Ana sayfa GÜNDEM Sakarya Zaferi’nin on altıncı günü

Sakarya Zaferi’nin on altıncı günü

228
0
PAYLAŞ

Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezince, Sakarya Zaferinin 97. Yıldönümünde, gün gün Sakarya Zaferini anlatılıyor.

Sakarya Zaferi’nin on altıncı günü 7 Eylül 1921… Zafer’e ulaşan süreci anlatan Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi Genel Koordinatörü Kadim Koç ile birlikte Sakarya Zaferine giden yolu gün be gün yayınlıyoruz.

Sakarya Destanı  (16ıncı Gün 07 Eylül 1921)

Günün önemli olayları:

Bugün Küçük taarruzlar ile geçti. Keşif harekâtı sürdü. Yunan ordu komutanı Papoulas “bulundukları mevzileri geliştirin” emrini verdi. İkmal birlikleri ve lojistik tesislerini geri çekme hazırlıkları görülmeye başladı. Türk Ordusu keşif ve taarruz hazırlıklarına devam etti. Bazı birlikler küçük çaplı taarruzlarla düşman bölgelerinde keşif harekâtında bulunuldu. Türk cephe komutanlığının karşı taarruz hazırlık devam etmekteydi.

İki ordu arasındaki roller değişiyor

Türk Ordusu 7 Eylül sabahına kadar Yunan Mevziilerine hem keşif, hem de muharebe yapabilecek güçler gönderip Yunan askerleri üzerine baskınlar düzenledi. Bu baskınlar hemen hemen her sabah yıldırma amaçlı çeşitli bölgelerde Yunan mevzileri üzerine yapılıyordu. Artık psikolojik üstünlük Türk Ordusunun eline geçmişti. 4. Grup bölgesinde, 5. Kafkas Tümenimizin Hücum Taburu ile 10. Yunan Tümen birliklerine yapılan bir baskında düşman gafil avlanmış, süngü ve bombalarla sabaha karşı gerçekleştirilen bu saldırı sonunda düşman Çal doğusundaki bir kısım mevzilerinden geriye atılmıştı. Hücum taburunun l şehit, 10 yaralı, 2 kayıp zayiatına karşı düşman bu hücumda 300 ölü vermişti. Cephenin en doğusundaki 1. Grup Komutanı Albay İzzettin (Çalışlar), karşısındaki Yunan 2. kolordusunda çekilme belirtileri gördüğü için iki tümenle taarruza karar vermişti. Saat 17.00’ye doğru başlayan, Albay Mehmet Sabrı (Erçetin) komutasındaki 4. Tümenin taarruzu, Yunan 13. Tümeninin mukavemeti ve Yunan topçularının yoğun ateşlerine rağmen devam etti. Güneş batarken Yunan mevzilerine girildiğinde ise savaşın yapıldığı alanın düşman ölüleriyle dolu olduğu görüldü.

Artık roller değişmeye başlamıştı

Yunan komutanı Papoulas, hükümetinden beklediği cevabı bugün de alamamıştı. Yayınladığı emirde: ‘Kolordular, şimdi işgal etmekte oldukları mevzileri derhal tahkim etmeye başlayacaklar ve çok kuvvetli bir şekilde savunma tedbiri alacaklardır.’ diyordu. Evet artık roller değişmeye başlamıştı. Uzun süredir taarruz eden Yunan Ordusu artık savunmayı düşünüyordu. Türk Komuta Heyeti, üç gündür yapılan keşiflere dayanarak, durumu şöyle değerlendiriyordu: ‘Yunanlılar, savaşı kaybettiklerini anlamışlardır. Kısa zamanda büyük çapta bir takviye almaları olasılığı da bulunmadığına göre durmak veya çekilmekten başka yapacakları bir şeyleri yoktur.’ Türk Ordusu ne yapmalıydı? Şayet Türk Ordusu bir hamle ile 3. Kolorduyu geriye atıp Sakarya geçitlerini tutar veya kuvvetli birliklerle 3. Kolordu ile kendi kuvvetleri arasına girip onları güneydeki ıssız çöllere doğru atarsa Yunan Ordusunu Anadolu bozkırında imha edebilirdi. Teorik olarak doğru olabilir. Fakat Türk Ordusunda bunu yapabilecek güç yoktu. On altı gündür süren bu korkunç mücadele onu da yiyip bitirmişti. Türk Ordusundan kendisinden daha kuvvetli olan Yunan Ordusunu toparlayıp imha etmesini istemek, onu gücünün ötesinde bir maceraya sürüklemek olurdu. Türk Ordusunun kolu kanadı kırıktı. Keşif raporlarından iki Yunan Tümeni kadar kuvvetinin Beylikköprü ve Kavuncuköprü’lerinden Sakarya batısına geçirildiği anlaşılıyordu…

Fevzi Paşa, genel karşı taarruz zamanının geldiğini Başkomutan Mustafa Kemal’e öneriyordu

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Cephe Komutanı İsmet Paşa durum değerlendirmesi yapıyorlardı. Fevzi Paşa, Sakarya savaşının başladığı günden beri karargâhtan uzakta, Harekât Subayı Binbaşı Salih (Omurtak) ve bir Emir Subayı ile beraber cephelerde, Mustafa Kemal’in gözü kulağı gibiydi. 7/8 Eylül gece yarısı Cephe Komutanlığına ulaşan yazısında Fevzi Paşa genel karşı taarruz zamanının geldiğini Başkomutan Mustafa Kemal’e öneriyordu. İstanbul’daki Müttefik Orduları Başkomutanı İngiliz Generali Harington, Londra’ya gönderdiği 7 Eylül 1921 tarihli raporda şunları yazmaktaydı: ‘Bugün aldığım bilgilerden Yunanlıların çekilmekte oldukları ve onları kovalamak için Türklerin hummalı hazırlık yaptıkları kesinlikle görülüyor. Yunan çekilmesinin Sakarya arkasında toparlanıp hücumu yenilemek amacıyla yapılıp yapılmadığını söyleyemem. Herhalde şimdiki durumda hedeflerine ulaşmayı başaramamışlardır ve Türkler başarı kazandıklarını ileri süreceklerdir. Türk başarısı burada (İstanbul’da) hemen yankı yaratabileceğinden her türlü ihtiyat tedbirlerini alıyorum.’