Ana sayfa GÜNDEM Öztürk: “Polatlı çiftçisi çok zor durumdadır”

Öztürk: “Polatlı çiftçisi çok zor durumdadır”

425
0

Başkan Öztürk’ten önemli açıklamalar

İYİ Parti Polatlı İlçe Teşkilatı Kurucusu Ankara İl Başkanı Yetkin Öztürk, dün ilçe binasında basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İYİ Parti Polatlı İlçe Teşkilatı Kurucusu Ankara İl Başkanı Yetkin Öztürk, dün bir basın toplantısı düzenledi. Öztürk, ülke geneli ve Polatlı gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda; üyelik seferberliği, işsizlik, yanlış mülteci politikaları, Diyarbakır anneleri, yakıt zammı, ekonomik sıkıntılar ve tarım sorunları gibi pek çok konuya değinildi. Öztürk, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vatandaşımız kendisini bir yere ait hissetmek istiyor”

“Kıymetli teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.  İnşallah ulusal basın da  yerel basının yapmış olduğu gayreti gösterdiği müddetçe İyi Parti Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla daha iyi buluşacaktır. Sayfalarında çokça sütunla bize yer veren yerel basınımıza da teşekkür ediyoruz.  Konuya Partimizde Ankara İl Başkanlığı olarak yapmış olduğumuz 19 Ağustos’ta başlattığımız üyelik kampanyaları ile girmek istiyorum.  Ankara Valiliğinden almış olduğumuz izinle 19 Ağustos 2019 günü iki haftalık süre içerisinde 23 ilçe’de  üye stantlarını kurduk.  Yaklaşık 4250 üye ile buluştuk. Bu bizim için kısa sürede çok önemli bir üye sayısıydı.  Bu şunu gösteriyor ki artık vatandaşımız kendisini bir yere ait hissetmek istiyor. Bulunduğu siyasi partiden veya bulunduğu siyasi ortamdan memnuniyetsizliğini dile getirmek istiyor. Ve bu adres olarak da şuanda Türkiye’nin umudu olan Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener’in kurmuş olduğu İyi Parti’yi bir umut olarak görüyor. İki hafta gibi kısa bir süre içerisinde yaz döneminde 4250’ye yakın vatandaşımız Ankara’lı hemşerimiz partimize üye olmuşlardır. Bunların hepsi aktif üyelerdir.  Onun hemen arkasından 2 Eylül günü siz Alo deyin biz size gelelim kampanyasını başlattık. Yine 25 İlçemizde. Bunları teşkilat başkanımız sayın Koray Aydın resmi sayfalarından ve genel merkezimizin sayfalarından paylaştı. Hakikaten vatandaşımız yine burada kendisini gizlemeden fırında pazarda evinde bahçesinde  bağında tarlasında arkadaşlarımız onların ayaklarına giderek üyeliklerini yapıyorlar ve şuanda bu manada üye olan arkadaşlarımız da aynı  zamanda partimizde görevler  talep ediyorlar mahalle  temsilcileri başta olmak üzere. Bunun ilk çalışmasını da Pazar günü saat 15.00’te Keçiören’de başlayacağız.”

“Türkiye’de ne yazık ki işsizlik oranı TUİK’e göre %13 olarak açıklandı”

