Ana sayfa GÜNDEM Sakarya Destanı’nın dokuz ve onuncu günü…

Sakarya Destanı’nın dokuz ve onuncu günü…

322
0

Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezince, Sakarya Zaferinin 98. Yıldönümünde, gün gün Sakarya Zaferini anlatılıyor.

22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesinin dokuzuncu günü 31 Ağustos 1921, onuncu günü 1 Eylül 1921 tarihlerine dayanıyor. Zafer’e ulaşan süreci anlatan Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi Genel Koordinatörü Kadim Koç ile birlikte Sakarya Zaferine giden yolu gün be gün yayınlıyoruz. İşte destanın dokuz ve onuncu gününde yaşananlar…

Günün önemli olayları:

31 Ağustos’ta kuşatma ile bir sonuç alamayınca ANKARA yolunu ÇAL DAĞI-HAYMANA istikametinde açmaya çalışan Yunan ordusu, 1 nci ve 3 ncü Kolorduların iç kanatlarından sıklet merkezi kurarak cepheyi yarmaya tesebbüs etti. Başlangıçta ÇAL DAĞI’nı ele geçirerek önemli bir başarı sağladı. Ancak gece yapılan bir karşı saldırıyla ÇAL DAĞI’nın bir kesimi Türk birliklerince geri alındı. DUA TEPE-KARTAL TEPE ve KARADAĞ bölgelerinde düşman taarruzları devam etti ve buralar kaybedildi. Savunma; HAMAM BOĞAZI-BASRİKALE TEPE GÜNEY SIRTLARI-POLATLI İSTASYONU 500 METRE BATISI-KARADAĞ DOĞU SIRTLARI-MENTEŞE AĞILLARI hattına yerleşti.

Polatlı batısında çetin muharebeler yaşanıyordu

Yunan topçu atışları ile sabah bu gün de muharebeler başladı. Polatlı batısında da çetin muharebeler yaşanıyordu. Demiryolu bölgesindeki Yunan 7 nci Tümeni bu gün sabah dan itibaren dört alayını da cepheye sürerek Türk mevzilerine sokuldu ve bir alayla demiryolu kuzeyindeki l nci Tümeni oyalarken üç alayı ile, dün olduğu gibi bugün de, demiryolu güneyindeki 17 nci Tümene yüklendi. Akşama kadar zaman zaman süngü muharebeleri ve yakın boğuşmalar arasında geçen şiddetli savaşlar sonunda Kartal Tepe, Beştepeler ve meşhur Karadağ düşmüş, cephe Polatlı istasyonunun 500″metre yakınına kadar gerilemişti. Mürettep Kolordu Komutanı, ileride kalan l nci Tümeni de gerideki hatta çekerek, birliklerine çeki düzen vermeye çalışıyordu. Böylece Dua tepedeki birliklerimizi de Basri tepe eteklerine çekerek mevzii düzeltmesi tamamlanmış oldu.

