Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ MOBİLYACI – KÖŞE YAZISI

MOBİLYACI – KÖŞE YAZISI

73
0
PAYLAŞ

Çocuklukları ve ilkokul yılları beraber geçti. Aynı mahallede büyüdüler. Biri ailesinden gelen serveti daha da büyüterek zengin bir mobilyacı oldu. Diğeri devamlı sorunlarla uğraştığı için bir türlü yoksulluktan kurtula­madı. Belediye’de geçici işçi olarak çalışıyordu. Kadroya nasıl olsa geçer umuduyla kendisine mütevazı bir kızı uygun gördüler. Ama hiçbir zaman kadrolu olamadığı gibi, işte şimdi yine işten çıkarılmıştı.

Ramazan ayının ortasına “gelindiğinde ne parası kalmıştı, ne de evde bir damla yiyecek.

Borç alabileceği umuduyla çocukluk arkadaşı mo­bilyacının dükkanına gitti.

Bu arada içeride emekli bir öğretmen, kızı için çek- yat bakıyordu. Arkadaşı kendisini çok iyi karşıladı. Fa­kat borç para isteyince birden değişti. “Yarın çok büyük bir çekim var. Kusura bakma daha sonra gelirsen bir şeyler yaparız” diye, geçiştirdi. Bu konuşmaları ister is­temez duyan öğretmen, adamın evine eli boş dönmesi­ne razı olamadı. Hemen onu dükkanın bir köşesine çe­kerek “Bak arkadaş konuşmalarını istemeden duydum. Al şu parayı ve sakın acele etme, elin düzeldiği zaman öğretmenevine gelirsin. Emekli Necmi Öğretmen kim diye, sorarsan sana hemen gösterirler.” dedi.

Böylece cebindeki son 10 milyon lirayı da bu adama verebilme gönül zenginliğini göstermiş oldu.

Gece olunca mobilyacı bir rüya gördü. Rüyasında o gün dükkanında çocukluk arkadaşına borç para veren emekli öğretmeni gördü. Cennette bir bahçede yer alan muazzam bir köşkün kapısının açılmasıyla ipekten, şa­hane elbiselerle çevresinde bir sürü insan arasında yü­rüyordu. Rüyasında orada bulunan görevlilere sordu: “Bu köşk onun mu?” Evet cevabını aldı. “Bugün öyle büyük bir iyilik yaptı ki Tanrı da buna karşılık bu köşkü ona hazırlamamızı emretti.”

Adam ter içinde uyandı. Sabahleyin dükkanını çıra­ğına bırakarak erkenden öğretmenevine gitti.

Emekli öğretmen gazeteleri okuyordu. Hemen onun yanına oturdu. Bir müddet sonra öğretmene:

“Arkadaş, dün sen benim çocukluk arkadaşıma bi­raz para vermiştin. Dün benim üzerimde para yoktu. Sen kaç para verdiysen ben onu sana vereyim. Bak sen de bir maaşa bakıyorsun. Ben onun bu parayı sana iade edebileceğini sanmıyorum. Kaç para verdiysen haydi söyle? Sana o parayı ben vereyim.”

Adamın telaşlı tavırlarının aksine, emekli öğretmen sakin sakin konuştu:

“Arkadaş, senin gördüğün o rüyayı ben de gördüm. Ben o köşkü o kadar ucuza satamam. Haydi sana uğur­lar olsun.”