Ana sayfa GÜNDEM Yanımızdaki Osmanlı Tarihi Hazinesi : BÖLÜM-23 II.Ahmed (1643-1695)

Yanımızdaki Osmanlı Tarihi Hazinesi : BÖLÜM-23 II.Ahmed (1643-1695)

971
0

Geçen sayımızdan itibaren Osmanlı Tarihimizi ve padişahlarımızı sizlere tanıtmaya başladık. Bu konudaki ilk araştırmamızı, Osmanlı Devleti’nin fikir babası ve manevi kurucusu olarak addedilen Şeyh Edebali’yi sizlere tanıtacak ilimiz Bilecik’ten başlattık. Bilecik şehri Polatlı’ya iki buçuk saat mesafede bir kent. Osmanlı’nın kurulduğu ve dirildiği başkent olarak geçen bu il özellikle Şeyh Edebali Türbesi’ne ev sahipliği etmesi ve Ahilik biliminin yaşatıldığı bir yer olarak tarihte yer alıyor.

Bu yazı dizimizde Osmanlı’nın kuruluşundaki ilginç anekdotlar ve tarih sahnesinden aldığımız notlarla padişahlarımızı da  sizlere kısaca tanıtacağız. Bu arada her bölümde Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye verdiği nasihatten çeşitli bölümleri sizlere aktaracağız.

ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN BEYE NASİHATI

“- Ey Oğul!

Sabretmesini bil. Vaktinden önce çiçek açmaz.

şunu da unutma ! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

II.Ahmed (1643-1695)

Osmanlı padişahlarının yirmi birincisi, İslam Halifelerinin seksen altıncısı olan II. Ahmet Osmanlı Devletinde iç ve dış karışıklıkların olduğu bir dönemde padişah oldu. 3 yıl 7 ay kadar kısa bir süre padişahlık yaptı. 25 Şubat 1643’te İstanbul’da doğdu. Sultan I. İbrahim’in üçüncü oğlu olup, Annesi Hatice Valide Sultan’dır. Şehzadeliği boyunca sarayda kaldı. Şehzadeliği ve kafes hayatı süresince eğitimine önem verdi. Farsça ve Arapça dersleri aldı. Kardeşi II. Süleyman’ın padişahlığı boyunca 4 sene kafes hayatı yaşadı ve kardeşi II. Süleyman ölünce 21 Haziran 1691’de tahta çıktı.II. Ahmet tahtı devraldığında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana Kuşatması’yla meşguldü. 1691 yılında sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, II. Süleyman hasta olduğu halde Avusturya seferine katılmasını istemişti. Kısa bir süre sonra II. Süleyman rahatsızlanıp vefat edince II. Ahmet’in tahta geçmesine karar verildi.II. Ahmet, Avusturya seferinin devamını diledi. Bunun üzerine Köprülü Fazıl Mustafa Paşa 20 Temmuz’da Belgrad’a ulaşan ordusu ile Petervaradin önlerinde bulunan Avusturya kuvvetlerinin üzerine yürüdü. Tuna Nehri kenarında bulunan Salankamen bölgesinde Köprülü Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki ordu, Prens Ludvig komutasındaki Avusturya ordusu ile karşılaştı. Savaşın ilk anlarında Köprülü Fazıl Mustafa Paşa hayatını kaybetti ve Osmanlı ordusu yenildi. Avusturya bu zaferinden sonra Lipva ve Varat Kalesi’ni kuşattı. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirilen Arabacı Ali Paşa, başarılı olamayınca onun da yerine Hacı Ali Paşa tayin edildi. Avusturya Savaşı durdurulmak istense de netice alınamadı. Osmanlı Devleti’nin zayıflığını gören Lehler Kamaniçe’yi, Venedikliler de Dalmaçya sahillerinde bulunan Gabella Kalesi’ni ele geçirdiler, Girit’e asker çıkardılar.Başarısız olundukça yerine yeni atamalar yapılıyordu. Hacı Ali Paşa’dan sonra sadrazamlığa Bozoklu Mustafa Paşa getirildi. 1693 yılında Avusturyalılar Erdel üzerinden Eflak ve Boğdan’a girdiler. Bozoklu Mustafa Paşa, yanına aldığı kuvvetle Yanıva ve Belgrad’ı geri aldı. Bir yandan da Venediklilerin saldırıları devam etmekteydi. Malta, Floransa, Papalık filolarından oluşan bir Venedik donanması Sakız Adası’nı işgal etti. Sakız Adası’nın düşmesi II. Ahmet’i çok üzdü. Padişah, Vezir-i Azamlığa atanan Sürmeli Ali Paşa’ya “Madem ki Sakız düşman elindedir,bütün Macaristan’ı alsam makbulüm değildir” diye bildirdi. Kaptan-ı Derya Mezomorta Hüseyin Paşa Sakız’ın geri alınmasıyla görevlendirildi.Doğu illerinde de karışıklıklar baş göstermekteydi. Suriye’de Sürhanoğulları ve Manoğulları başkaldırdılar. Irak ve Hicaz bölgelerinde isyanlar çıkmaktaydı. Anadolu’da eşkiyalık artmıştı. Bursa’dan kalabalık bir derviş grubuyla Edirne’ye gelip halkı tahrik eden Niyazi Mısrî ve mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan biri iç karışıklığa sebep olmuştu.Sakız’ın geri alınmasından kısa bir süre önce 6 Şubat 1695’te II. Ahmet rahatsızlanarak vefat etti. Cenazesi Edirne’den getirilip İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesine defnedildi. Kendisinden sonra Osmanlı tahtına kardeşi IV. Mehmet’in oğlu II. Mustafa geçti.II. Ahmet döneminde teşkilat alanında birçok yenilik yapıldı. Eski geleneklere uygun olarak haftada 4 kere Divan-ı Hümayun’u gerek eyalet topraklarının işleme hakkının babadan oğla geçmesine izin verdi. Padişahlığı süresince Edirne’de ikamet etti. Saray entrikalarından uzak durmaya çalışsa da başarılı olamadı. Sanata ve sanatkâra büyük önem verirdi. Kendisi de iyi bir hattat ve şairdi.