Haymana istikametindeki yarma teşebbüsleri nihayet durduruldu

Çal dağı bölgesinde dün ağır düşman taaarruzları altında mevzilerini korumak için durmadan kanlı savaşlarla yorgun düşen 4 ncü Grubun durumu bugün de kritikti. Bir gün önce Grup, sabaha kadar olsun bir dinlenme ve yeniden tertiplenme imkânını bile bulamadan. Çal dağı bölgesinde yeniden savaşa koyuldu. Çünkü Çal dağının büyük kısmını eline geçiren 10 ncü Yunan Tümeni, gece yarısına doğru duran taarruzuna iki saat kadar sonra tekrar başlamış, 3 ncü Gruptan takviye olarak gönderilen ve akşama doğru yetişerek Çal dağının doğu eteklerine yapışıp burayı inatla, savunan 190 nci Türk Alayı’nı mevzilerinden söküp atmıştı. Ama 190 nci Alay arka arkaya yaptığı süngü hücumları ile iki saat sonra saat 04.45 te mevzilerini tekrar ele geçirdi, 190 nci Alayın şu altı saatlik savaş sonunda mevcudu yarıdan aza inmiş, koca alay bir kaç subayla 150 erden ibaret kalmıştı. Çal dağı blokunun öneminden dolayı, bütünüyle bir grubun sorumluluğuna verilmesinin doğru olacağını düşünen ismet Paşa, bölgeyi olduğu gibi 3 ncü Grubun sorumluluk sahasına sokarak, emir komuta birliğini sağlamış oluyordu. Sorumluluğun bütününü alan 3 ncü Grup Komutanı Yusuf İzzet Paşa, 15 nci Tümenle Çal dağına taarruza karar verdiyse de, geceden bölgeye yanaştırılan tümen, sabahın alaca karanlığında Yunan 12nci Tümeninin taarruzuna uğradığından bunu gerçekleştiremedi. Çal dağı ile çevresinde süren yakın ve korkunç savaşlar sonunda düşmanın Haymana istikametindeki yarma teşebbüsleri nihayet saat 17.30’a doğru tamamen kırıldı ve durduruldu.

Çal dağı muharebelerinde iki taraf da ağır kayıplara uğramıştı

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, oldum olası Çal dağı konusunda çok hassastı. Bu kilit arazinin cephe merkezindeki savunmanın bel kemiğini teşkil ettiğini ve savaşın gidişi üzerinde oynayabileceği rolü herkesten iyi biliyordu. Şimdi de kırık kaburga kemiğinin ağrısına rağmen, göğsü sargılar içinde olduğu halde muharebeleri yakından takip etmek için Çal dağının hemen kuzeyindeki bir tepeye gelmiş, yanında Fevzi Paşa ve Grup Komutanı Yusuf İzzet Paşa, durumu izliyor ve gerekli emirleri yerinde veriyordu. Çal dağı muharebelerinde iki taraf da ağır kayıplara uğramıştı. Örneğin 57 nci Tümen 37 nci Piyade Alayında sadece iki subay kalmış. 12 nci Yunan Tümeninin yalnız 41 nci Alayı geri çekilirken arkada 200 den fazla ölü bırakmıştı. Saat 18.30’da düşman taarruzları tamamen kırılmıştı. Yunanlılarda artık tükenmişlerdi. Evet, Ankara’ya ancak 50 – 60 kilometre kadar bir yol kalmıştı ama, işte bir türlü bu Türk Ordusunun direncini kıramıyorlardı. Polatlı bölgesindeki 7 nci Tümenin başarılan dikkate alınmazsa gelen raporlar Türklerin bugün inadı na daha sert bir savunma yaptığım ve kuvvetlerinin, bırakınız emrettiği hedeflere ilerlemesini, Çal dağı gibi en önemli bir bölgede gerilediğini ortaya koymaktaydı. Demek ki Türkler hiç de çekilmek niyetinde değillerdi ve güçlerini hâlâ korumaktaydılar. Görünüş oydu ki, Küçük Asya Ordusu bir kuşatıcı manevra ile düşmanı toparlayıp imha etmeyi gerçekleştiremediği gibi, Çal dağı – Haymana bölgesinde cepheyi yarmayı da sağlayamamıştı. Ankara’dan vaz geçtik, Polatlı veya Haymana gibi bir ilçeye bile girilememiştir.

