Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Tuzlu Kahve-KÖŞE YAZISI

Tuzlu Kahve-KÖŞE YAZISI

73
0
PAYLAŞ

 

Kıza bir partide rastlamıştı… Çok güzel bir kızdı. Partinin sonunda onu kahve içmeye davet etti. Kız parti boyunca dikkatini çekmeyen delikanlının davetine şa­şırdı; ama, tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti.

Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşa- mıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı. Tam “Ben artık gideyim,” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz?” dedi. “Kahveme koyacağım da…”

Yan mafyalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı

“Kahveye tuz!”

Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan; ama, tuzu kah­vesine döktü ve içmeye başladı. Kız merakla, “Garip bir ağız tadınız var,” dedi.

Delikanlı nedenini anlatmaya başladı. “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Kahveme tuz koymam bu sebepten. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlarım. Onları ve evimi öyle özlüyo­rum ki…”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti. Kız çok duygulanmıştı. İçini dökmekte bu kadar samimi olan, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, eşine de bağlı bir insan olabilirdi.

Kız da konuşmaya başladı… Onun da evi uzaklar­daydı… O da ailesini anlattı. Böylece konunun başında­ki o sıkıcı ortam, yerini çok güzel bir sohbet ortamına bırakmıştı. Buluşmaya bundan sonra da devam ettiler ve sonunda evlendiler.

Genç kız ne zaman kahve yapsa eşine, içine bir ka­şık tuz koydu, tam kırk yıl bu şekilde geçtikten sonra, adam dünyaya veda etti.

“Ölümümden sonra aç,” diye bir mektup bırakmıştı karısına…

Şöyle diyordu satırlarında:

“Sevgilim, bir tanem…

Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üze­rine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim… Tuzlu kahvede… İlk buluş­tuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve

gergindim ki, şeker diyecekken ‘tuz’ sözcüğü çıktı ağ­zımdan… Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki yalana devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemiş­ti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm, ama her defasında korkudan vazgeçtim.

Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için bir sebep yok… İşte gerçek… Ben tuzlu kahveyi hiç sevmem. Kim sever ki? Ama seni tanıdığını andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yemden seninle geçirmek isterdim, ikinci hayatım boyunca yine tuzlu kahve iç­mek zorunda kalsam bile…”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.

Lafı açıldığında bir gün biri kadına, “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu…

Gözleri nemlendi kadının: “Çok tatlı,” diyebildi.