Ana sayfa Köşe Yazarlarımız YAŞAMIN ANLAMI – KÖŞE YAZISI

YAŞAMIN ANLAMI – KÖŞE YAZISI

371
0

Bencillik ve cimrilik yaşam felsefesiydi. İnsanlara güvenmemeyi ilke olarak benimsemişti

“Düşenin dostu olmaz, insanın dostu yoktur; sa­adetine ortak olmak isteyenler vardır.” diyordu.

Başarılı olmak için her şeyi meşru görüyordu. Başa­rıdan anladığı da zengin olmaktı.

İnsanların onu sevmemelerinin nedeni olarak da çıkar elde edememelerini görüyordu. Durmadan ça­lıştı, durdu. Tabii bu arada bazı haksızlıklar yapmıyor değildi. Küçük kardeşlerinin mallarını haksızlık yapa­rak ellerinden almış, onlara atmadığı kazık kalmamıştı. Parası vardı ve her şey yolunda gidiyordu. Yoksullara asla yardım etmez hatta onlara kızardı. Zira yoksullar ya tembelliklerinin, ya kendi hatalarının kurbanları ya da Tanrının cezalandırdığı kimselerdi.

Ancak, üniversitede okurken torununa bir defaya mahsus bir miktar para verdiğini unutmayalım.

Gerçi bu parayı kaç defa oğlanın başına kakmıştı ya, neyse yine de bir yardımdı bu.

Bir gün her insan gibi hastalandı. Hastalığı çok cid­diydi. En güzel hastanede yatıyor, hemşireler ve dok­torlar etrafında dört dönüyordu. Ancak günler geçiyor, hastanede kimse ziyaretine gelmiyordu.

Zavallı karısı ölmeseydi, mutlaka yanında olurdu ya, o da ölmüştü. Oğulları onunla konuşmuyordu.

Kızını da fakir birisine kaçtı diye daha evlendiğinde evlatlıktan ve mirasından reddetmişti.

Kendini çok yalnız hissediyordu. Çok parası vardı; ama, yalnızdı. Acaba bir yerlerde bir hata mı yapmış­tı, yaşam felsefesi mi hatalıydı? Bu düşünceler içerisin­deyken, ondan sadece bir kez yardım gören öğretmen torunu ziyaretine geldi. Dedesine bir kitap hediye getir­mişti. Oysa dedesi bugüne kadar asla bir kitap okuma­mıştı. Boş insanların işi diye görürdü okumayı. En son okuduğu kitap ilk okulda okuduğu ‘Cin Ali’ kitabıydı.

Televizyon izlemekten çok sıkıldığı bir an, bu kitabı eline aldı. Belki resim vardır diye sayfalarını karıştırır­ken kısa bir şiir dikkatini çekti. Şiiri okudu, bir daha okudu, sonra bir daha..

Yutkundu, gözleri doldu. Sonra masa üzerindeki ilaçlarından bir avuç aldı ve içti. Yine kitabı eline alarak şiiri son bir kez daha okudu ve önce kitap elinden düş­tü, ardından yere yuvarlandı.

Bir süre sonra içeriye gelen hemşire, adamın öldü­ğünü anladı. Torununa haber verdi. Torunu dedesinin ilaç içerek intihar etmesine şaşıyordu, hayatı bu kadar seven bir insan nasıl intihar ederdi?

O sırada gözü yerdeki kitaba ilişti. Tam da şiirin bulunduğu sayfa açıktı. Şiirin her mısrasının altı çizil­mişti. Şiiri okuyunca dedesinin niçin intihar etmiş ol­duğunu anlaması hiç de zor olmadı. Belki de bu ölüme kendisi neden olmuştu. Şiirin mısraları şöyleydi:

“Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem Boşuna yaşamış olmayacağım. Ya da bir acıyı yaşamdan alabilirsem Veya bir yarayı sarabilirsem Veya bir ardıçkuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem

Ya da bir fidanın yeşermesini sağlayabilirsem Boşuna yaşamış olmayacağım.