Polatlı istasyonu Yunan topçu atışları sonucu hasar almış ve boşaltılmıştır

Polatlı’ya 500 metre, Haymana’ya 10 -12 kilometre sokulduğu halde bu yerleşim yerlerine girememiştir. Polatlı istasyonu Yunan topçu atışları sonucu hasar almış ve boşaltılmıştır. Bir ay önce Kütahya -Eskişehir bölgelerinde kolu kanadı kırıldı sanılan Kemal’in Ordusu nün bu beklenmeyen mukavemeti devam ettikçe ‘’Constantine Ordusu’’ nün hem gücü, hem ümit ve heyecanı azalır olmuştu. Ordu, yarın da şansım deneyecekti. Papoulas 31 Ağustos gecesi yayınladığı emirde, 1 Eylül günü ‘’Harekâta devam edileceği’’ni bildiriyor. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın kuşatma kanadında veya tehlike baş gösteren diğer yerlerde hareket halinde bulunarak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve Cephe Komutanı İsmet Paşa’nın cephenin bir hayli gerisinde Alagöz köyündeki karargahlarında yan yana biribirlerine danışarak, o zamanın kıt muhabere imkânlarıyla birliklerini yönetmeleri hayranlık uyandıran bir mükemmeliyetteydi. Türk yüksek komuta heyetinin birlikleri sevk ve idare edişinde, âdeta, usta bir satranç oyuncusunun soğukkanlı ve iyi düşünülmüş hamlelerini görmek mümkündü.

ONUNCU GÜN (1 Eylül 1921)

Günün önemli olayları:

1 Eylül’de General Papulas’ın emriyle 3 ncü Yunan Kolordusu POLATLI’ya, 1 nci Kolordusu ÇAL Dağı’na, 2 nci Kolordusu da KIZILKOYUN-GÜZELCEKALE çizgisine yüklendi. BASRİKALE TEPE istikametinde düşman taarruzları devam etti ve başarılı olamadılar. ÇALDAĞ bölgesinde düşman taarruzları gece ve gündüz boyunca devam etti. Büyük zayiat verildi. Özellikle 57 nci Tümenimizden üçü alay komutanı beşi tabur komutanı olmak üzere çok zayiat verdik. 8 nci Tümenimizde bu muharebelerde 900 er zayiat verdi. HAYMANA’yı ele geçirmek isteyen 1nci Yunan kolordusunun 12nci Tümeni bir gün önce başladığı taarruzlarını ARDIÇ TEPELERİ ve batısı bölgesinde sürdürdü. HAYMANA 2 kilometre güneyindeki sırtlar hattına kadar ilerlediler. MEZARTEPE mevzilerinin büyük bölümü düşman eline geçti.

Meclisten Orduya Moral Telgrafı

Bugün Polatlı bölgesinde savaşan Türk Mürettep, Kolordusu karşısındaki Albay Platis’in takviyeli 7. Tümeni dünün aksine, kuvvetinin çoğunu demiryolunun kuzeyine kaydırmış ve bütün ağırlığı ile Yarbay Abdurrahman Nafiz (Gürman) komutasındaki 1. Tümen üzerine yüklenmişti. Etkili bir topçu ateşi ile desteklenen Yunan birlikleri akşama doğru Türk mevzilerine girmeyi başarmışlar. Basrikale Tepesinin büyük kısmını ele geçirmişlerdi. Türk cephesi gerilemiş, fakat Polatlı bugün de kurtulmuştu. 4. grup cephesinde ise, Yunan 3. Kolordusunun 3. Tümen ile 61. ve 5. Kafkas Tümenlerine yönelttiği taarruzlar bu tümenler tarafından durduruldu ve geriye atıldı. 3. Yunan Tümeni, iki kilometre kadar geriye çekilmek zorunda bırakıldı. Çal dağı, bugün de korkunç çarpışmalara sahne oldu. Albay Şükrü Naili komutasında taarruzla Çal dağının büyük kısmını ele geçiren 15. ve 24. Tümenler, gece yarısından az sonra 2. Yunan Tümeninin karşı taarruzu ile tekrar çekilmek zorunda kalmıştı. Bir saat sonra dört alayla tekrarlanan Türk saldırısı ile bu sefer Yunan Tümeni geri atıldı. Yunanlılar tekrar karşı taarruza geçtiler Bu gel gitler, bu nefes almaksızın gecenin karanlığında parlayan süngüler arasında geçen yakın muharebeler sonunda iki taraf da direncinin ve takatinin sonuna gelmişti. İki tarafın da kayıpları ağırdı. Türk Cephe Komutanlığı, 2. Grubu olduğu gibi 3. Grup emrine verdi. Buna rağmen 8. ve 57. Tümenler Haymana’yı güneye karşı örten ilçeye iki kilometre uzaklıktaki yüksek sırtlar hattında da tutunamayarak gerilediler. Fakat az sonra Haymana’nın hemen güneyindeki son yüksekliklere, âdeta tırnaklarıyla yapışarak düşmanın daha fazla ilerlemesine engel oldular.