“İkinci maddemiz ve aslında en önemli madde ülkenin şuanda birinci gündemi olan işsizlik. İki gün önce resmi Tuik verilerine  göre Türkiye’de ne yazık ki işsizlik oranı TUİK’e göre %13 olarak açıklandı. Bu şu manaya geliyor. Yaklaşık ülkemizde 4 buçuk milyon işsiz var. Tabi biz yıllarca şunu ifade etmiştik. Üretim olmadığı müddetçe işsizlik artacak diye. Lokomotif olarak sadece inşaat sektörünü seçen bir hükümet. 18. Yılın sonunda ne yazık ki sadece 9 ayda inşaat sektöründe beş yüz bin işsizle karşı karşıya kalmıştır. Şuanda sadece bir sektörde beş yüz bin vatandaşımız işsiz kalmıştır. Burada yanlış politikalar bugünü bize ne yazık ki bugünde yüz yüze getirmiştir. Neydi bu yanlış politikalar siz üretmeyin siz okumayın  siz sorgulamayın siz düşünmeyin sizin adınıza yaparız. Bunun yanlış olduğunu ifade etmiştik. Bu yanlışla şuanda yüz yüzeyiz. Bunu bir çırpıda aşmak çok zordur. Çünkü ne yazık ki elinizdeki tüm fabrikaların bir çoğunu sattınız. Üretime kapattınız. Bundan bir buçuk yıl önce başta Uzunbey olmak üzere Polatlı’nın ve civarda tüm pancar üreticisi köyleri hep birlikte gezdik.  34’e yakın köyümüzü gezmiştik o dönemde buna basınımızda iştirak etmişti. Orda da ifade etmiştik. Yapmayın satılırsa hepiniz mağdur olursunuz diye ne yazık ki şuanda üretimi kesin anlaşma yapıldı dendiği şeker fabrikalarından bazıları villa arazisi olarak konut arazisi olarak birilerine satılmaya başlandı bunu da ulusal basında da kamuoyu ile de paylaşıldı. Bunu görmek için alim olmaya gerek yoktu. O gün bunu ifade etmiştik. Şuanda da o köylerimizde mahallelerimizde temsilcilerimiz bizleri köylerine davet etmekteler. Ama ne yazık ki tren o istasyonu terk etti. Yapılacak çok bir şey kalmadı.”

“Özgür olmayan insanların Cuma namazı kılamadığı bir ülke haline geldik”

“Geldiğimiz bir nokta dediğim gibi bir çırpıda gelmedik. İçerde ve hariciyede yapılan yanlış politikalar bizi bugüne getirdi. Bundan yılını bile unuttuğumuz 3-5 yıl önce stratejik derinlik adı altında yanlış uygulamalara gidilen Suriye politikaları, 15 gün sonra Cuma namazı kılacağız derken ne yazık ki ülkemize gelen beş milyon Suriyeliye Cuma namazı kıldıramaz hale geldik. Şuanda ülkesini terk eden savaş halinden dolayı özgür olmayan insanların Cuma namazı kılamadığı bir ülke haline geldik.  Üç gün önce üçlü bir zirve yapıldı inşallah Suriye’nin kuzeyinde hepimizin temkinli bir şekilde takip ettiğimiz bir kuzey Suriye devleti yani PKK’nın önüne aldığı bir kuzey Suriye devleti tehlikesi vardı. Bununla ilgili de esadın  pyd’yi bu manada terör örgütü olarak görmesi sevindirici bir eylem.” 

“Ne yazık ki devletin iki Bakan’ı da o kapıya gitmiştir”

“Yaklaşık iki üç haftadır orada Diyarbakır’da anneler bir siyasi partinin kapısının önünde medet beklemekteler. Bir yıl önce iki yıl önce üç yıl önce beş yıl önce tarihini bile unuttukları çocuklarının dağa gidişlerinin dönüşlerini beklemekteler. Ne yazık ki devletin iki Bakan’ı da o kapıya gitmiştir. İçişleri Bakanı ve Devlet Bakanı. Orada annelere sözde destek için gitmişlerdir ama devlet bir siyasi partisinin kapısına gitmez  devlet başka birinden medet beklemez devlet böyle aciz duruma düşürülmez devlet gereğini yapar o annelerin evlatlarını alır ve getirir. Getirmiyorlarsa da oraları başına yıkar. Yapması gereken budur ama ne yazık ki devletimiz burada sınıfta kalmıştır. Bunu siyasi parti olarak da genel merkezimizde net bir şekilde ifade etmiştir.”

