Ana sayfa Köşe Yazarlarımız CAN CAĞIZIM -KÖŞE YAZISI

CAN CAĞIZIM -KÖŞE YAZISI

3166
0

(Özel Can Hastanesi Üroloji bölümü Op.Dr. Ramazan Münür Akar ve ekibine, Üroloji servisi hemşire, hastabakıcı ve kat görevlilerine, Ultrason ve Hasta Yatış bölümündeki güler yüzlü personellere ve elbette Op. Dr. Ali İhsan Yaşar’a en kalbi teşekkürlerimle…)

Ankara’ daki Eğitim ve Araştırma hastanelerinin en tanınmışlarından birindeyiz. Babam elinde tahlil kağıtlarıyla çıktı;

-Valla çok iyi doktora denk geldik oğlum.

-Nerden anladın baba?

-Gözüme bi baktı, ‘’ Sizde hemoroid var. İdrarınızdan kan gelme hadisesi de bundan mütevellit…’’ dedi. Kollu bir şey çektirecekmişiz.

-Kolonoskopidir o… Ama gözünden nasıl anladı gö*ündeki hastalığı hayret…

Böyle komedik başladı, hastanelerde yaşanan fıkramsı diyalogların bizzat şahidi olduğum, bir aydan uzun süren hastane maceramız…

Kolonoskopiye girdiniz mi diye sorarsanız, iki kere denediler ama giremediler. İyi ki de girememişler, hemoroidi yokmuş ki babamın…

Bir başka Eğitim – Araştırma Hastanesi daha derken, bir de Üniversite Hastanesi denerken, bir de Başkent hastanesine güç yetirmeye çalışırken, geçen tek şey zaman, tedaviyi başlatacak bir tek teşhis yok, farklı farklı prosedür, tahlil üzerine tahlil… Babam Taymaz ve ben yollarda sersefil..

Gazetemizin kurucusu Sevim abla bu sonuçsuz hastane seferlerinin sonuncusunda ‘’ Ali İhsan Bey’i bir arayalım, önerisini alalım. ‘’ dedi ve alanındaki en iyi doktorun ismini verdi; Op. Dr. Ramazan Münür Akar…

Gencecik bir tıp adamı… Hastanın da hasta yakınının da psikolijisine merhem bir yaklaşım sahibi… Düşünsene seninle esprileşen, gülümseyen, ‘’ Hocam birer kahve söyleyelim de öyle devam edelim sohbete’’ diyebileceğin kadirşinas, hatırnaz ve işinin ehli bir insan…

Uzun, karmaşık prosedürlerle uğraştırmadı bizi, önceden yapılmış tüm tetkiklere baktı. O koca akıllı hastanelerden birinin sonuç raporunda; ‘’ Sonda şişmesi ‘’ yazıyordu ve haliyle sordu;

-Sondayı ne zaman taktırmıştın amca?

-Valla ben bir şey taktırmadım hocam…

-Babanıza sonda takılmadı mı?

-Hiç takılmadı doktor bey…

Böyle saçmalardan seçme rapor sonucuna hasta ve yakınına göstermeden gülmek ya da hasta ve yakınına çaktırmadan sonucun sonuçsuzluğuna sövmek için icad olmuş olsa gerek; doktor maskesi…

Özel Can Hastanesi’nde çekilen ultrason ve röntgen neticesinde hasta yatış işlemleri… Bu noktada bir parantez açmam gerekli… Hasta yatış ve taburcu bölümündeki güler yüzlü görevli , hasta yatış dosyası hazırlarken hızına bir bankacı, sigortacı, avukat ya da ihale düzenleyicisi yetişsin, ha bu otuz iki dişimi birden kırarım, o derece seri… Kapa parantezi Ati..

Ve ameliyat sabahı… Ramazan hocamızın viziti… Esprileri ve hoş sohbeti… Babamdaki rahatlamayı bizi geç, arkası açık ameliyat önlüğü bile hissetti.

Çok başarılı bir ameliyat sonrası, doktorumuzun ve Üroloji servisindeki tüm görevlilerin en bi samimi ilgisi…

Ameliyathanenin kapısında Ramazan Hocamı’za söylediğim dua tadında cümlemi tekrarlasam yeri;

‘’ Rabbim, ilminizin zekâtını makbul eylesin Ramazan hocam’’

AŞK’ÇA KALIN…

DİP NOT: Özel Can Hastanesi Üroloji bölümü Op.Dr. Ramazan Münür Akar ve ekibine, Üroloji servisi hemşire, hastabakıcı ve kat görevlilerine, Ultrason ve Hasta Yatış bölümündeki güler yüzlü personellere ve elbette Op. Dr. Ali İhsan Yaşar’a en kalbi teşekkürlerimle…

VİP NOT: Vur savrulsun leşleri, dağılsın keleşleri, pusucu kalleşleri Vur Allah Aşkına… Muhammed, Ali aşkına VUR… Türk’ ün özü aşkına, Yesevi’ nin közü aşkına, Gök bayrağın yüzü aşkına, Gök yeleli kurdun izi aşkına, Peygambere komşu şehidimizin vatana emaneti, oğlu kızı aşkına VUR…

TİP NOT: Kahve ve çay… İkisinin kokusu… Keşke kişiliklerin, karakterlerin, kartvizitlerin, duruşların ve etiketlerin altındakilerinin, verilen sözlerin sözdeliğinin de kokusunu alabilsek… Kahve ve çay kadar…

BİP NOT: Niye hep böyle tamam şimdi oldu, iyi bişeyler oluyor galiba dediğimiz anlarda… Tam bir parça mutlu olduğumuz zamanlarda antil kuntil, dandik dundik şeyler oluyor ki?