Ana sayfa GÜNDEM Yanımızdaki Osmanlı Tarihi Hazinesi : BÖLÜM-29 I.Abdülhamit Han(1725-1789)

Yanımızdaki Osmanlı Tarihi Hazinesi : BÖLÜM-29 I.Abdülhamit Han(1725-1789)

565
0
PAYLAŞ

Geçen sayımızdan itibaren Osmanlı Tarihimizi ve padişahlarımızı sizlere tanıtmaya başladık. Bu konudaki ilk araştırmamızı, Osmanlı Devleti’nin fikir babası ve manevi kurucusu olarak addedilen Şeyh Edebali’yi sizlere tanıtacak ilimiz Bilecik’ten başlattık. Bilecik şehri Polatlı’ya iki buçuk saat mesafede bir kent. Osmanlı’nın kurulduğu ve dirildiği başkent olarak geçen bu il özellikle Şeyh Edebali Türbesi’ne ev sahipliği etmesi ve Ahilik biliminin yaşatıldığı bir yer olarak tarihte yer alıyor.

Bu yazı dizimizde Osmanlı’nın kuruluşundaki ilginç anekdotlar ve tarih sahnesinden aldığımız notlarla padişahlarımızı da  sizlere kısaca tanıtacağız. Bu arada her bölümde Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye verdiği nasihatten çeşitli bölümleri sizlere aktaracağız.

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN BEYE NASİHATI

“- Ey Oğul!

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…”

I.Abdülhamit Han(1725-1789)

Osmanlı padişahlarının yirmi yedincisi, İslam halifelerinin doksan ikincisi olan I. Abdülhamit, padişahlığı boyunca devlet adamlarına gereken önemi verip dirayetli kişileri seçmiş olsa da ülkenin içinde bulunduğu kötü gidişata engel olamamış ve Osmanlı Devleti için olumsuz sonuçlar doğuran Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır.I. Abdülhamit, 20 Mart1725’te İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda doğdu. Annesi Rabia Şermi Sultan, babası ile III. Ahmet’tir. Ağabeyi III. Mustafa’nın vefat etmesiyle 21 Ocak1774’de tahta geçti.I. Abdülhamit tahta geçtiğinde Rus Savaşı devam etmekteydi. Bükreş Antlaşması’nın görüşmeleri yarıda kalmıştı. Kışın gelmiş olması ve veba salgını yüzünden barış görüşmeleri tekrar başladı. 21 Temmuz 1774’te Ahmet Resmi ve İbrahim Münib Efendiler ile Rus temsilcisi Prens Repnin arasında Küçük Kaynarca Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre Kırım, Kuban ve Bucak yalnız dini bakımdan halifeye bağlı olmak üzere müstakil oluyor; Yenikale, Kerç, Azak, Kılburun kaleleri Rusya’ya geçiyordu. Eflak, Boğdan ve Cezayir-i Bahr-i Sefid sahili gibi savaşta Ruslar tarafından işgale uğramış yerler ise Osmanlı Devleti’ne geri veriliyordu. Rus donaması Karadeniz’e girebilecek ve Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecekti. Anlaşmanın en ağır maddelerinden biri Türk toprakları üzerindeki Ortodokslar’ın himayesinin Ruslara verilmesiydi. Rusya bu sayede Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma fırsatı bulunacaktı. Osmanlı Devleti’nin imzaladığı en ağır antlaşmalardan biri olan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Türk ve Müslüman olan Kırım Vilayeti elden çıkmıştı. Aynı zamanda Rusya’ya kapitülasyonlar da verildi.Antlaşmanın tartışmalı maddelerini açıklığa kavuşturmak için Fransa’nın aracılığıyla 21 Mart 1779’da Osmanlı Devleti ile Ruslar arasında Aynalıkavak Tenkihnamesi imzalandı. Buna göre Kırım bağımsız bir devlet olmaya devam edecek, hanlar Kırım halkı tarafından seçilecekti. Kırım halkı üzerindeki Osmanlı halifeliği hakkı devam ediyordu ancak Osmanlı Devleti, Kırım’ı geri alabilmek için hiçbir girişimde bulunmayacaktı. Kırım’da olağanüstü bir durum oluştuğunda bu mesele iki devlet arasında çözüme kavuşturulacaktı. İngilizler ve Fransızlar’a tanınan Karadeniz ve Akdeniz’de haklar aynen Ruslara da tanınacaktı. Osmanlı Devleti bu antlaşmayla Rus yanlısı Şahin Giray’ın Kırım Hanlığı’nı tanımış oluyordu.I. Abdülhamit , savaş zamanında devletin çeşitli bölgelerinde çıkmış isyanları bastırmak ve askeri sahada ıslahatta bulunmak istiyordu. İsyanları bastırmak üzere Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa ve ıslahat yapmak için de sadrazam Halil Hamit Paşa görevlendirildiler. Kapıkulu Ocakları’nın ıslahı için Fransa’dan mühendisler getirildi. Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Devlet Kara Mühendishanesi) kuruldu. Lale Devri’nden beri kullanılmayan İbrahim Mütefferika matbaası açıldı.I. Abdülhamit ve devlet adamları, Kafkasya’nın bazı bölgelerini Türk nüfuzu altına almayı tasarladılar. Bu sebeple Soğucak ve Anapa kalelerini tahkim ettiler. Buradaki Çerkez kabilelerini itaat altına almaya çalıştılar. Bir süre sonra Şahin Giray’a karşı ayaklanma çıkınca Rus orduları bölgeye girdiler. 1784 yılında bu olayı bahane edip Kırım’ı Rusya’ya bağladılar. Osmanlı Devleti antlaşmanın maddelerine ters olduğu için tekrar savaşa girmek istediyse de ordu henüz savaşa hazır değildi ve bu nedenle anlaşma bozulmadı.1781’de Rusya, Avusturya ile beraber bir tasarı hazırlamış ve bu tasarıya göre de Osmanlı Devleti’ni paylaşmaya karar vermişlerdi. Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Rusya ile savaşmaktan yanaydı. Rus elçisi sadarete çağrılarak Kırım’ın iadesi istendi. Elçinin uygun cevap vermemesi üzerine Rusya’ya savaş ilan edildi. Rusların idaresi altındaki Kılburun Kalesi’ne hücum ile 1786-1792 Osmanlı-Rus Savaşı başlamış oldu. Avusturyalılar da savaş açmadan Belgrad ve Sırbistan’a taarruz ettilerse de bir sonuç alamadılar.Avusturya, Osmanlı Devleti’ne ait olan Boğdan’a bağlı Bukoniva’yı işgal etmişti. Osmanlı ordusu Tameşvar eyaletinde Muhadiye Boğazı’nı ele geçirdi. Avusturya İmparatoru’nun Şebeş Boğazı’na ordusu ile gelmesi üzerine 21 Eylül 1788’de Şebeş Savaşı’nda Osmanlı ordusu galip geldi. Serdar-ı Ekrem Sadrazam Koca Yusuf Paşa, önce Avusturya derdini halletmek istedi. Fakat Rus cephesindeki savaş aleyhte gelişiyordu. Kısmi başarılar Özi Kalesi’ni kurtarmaya yetmedi. Özi Kalesi, Ruslar tarafından alınınca I. Abdülhamit bu duruma çok üzülerek bir hatt-ı hümayun kaleme aldı :