“Yedek akçemize bile el uzatmak zorunda kalan bir ekonomiyle karşı karşıyayız”

“Bir diğer maddemizde işsizlikten bugüne doğru geldiğimizde seçim öncesinde hepimizin de şahitlik ettiği 31 Mart öncesinde iki ay içerisinde bizleri nostalji’ye götüren bir kuyruklarla karşı karşıyaydık. Çocukluğumuzda hepimiz hatırlıyoruz. Varlık çadırlarımız vardı. Türkiye’nin muhtelif bir çok şehrinde merkezinde domates biber patlıcan vs. sebzelerin satıldığı bunların adına da iktidar tarafından varlık çadırı konmuştu. Ama ne hikmetse bir anda 31 Mart sabahında Türkiye’nin hiçbir yerinde bu varlık çadırlarını göremez hale geldik. Bunu vatandaşın net bir şekilde görmesi gerekiyor. Artık bazı şeyleri anlamaları için ne yapmamız gerekiyor bizde anlayamaz hale geldik. Hakikaten siyasiler olarak bunu defalarca ifade etmemize rağmen  vatandaşımızın da artık bunu kendisinin sorguluyor olması lazım. Bu doğru kararları da kendisinin vermesi gerekiyor. İkinci bir nostaljiyi de bundan üç gün önce benzin ve motorin zammı duyulduğunda ben Ankara’da bizzat şahit oldum. Benzinlikte en az 15’e yakın insan kasada sıra bekliyordu. Çünkü o gece biliyorsunuz yaklaşık 20-30kuruş aralığında bir zam geldi. Buna da şahitlik ettik. Dolayısıyla bu sürdürülemez hale gelen ekonomik sıkıntıların maalesef toz pembe gösterip bazı baskılarla doları bir seviyede tutmak merkez bankasının başkanını değiştirmek ve hepimizin de yedek akçe olarak bilinen ama halk tarafından bunun devletin kefen parası olarak adlandırdığı yedek akçemize bile el uzatmak zorunda kalan bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Burada sadece vatandaştan tasarruf beklemek vatandaştan yastık altındaki dövizini piyasaya sunmasını beklemek doğru değildir. Eğer siz 50 milyon Türk lirası için ülkenin ekonomisine katkıda bulunan Türkiye’nin  tek Tank Palet fabrikasını sadece 50milyon  için ihtiyacımız var bunu karşılayamıyoruz diye katarlara satıyorsanız ve bunu 6 ay sonra Cumhurbaşkanlığı sarayına dört tane makam aracının 80 milyona alıyorsanız bunun izahatını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını vergi ödeyen tüm yurttaşlar sormak ve istemek en doğal haklarıdır. Eğer 50milyonunuz yoksa 80 milyona nasıl makam aracı alırsınız. Bunun cevabını da inşallah en kısa zamanda kamuoyuyla paylaşırlar.”

“İnan çekiç sesi bile duymadık dedi”

“İlçemizde ve Ankara’daki bir çok iş yerlerinde hepimiz Polatlı’da Turan caddesinde Eti caddesinde sanayiye indiğinizde göreceksiniz sanayi odası başkanıyla yapmış olduğum telefon görüşmesinde yazın nasıl geçtiğini sorduğumda inan çekiç sesi bile duymadık dedi. Ne yazık ki Polatlı sanayisinde önceden park edecek yer bulamazken şuanda çekiç seslerinin duyulmadığı ifade ediliyor. Organize sanayiler başta olmak üzere sadece OSTİM’de  ana cadde olan ostim caddesinde daha öncede hava parası ödenerek dükkanların boşaltıldığı bir dönemde şuanda ostimde 60’yakın dükkan bomboş. Ana Ostim caddesinde Kızılay’da  Ankara’nın muhtelif  ilçelerinde iş merkezilerinde bir çok işyeri boşaltılmış durumda. Polatlı’da da keza öyle. Burada karşımıza çok ciddi bir anlamda işsizler ordusu ile karşı karşıyayız. Buda hepimizi derinden üzüyor. Zaman zaman gece yarıları KYK’larla kararlar alınıp sabah da hepimiz basından duyuyoruz. Nur topu gibi de üç gün önce borçlanma genel müdürlüğümüz oldu. İlk defa böyle genel müdürlük duyduk. Yani düşünün ki bir genel müdür göreviniz ne borçlanma genel müdürüyüm. Hiç alışık olmadığımız tabirlerle karşı karşıyayız. Buda hepimizi derinden üzmekte.”