Emir ve komuta düzeni allak bullak olmuştu

Özellikle bugünkü savaşlar sonunda 3. Kafkas Tümeni hemen hemen elden çıkmış, birlikler birbirine karışmış, emir ve komuta düzeni allak bullak olmuştu. Dünkü ve özellikle bugünkü harekât. Yunan Ordusunun artık bir kuşatmadan ümidini kestiğini ve cepheyi Çal Dağı – Haymana arasından yarmak için gayretlerini topladığını gösteriyordu. Bugünkü savaşlarda 57. Tümenin, üç alay ve beş tabur komutanını, yani bütün alay komutanlarıyla neredeyse tabur komutanlarından hepsini şehit ve yaralı olarak kaybetmesi, bunlardan ayrı olarak subay zayiatının bugün 85’i bulması, savaşın ne kadar kanlı geçtiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

8. Tümenin de bugünkü savaşlarda er zayiatı 900’ü bulmuştu

Bugün Büyük Millet Meclisinden, Alagözdeki Başkomutanlık karargâhına aşağıdaki telgraf gelmişti: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Başkomutan Paşa Hazretlerine, Bu günkü oturumda Türkiye Büyük Millet Meclisi, oy birliği ile aşağıdaki maddelerin yüce katınıza ulaştırılmasını karar altına almıştır:

1. Yüce Meclis, erler, subaylar ve komuta heyeti hakkında her zamankinden çok şükran ve güven hisleriyle doludur.

2. Meclisin, Allah’ın yardımına ve Peygamberimizin ruhaniliğine dayanarak savaşmakta olan ordunun behemahal zaferi elde edeceğine inancı tamdır.

3. Meclis, temsil ettiği bütün millet adına ordunun, erinden en büyük komutanına kadar bütününe selâm ve içten en iyi dileklerini sunar. Meclis topluluğunun yüksek duygularına aracı olmakla iftihar ettiğimi arz ederim efendim. Türkiye Büyük Millet Meclisi İkinci Başkanı Adnan (Adıvar) Meclisin bu bildirisi, Cephe Komutanlığı eliyle bütün birliklere yayımlandı.

Meclis’e karşı da homurdanmalar başlamıştı

Düşmanın Polatlı ve Haymana’ya kadar geldiğini duyan Ankara halkı arasında yalnız Mustafa Kemal’e değil, Meclis’e karşı da homurdanmalar başlamıştı. İzmir’de uslu uslu oturan Yunan’ı kalktılar kışkırttılar, yarın Yunanla bizi baş başa bırakacaklar, diyorlardı. Ankara boşalıyordu. Kayseri’de Büyük Millet Meclisi için toplantı salonu bile hazırlanmış ve Başkanlık Divanı için yüksekçe bir kürsü bile yaptırılmıştı. Diğer taraftan, milletvekillerinden bir kısmı Sakarya boylarında birliklerinin başında dövüşmekteydiler. Doktor milletvekilleri de bu ölüm kalım günlerinde cephede ve Ankara hastanelerinde göreve koşmuşlardı. Diğer bir kısım milletvekilleri ise yine, Meclis’in emriyle, Başkomutanlık yükümlülük bildirilerinin uygulanması için koşuşturup durmaktaydılar: Asker toplanması, malzeme toplanması için bölgeleri dolaşıyorlar, halkı aydınlatıyorlar, Askerlik Şubelerini ve Menzil depolarını denetleyerek ikmalin aksaksız yapılması için didinip duruyorlardı.