Ana sayfa Köşe Yazarlarımız AŞK’ I  YAZDI…  BAHAR’ DI  GİTTİ… – KÖŞE YAZISI

AŞK’ I  YAZDI…  BAHAR’ DI  GİTTİ… – KÖŞE YAZISI

3032
0

Aşık olduğu hayat arkadaşının ölümünün ardından,  bir röportajda söylemiş…

‘’Herhalde bir yerlerde karşılaşırız diye umut ediyorum. Karşılaşmazsak büyük haksızlık…’’

Bir cümle, sadece bu cümle…

Okudum ve aşk’ a da , kadına da bakışım değişti…

Ölüm gibi bir kaybın ardından, sevdasını 15 yıl tazecik tutabilen kadınlar da varmış…

Göz kararı aşklar yaşamışken, aşk acısını kök hücrelerime kadar hissetmişken…

Her aşkın sonunda bir saç telimi yitirmişken yine de  hiçbir aşkın bitişine bu kadar yanmamışken …

Meğer bir  yazarın kalbi camdanmış ve bir cümleyle tuz buz olabilirmiş…

Aşk’ ı şiir gibi yaşayan, yaşatan  kadınların varlığı DANKK edebilirmiş, tek bir cümleyle ve en nesir biçimde…

Gerçeklerden kaçarken, sırra kalem basılabilirmiş…

Allah’ım ne kadar safmışım…

Bir söz gönül gözünü açar mı insanın? Açıyor işte, iç sızısı eşliğinde…

Hanginiz ayaklarınız üzerinde durup, aşka bile GİDER yapabiliyorsunuz?

Hele ki bir kadın için en zoru, ölü bir adamı sevmekken…

Hanginiz bir ölüyü, aşkın dirilten yanıyla ve 15 yıllık bir aşkla, tazecik ve ilk gün gibi sıcacık tutabiliyorsunuz?

Kocalarınıza, sevgililerinize ‘’dokunsam kırılacaktı, dokunmadım kurudu’’ hissini şırıngalarken, aşkın gözlerinizdeki fer’ ine,  alışkanlığın gri tonlarındaki rimellerini çekiyorsunuz…

Mat bakışlı kadınlar oluyorsunuz, buz mavisi gülüşlerinizle olmadı buz kırağı susuşlarınızla mat ediyorsunuz…

Misal gözleriniz kısılır mı gülerken, içtenliğinizin dokunduğu gözlerde  unutturabiliyor musunuz cümle kötü gidişleri?

Gözlerini kısarak gülümseyenlerin tebessümü bi başkadır, kadayıfın üzerindeki kaymaktır ya hani..

O öyleydi…

Gözlerinde ışıklar asılı kadınlardandı…

Öyle sohbet etsindi bizimle…

Gözlerimizin içine içine baksındı…

Gözlerini kısa kısa gülsündü…. İçtenliği içimizi ısıtsındı…

Yazarken neler olduğunu, neler hissettiğini, nasıl olduğunu da böyle yazabildiğini anlatsındı…

Ondan bize bir şeyler bulaşsındı…

‘’Aşkı bir şölen gibi, sevdayı bir lunapark gibi yaşayınca, bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana.’’

Var mı böyle bir aşk?

‘’Onun yokluğu, eksiklikten öte bir göçük… Toprak kaybı gibi bişey… Aşağıya doğru inen bir boşluk var içimde…’’

Var mı böyle bir ayrılık?

Aşkın riskini göze almadan, aşık- mış gibi davranan kadınların, erkeklerin varlığını anlattın… Aşkın emniyetli bir şey olmadığını, emniyetli olanın sevgi olduğunu senden öğrenmiştik… Aşkın ehlileşmediğini, sakinleşmediğini… Öyle olsa akraba olacağımızı sen söyledin…

Bahar geldi… Sen gittin MERAL OKAY…

Kalbimize kenar süsleri asmıştın, öylece kalakaldı…

Biliyor musun? Artık aşık olunacak mecra da kalmadı…

Herkes kendi bacağından asılacak koyun kıvamında…

AŞK’ÇA KALIN….