“Polatlı çiftçisinin derdine derman olacak şekilde hepsini göreve davet ediyorum”

“Polatlı’nın tahıl ambarı olan çiftçisi üreticisi soğan üreticisi de çok zor durumda. Geçtiğimiz yıl Bölge Milletvekillerimizle köylerimizi ziyaret ettik. Ulusal basının bir şekilde buraya davet eden veya buradan medet uman ne yazık ki Polatlı üreticisini özellikle soğan üreticisini terörist diye nitelendiren depolara mal bulmuş malimi gibi  saldırıp onları rencide eden kapılarını zorlayan burada soğan stokları var deyip bunu yanlış bilgilerle hem Tarım Bakanına hem Cumhurbaşkanına iletip ulusal basında Polatlı’yı bir karaborsa merkezi haline getirmeye çalışanların buradan esefle kanıyorum. Bugün o arkadaşlarımız çiftçilerimizin üreticilerimizin ne zor şartlarda ürettiğini bir çiftçi olarak yakınen çok iyi bildiğim için söylüyorum zatı şahaneleri o gün bu depoda basan arkadaşları Ankara İl Başkanı olarak Polatlılı bir üretici olarak onları Polatlı’da misafir etmek istiyoruz. Bu hafta kendileri buraya gelirlerse sizlerle birlikte baskın yaptıkları depoları tekrar ziyaret edelim terörist diye adlandırdıkları karaborsacı diye adlandırdıkları çiftçilerle onları buluşmaya davet ediyorum. Şuanda çiftçi çok zor durumda. Geldiğimiz noktada soğanın maliyeti 50 kuruş inanın şuanda üretici konuştuğumuz tüm üreticiler şunu söylüyor tarladan kaldıracak durumumuz yok diye. Çünkü sadece çuvallama maliyeti 250 lira. Yani 25 kuruş. Üretim maliyetiyle yan yana getirdiğinizde çıplak ham maliyeti 50 kuruş. Şuanda çiftçi 50 kuruşa dahi satamıyor. Tarlasında yazlık mahsulü kaldı. Çürümeye terk edildi. Ulusal basını geçtiğimiz dönemde Tarım Bakanlığının yetkililerini ve Polatlı’daki üreticiyi terörist olarak adlandırılan o siyasileri Polatlı’ya ivedilikle davet ediyorum. Buradan tarımla ilgili olan  tüm oda ve dernekleri göreve çağırıyorum. Başta Sayın Kaymakamım, Sayın Belediye Başkanını, Ziraat Odası Başkanını, Üretici Birliği olan Şeker Fabrikaları Ankara Pancar Ekiciler Birliği Başkanını, bürokratları tamamını soğanla ilgili olağanüstü bir hal ilan edip Polatlı çiftçisinin derdine derman olacak şekilde hepsini göreve davet ediyorum. Bugün bir araya gelinmeyecekse çiftçi musalla taşına yattığında bir araya onun safında yer almanın hiçbir manası yoktur. O günde hiç kimse onlardan şefaat beklemeyecektir. Ya bugün gelecekler ya da hiç gelmesinler net ifade ediyorum çünkü geldiğimiz noktada bunlar çok zor değildi. Bu birlikler daha önceden kurulabilirdi. Bunu defalarca anons ettik. Feryat ettik. Ama ne yazık ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın edasıyla gittikleri için makam koltuklarından güç aldıkları için bununla ilgilide hiçbir çalışmaya girmediler. İnsanlar iyi olabilir biz insanların şahıslarıyla kişilikleriyle asla o manada bir sıkıntımız yok. Ama hiç kimse çarşı camiine imam aramıyor. Sadece iyi olmak yetmiyor iyi olmak içinde görevinizi iyi yapmak zorundasınız.”