“Özi’nin düştüğü takriri âlimallah beni yeniden kederlendirdi; bu kadar Müslüman erkek, kadın, küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi. Yârab! Sen Mâlik’ül-mülksün. Senden niyazım, ölmeden bu beldeleri tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster.”

  1. Abdülhamit, bu hezimetin ardından 7 Nisan 1789’da vefat etti. Eminönü’ndeki Bahçekapı’daki imaretin karşısındaki türbede yatmaktadır.Adaletli ve merhametli bir padişah olan I. Abdülhamit, Beylerbeyi’nde bir cami ve okul, Bahçekapı’da bir sebil, bir imaret, bir kütüphane ve bir türbe (Şimdi bunların yerinde Dördüncü Vakıf Han vardır.) Emirgan’da bir cami ile çeşme ve Medine’de yaptırdığı bir medrese ile mimari çalışmalarda da bulunmuştur. Kendinden sonra oğulları IV. Mustafa ve II. Mahmut da padişah olabilmiştir.

İşte onun deyimleriyle söyledikleri : Ben hüzün ve kederin Padişah’ı I.Abdülhamit Han’ım.Tahta çıktığım Rus harbi aleyhimize olarak devam ediyordu.Bu cephede üst üste gelen feci mağlubiyetler üzerine Küçük Kaynarca Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldım.Kırım Osmanlı egemenliğinden çıktı ve Rus tehdidi altına düştü.Suriye’de iç isyanlarla uğraştım.1784’te Kırım’ın Ruslar tarafından ilhakı bizim için büyük ıstırap kaynağı oldu.

İçeriden ve dışarıdan Osmanlı devletini yıkmak isteyenlere karşı her zaman hazırlıklı olabilmek için kapıkulu ocaklarını tanzime çalıştım.Avrupa’dan uzmanlar getirttim.Avusturya ve Rus birliklerinin Özi’de yaptığı katliamlar nedeniyle 1789 yılında felç geçirerek vefat ettim.

I.Abdülhamit Han’ın merak edilen özelliği :  Sultan III. Ahmed’in oğlu olan yirmi yedinci Osmanlı padişahı Sultan I. Abdülhamid, devlet işleriyle yakından ilgilenmiştir.

Halka karşı oldukça merhametli olan I. Abdülhamit dindar bir padişahtır, halk arasında kerameti yaygındır.

Padişah, döneminde mimari alanda birçok eser yaptırmıştır.

1782 yılındaki İstanbul yangınında itfaiye çalışmalarına katılarak halkın takdirini kazanmıştır.