Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Sevenler Günü

Sevenler Günü

431
0
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

          Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun diye, uzaktaki sevdiğime demiş; Bu ayaklarla uzaklara gidemezsin demişler. Karınca-olsun yanına varamasam da yolunda ölürüm demiş. Benim aşkımda böyle onu cok seviyorum onun yolunda gidiyorum belki gün gelir ona ulaşamazsam onun yolunda ölürüm ve bütün aşıklar ibret alırlar.

Gerçek mutluluk sevgiyle birlikte olmaktır. Yürümek sevgiliyle, aynı yolda adım atmaktır. Gülmek, sevgilinin gülüşünde hayat bulmaktır. Ağlamak, sevgilinin gözyaşlarına dokunmaktır. Ahiret, ebediyen onunla oturmak ve konuşmaktır. Sevgiliyle yürürken yolların sonu yoktur. Sevgilinin yanında zaman da yoktur.
İnsan bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden. Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. 

Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de sonsuza kadar yapılan isler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü is paylaşılabiliyor, birlikte benzer isler üretiliyor. Müthiş bir keyifle dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karisini, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan insanın hayatını idame ettirebilmesi için büyük bir avantaj oluyor.
Ama insan sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor.
İnsan, sevgiliyken, evliyken çok daha hassaslaşıyor. En küçük şeye bile ‘Bana bunu nasıl yapar? ‘ oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. İnsan her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor, bütün gün başka insanları dinlemiş olduğundan yorulmuş oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da karsındaki seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, ‘Tetiği ilk kim çekecek? ‘ diye gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde isin içine başkalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, ‘biz’i düşünmekten ‘ben’ karambole gidiyor.
Sevenler başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor, hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana en iyisi, en güzeli bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek.
Hem arkadasın hem sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı hem sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi sarılabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil. Ama yapabilenler de yok değil. Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyorlar zaten.

 

Sevenler, cana can katandır. Bazen de, canı iki katı alandır.

 

Sırrı ARPAÇ

arpac06ankara@hotmail.com