“Polatlı çiftçisi çok zor durumdadır”

“Bugün Polatlı üreticisi Polatlı çiftçisi çok zor durumdadır. Geçtiğimiz yıl borçlarından dolayı yaşanan köylerdeki çok üzücü hadiseleri bu yıl tekraren yaşamak istemiyoruz. O yüzden tüm yetkilileri göreve davet ediyorum. Bu manada Milletvekillerimizle, Genel Merkezimiz ve Ankara İl Başkanlığı olarak da üzerimize ne düşüyorsa seve seve yapmaya hazırız. Çok geç kalmış olunmayabilir. Çiftçilerimiz kışlık ürünlerini ektiler. Deposundaki en azından soğanı nakde çevirip borçlarını ödetebiliriz. Üzücü taraf ihracatın önü kapalı. İhracatla ilgili hiçbir çalışma yapılmıyor. Niye yapılmıyor neden yapılmıyor neden kapandı bununda bir izahatı yok. Bununla ilgili hangi birliğimiz kim bununla ilgili hangi çalışmaya girdi ben merak ediyorum. Kamuoyu ile de paylaşsın. Ankara Ticaret Odasının bu yıl ilk defa başlattığı ve halen devam eden coğrafi işaretli ürünler çalışması devam etmekte. Bunu da çok önemsiyoruz. Destekliyoruz. Yarın saat 17.00’de de Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın da orada bu konuyla ilgili bir açık oturumu olacak Congresium’da. Tüm üreticilerimize sesleniyorum.  Sadece bildiğim kadarıyla Polatlı Ticaret Odasının coğrafi işaret yani soğanın bir coğrafi işareti olarak Polatlı ile markalaşması gerekiyor. Bunun önünün açılması gerekiyor. Bu manada Polatlı Ticaret Odasının bir girişimi var. Polatlı Ticaret Borsasınında, Ziraat Odasınında bağlı birliklerininde bu konuda destek olarak birbirlerine artık Polatlı’nın buğdayını Polatlı soğanının markalaşması ve bir coğrafi işaretinin olması gerekiyor. Bu konuda da dediğim gibi her türlü desteği vermeye hazırız. 18 yıllık AKP iktidarında ne yazık ki her şey milli olsun diye uğraştılar. Milli ve yerli olması hepimizin isteğidir. Ama ne yazık ki bir türlü milli hale getiremedik. Milli ürünümüzü milli tarımımızı bir türlü milli hale getiremedik. Artık yorulan bunalan çiftçimizde bizlerden istediği şudur. Tarımın biran evvel ayağa kaldırılması ve milli ürünlerinde hızlı bir şekilde coğrafi işaretlerle buluşarak üretimin önünün açılmasıdır.”  

Öztürk: “Yuvasına çomak sokmuşuz farkında olmadan”

