Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Ben diyenler değil, biz diyenler kazanacak! – KÖŞE YAZISI

Ben diyenler değil, biz diyenler kazanacak! – KÖŞE YAZISI

520
0
PAYLAŞ

Sizlerin de bildiği gibi demokrasilerde seçim, demokrasinin işlemesi bakımından en önemli olgudur. Halk seçim yoluyla iradesini ortaya koyar. Ülkeyi kimin yöneteceği ile sınırlıdır. Ülkenin nasıl yönetileceği, seçim konusu değildir. Demokrasinin hakim olduğu yerlerde (demokratik ülkeler) ülkenin nasıl yönetileceği bellidir. İktidara hangi kişi ya da parti gelirse gelsin, oyunun kuralları önceden bellidir. demokrasinin özünü oluşturan hukuk devleti, insan hakları, güçler ayrılığı, çoğulculuk ve yargı bağımsızlığı gibi temel hususlara uygun olarak yönetilir. Yapacağımız bu seçim ülkeyi kimin ya da hangi partinin yöneteceğinin ötesinde bir referandum niteliğini taşımaktadır. Evet, bir dönüm noktasındayız. AKP iktidarı sürer ve Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanlığını alırsa; Türkiye’nin nasıl bir rejimle yönetileceğini biliyor ve öngörebiliyoruz.

Her türlü engelleme ve kampanya adaletsizliğine rağmen muhalefet 2007’den bu yana iktidar değişimine hiç bu kadar yakın olmamıştı. Elbette iktidar değişim arzusunun güçlü bir olasılık olmasının çeşitli sebepleri var. AKP’nin yanlışları; demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşma, baskılar, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum, dış politikada başarısızlık, devletin saygınlığının azalması ve sebepleri çoğaltabiliriz. Ama asıl önemli sebep; muhalefet partilerinin seçimden önce birlikte hareket etmeleri, bir ittifak kurmaları, HDP ittifak dışı kalsa da birlikte hareket edebilecekleri ihtimali önemli bir etkendir. Kuşkusuz Millet İttifakı için farklı dünya görüşüne sahip 4 partiden oluşan bu blok Türkiye’yi nasıl yönetecek sorusu yerinde bir sorudur.

AKP’nin kutuplaştırıcı, baskıcı, gücü tek kişide toplayan yönetim anlayışına karşılık, 4 partiden oluşacak; meclis çoğunluğu ve buna dayanan bir iktidar, demokratik, uzlaşıcı ve çoğulcu ve Türkiye inşası kararlılığı taşıdığı da ortadadır. Türkiye’de  toplumsal barışın sağlanması ve birlikte yaşama iradesinin güçlenmesi için; CHP, İYİ Parti, Saadet, Demokrat Parti (Millet İttifakı) ve HDP de dahil edilerek çoğulcu bir toplumda birlikte var olmaları, yan yana yaşamaları, diyalog kurmaları, bir seçim kazanmadan öte bir kucaklaşma, barışma anlamı taşıyor. Böylelikle ülkemiz de uygar devletler gibi ülkenin nasıl yönetileceğinin kalıcı olması sağlanabilir. Görülüyor ki millet ittifakı ve meclis çoğunluğu sağlanırsa bu motivasyon ve birlikte hareket etme yaklaşımı, ikinci turda da başarıyı getirecektir. Bu seçim bir anlamda “Ben ne dersem o” ve “Biz ne dersek o” olma seçimidir. İktidar toplumu yordu ve gerdi. Bu seçimin normalleşmeye, huzura, demokrasiye, birlikte yaşamaya ve ekonomik refaha hizmet etmesi dileğimle…