İşte onun deyimleriyle söyledikleri :Ben 1691 – 1695 yıllarında dört yıl Viyana bozgununun izlerini silebilmek için uğraş veren II.Ahmed Han’ım.Ordularım Vezir – i Azam Fazıl Mustafa Paşa’nın şehit düşmesi üzerine Salankamen bozgununu yaşadı.Kendilerine cesaret gelen Avrupalı devletler dört koldan Osmanlı devletini sardılar.Venedikliler Girit’e asker çıkardılar.Ardından Sakız adasını işgal ettiler.

Belgrad ve Kamaniçe’yi düşman tasallusundan kurtardım.Kaptan – ı  Derya Mezemorta Hüseyin Paşa’yı muazzam bir donanmayla Sakız adasına gönderdim.Hüseyin Paşa , Venedik donanmasını Koyun adaları mevkiinde ağır bir bozguna uğrattı.Takdir – i İlahi Sakız’ın geri alındığını görmeden 1695 yılında vefat ettim.

II.Ahmed’in merak edilen özelliği :  Sultan İbrahim’in üçüncü oğlu olan Sultan II. Ahmed, Osmanlı Devleti’nin yirmi birinci padişahıdır.

Arapça ve Farsça’yı iyi şekilde bilen padişah, merhametli kişiliğiyle bilinmektedir.

Kıyafetlerini değiştirerek zaman zaman halk arasında dolaşır ve insanların dertlerini sabırla dinlerdi.

Dindar bir padişah olarak bilinen Sultan II. Ahmed, bir konu hakkında hükme varmadan önce bilenlere uzun uzun danışırdı. Hattat olan II. Ahmed , Kur’an-ı Kerim’in yanı sıra başka kitapları da yazarak çoğaltırdı.