Öztürk daha sonra sosyal medyadan aleyhinde yapılan karalama kampanyalarına ilişkin açıklamada bulundu. Öztürk: “Ankara’da biz ezberi bozduk. Şöyle ki Ankara’nın siyasi baronları bir taşra ilçesinden gelen birisini başlangıçta kabul edemediler. Polatlı’dan uzun zaman sonra meclise temsil edilen bir siyasi partinin Ankara İl Başkanı olması ve Ankara siyasetini belirleyen kişi olması şuanda Ankara’da en çok program yapıp eylemse eylem sokakta salonda İlçelerde en çok program yapan İl Başkanı olması birilerini rahatsız etti. Ve göreve geldiğim üçüncü aydan sonrada iki üç sahte hesaptan şahsıma yönelik farklı algılar oluşturmak için çamur atmaya başladılar ama ben siyaseten bunları çok önemsemediğim için ve kişinin kim olduğunu bilmediğimiz için yok saydık. Yaklaşık bu 7-8 ay sürdü. Sonrasında yargıya taşıdık. Bu manada sosyal medyayla uğraşan arkadaşlarımız gerekli şikayetleri yaparak o hesapları kapattırdı ama amip gibi çoğalıyorlar sonra yeniden üreyip farklı hesaplarla buna devam ettiler. En son arkadaşımızın ikazı ile buna tekrar başlayınca da  bazı arkadaşlarımız bunun aylardır sürdüğünü ve kendilerinin kendi sosyal medya hesaplarından  şahsıma destek vereceklerini ifade ederek böyle bir şey büyüdü. Eğer arkanızda bir leke varsa siyaseten bunu birileri alıp önünüze getirir ve ısıtır. Sayfayı çok karıştırdılar. Çok bir şey bulamayacakları için biz bunu nasıl yıpratırız. Polatlı’dan anladığım kadarıyla düşmanımın düşmanı dostum taktiği ile bundan da beslenerek kendilerince bir şey yapmaya çalıştılar. Net bir şekilde söylüyorum yola çıktığımızda abdestimizden şüphemiz hiç yoktu  doğruyu hiçbir zaman gizlemedik. Çünkü gerçeğinde şöyle bir güzelliği vardır asla gizli kalmaz.  O yüzden her şeyimizi şeffaf yaptık. İlçe Başkanlığımızda da İl Başkanlığımızda da geriye dönük sorgulanabilir sıkıntımız yoktur. Herkese her şeyi şeffaf yaptığımız içinde birilerinin yuvasına çomak sokmuşuz farkında olmadan. Siyaset sadece bizim gibiler için tek düze şahsım ve ekibim tamamen bu şekilde ilerlediği için hizmet odaklı ilçelerimize neler yapabiliriz buradan asla rant yönünden beslenmemek buna asla müsaade etmeyiz. Bu da birilerini rahatsız etti. Çünkü konu şuydu. Büyükşehir Belediyesi kazanıldıktan sonra mutlaka burada bazı konularda kendilerinin burada rol almak istedikleri ama bunun helali olmayan legal olmayan hiç bir şeyin içerisinde kendimin olmayacağını ifade ettiğim içinde bu onları da rahatsız etti. Yıpratırsak acaba ayağını kaydırırsak oradan biz nasıl nem alırız ona gittiler. Siyasette şu çok önemli ki şahit olduğum için söylüyorum. Hesap yapanlar mutlaka hesabında boğulmuştur çünkü hesabı yapan Cenabı Allah’tır. Biz kendimizi ona bırakmışızdır. O yüzden hiç kimseden bir çekincemiz yok. Yolumuza da devam ediyoruz. Polatlı’ya da İlçeme de bu konuda müteşekkirim. Çok sayıda destek telefonu aldım. Eksik olmasınlar.”dedi.

Kömez: “İl Başkanımız Sayın Yetkin Öztürk’ün sonuna kadar arkasındayız”

Toplantı sonunda kısa bir konuşma yapan İYİ Parti İlçe Başkanı Mürsel Kömez ise yaptığı konuşmada; “25 İlçe Başkanı olarak biz bir araya geldik. Başkanımıza olan güvenimizi sonuna kadar arkasında olduğumuzu belirtmek için bir toplantı yaptık Başkanımızında olduğu. Orada konuşulanlar neticesinde söylüyorum 25 İlçe Başkanı da İl Başkanımız Sayın Yetkin Öztürk’ün sonuna kadar arkasındayız. Bu iftiralar asla başkanımızı teşkilatımızı yıkamaz. Önce bunu belirtmek istedik. İkincisi de Milli Eğitim millilikten bahsediyor. Aslında milli oyunumuz olan ve ünlü halay başımız Mahmut Tuncer’i  ders kitaplarına sokarak milli eğitim bakanı başladı bir yerden milliliğe. Son söyleyeceğim olayda maalesef Türkiyemiz’de kadın cinayetleri çocuk cinayetleri çocuk istismarı maalesef son 4-5 yılda arttı. Bunların acısını geçen sene yaşadığımız Eylül kızımız maalesef vahşice öldürüldü. Haftaya ayın 27’si onun mahkemesi var. Bütün Polatlı Eylül kızımızın yanında. Bizde İyi Parti İlçe Teşkilatı olarak ve İl Teşkilatı olarak Eylül kızımızın yanında olacağız. İnşallah haftaya onun mahkemesinde Eylül kızımızın ailesinin yanında olacağız. İnşallah bu kadın cinayetleri çocuk istismarları bir gün son bulur. İnsanlar çocuklardan ellerini inşallah çekerler. Keşke Diyarbakır anneleri gibi çocukları istismar edilen annelerimizde Ak Partinin İl Bakanlığı kapısının önünde dursalar da en azından çocuklarının hesaplarını sorsalardı. Ama maalesef Türkiyemiz de öyle hesap sorulmuyor.”cümlelerine yer verdi.