de hızlı gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için.

“Merhaba Bob! Bu şekilde karşılaşmamız ne kadar ilginç!”  “Merhaba, Jack!” Bob gülümsemiyordu.

“Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için giderken yakaladın’ “Evet, öyle’ Bob umursamaz görünüyordu.

“Son günler eve hep çok geç gittim. Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi. Ayrıca Dilbana bana bu akşam patates ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyor musun?” “Evet, ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum,” diye cevapladı Bob.

“Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi. Taktik değiştirmek gerekli,” diye düşündü Jack: “Beni kaç ile giderken yakaladın?”

“70! Lütfen arabana girer misin?” dedi Bob. “Ah, Bob, bekle bir dakika lütfen. Seni gördüğüm anda takometreye baktım. Sadece 65 ile gidiyordum.” “Lütfen, Jack; arabana gir!” diye üsteledi Bob. Jack canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı. Bob not defterine bir şeyler yazıyordu.

“Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatımı iste­miyor ki,” diye düşündü Jack. Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamın yanına oturmaktansa, birkaç Pazar Jack kiliseye gitmeye­cekti. Bob kapıyı tıklatıyordu. Jack arabasının penceresini açtı. Bob Jack’a bir kâğıt verdi ve gitti “Ceza değil bu,” diye kendi kendine söylendi Jack. Bir anda sevinmişti. Bu bir yazıydı ve kâğıtta şunlar yazıyordu:

“Sevgili Jack, benim bir kızım vardı. Altı yaşındayken çok hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. Üç ay hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabildi. Ama ben… Ben kızımı tekrar koklayabilip, öpebilmek için cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor.  Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kere de başardığını zannettim. Belki başarmışımdır, ama halakızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkat et, Jack; tek bir oğlum kaldı.”

Jack on beş dakika kadar bir süre yerinde kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti Evine varınca, çocuklarına ve karısına sıkıca sarıldı.

Sevgiyle…