Ana sayfa IŞIĞIN GÖR DEDİĞİ Bir Kapı Kapanırsa Bir Kapı Açılır – KÖŞE YAZISI

Bir Kapı Kapanırsa Bir Kapı Açılır – KÖŞE YAZISI

89
0
PAYLAŞ

Şirketi iflas ettikten sonra işsiz kalmıştı. Bir süre geçtikten sonra elinde avucunda ne varsa hepsini tü­ketti.

Bir gün gazetede bir iş ilanı gördü. New York’taki Microsoft şirketi temizlikçi alacaktı.

Şirktin insan kaynakları müdürüyle görüşmeye gitti.

Görüşme çok olumlu geçti. İş başvurusu kabul edil­mişti; ancak gerekli evrakları bildirmek için ondan e-mail adresini istediler. Ne bilgisayarı ne de e-mail adresi olduğunu söyleyince işe alamayacaklarını bildirdi­ler. Çünkü onlar bir bilgisayar şirketiydi ve her zaman internet ortamında çalışanlarıyla irtibat kuruyorlardı. Çıktıktan sonra amaçsızca dolaşmaya başlardı, oldukça özgürdü. Nereye gideceğini ve ne yapacağını bilmiyor­du.

Artık iş aramaktan, işsizlikten hatta yaşamaktan yo­rulmuştu. Birden içini büyük bir karamsarlık bürüdü. Sonunda acı ve ıstıraptan başka hiçbir şey vermeyen bu dünyadan ayrılmayı düşündü. En iyisi köprüden atla­yarak nehrin soğuk sularında bu dünyaya veda etmek­ti. Nasıl olsa onun için gözyaşı dökecek ne bir ailesi ne de bir dostu vardı. Hayat yine devam edecek ölümü hiç kimsenin umurunda olmayacaktı. Belki cesedini bulan polis kısa bir soruşturma yapacaktı o kadar.

Bu düşüncelerle yoldan karşıya geçerken, tekerlek­li sandalyesiyle yolun karşısına geçmekte olan, belden aşağısı felçli çok güzel yüzlü bir genç kız, arabasının te­kerleklerini kaldırıma çıkarmak için kendisinden yar­dım istedi.

Daha sonra da adama yardımları için teşekkür ede­rek şöyle dedi:

“Çok karamsar görünüyorsunuz bayım. Hiçbir şey o kadar kötü olamaz. Bakın ne kadar güzel bir gün, ke­yif alalım ve mutlu olalım.”

Belden aşağısı felçli olan bu genç kız, kendisine mo­ral veriyordu. Oysa adama göre onun durumu daha da kötüydü. Çünkü o iş bulabilirdi; ama o genç kız asla yürüyemeyecekti, sevgilisiyle el ele tutuşup kırlarda dola­şamayacak ve daha neler neler…

“Bu halde mutluluğu yakaladığına göre bana ne oluyor da pes ediyorum,” dedi.

Beynindeki ölüm düşüncesi yerini yaşama arzusu­na bıraktı.

Ceplerini yokladı. Sadece 10 doları vardı. Hemen New York haline giderek bir kasa domates satın aldı ve işlek bir cadde köşesinde bu domatesleri 20 dolara sattı.

Bu şekilde bir süre çalıştıktan sonra bir el arabasına değişik meyveler doldurarak sokak aralarında satmaya, bir süre sonra da elden düşme bir kamyonet alarak pa­zarlara gitmeye başladı. Bir müddet sonra kendi ismini verdiği “Jackson Nakliye Şirketi’ni kurdu.

Beş yıl geçtiğinde ise Amerika’nın gıda sektöründe bir numaralı ismi oldu.

Artık uluslararası taşımacılık yaptığı bir gemi filo­suna sahipti.