Ana sayfa Köşe Yazarlarımız O MAHUR BESTE ÇALAR-KÖŞE YAZISI

O MAHUR BESTE ÇALAR-KÖŞE YAZISI

2283
0

Kalem ve kağıt, doğrulara yaslanmış kelimeler ve ben  ağlaşırız.

Selda Bağcan söyler o mahur besteyi,

‘’ Bir Pazar Sabahıydı, Ankara Kar Altında’’ der, üşürüz, donarız.

‘’Zemheri Ayazıydı Yaz Güneşi Koynunda’’ der, kavruluruz, yanarız.

‘’Ucuz Can Pazarıydı Kalemim Düştü Kana’’ der, kalem kağıda dokundukça, kabuğu kopar yaramızın, kanarız.

‘’Zalımlar Pusudaydı Bedenim Paramparça’’ der, umut sokağın karşısındaki duvara yapışmış, öylesine parçalanırız ki sanırsın atomlarımıza ayrılmışız.

‘’Uğur’lar olsun’’ der sonunda ve kırılır kalemi doğrunun… Kovulur dokuzuncu köyden, onuncu köy tahtalı… Çare bilmez yolların sürgününe yollanırız.

-Ben arabayı çalıştırayım hanım, siz beş dakika sonra inin aşağı…

Her gün tekrarlanan işe gitme telaşında ince bir ayrıntı…

Aldığı onca tehdide rağmen, arabasını şöyle bir gözle muayene etmek  ve kontağı yalnızken çevirmek…Koruması olmayan bir baba yüreğinin ailesini koruma biçimi…

‘’Bir Uzun Yürüyüş’’ deki ‘’Sakıncalı Piyade’’ çevirdi kontağı… Kan doldu gözlerine… Ucuz can Pazar’ıydı… Yüzünde soldu naif gülümseyişi, zalımlar pusudaydı… Hüzün rengine boyandı o 76 model Renault on iki…

Gerçekleri sağırlaştıran bir patlama… ‘’Vicdan sustu. hukuk sustu. insanlık sustu. göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi’’ dediğini bile duymadılar o patlamada… Birileri yerleri süpürüyordu, senden kalanlar mıydı, gerçekler miydi süpürgelerin saçaklarındaki…

-‘’Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.’’  Zarı yırtılalı 25 yıl olmuş kulaklarımızın… Vicdanımızın sesi detone, aradığımız ses, sahibinin sesi değil O SES TÜRKİYE…

– ‘’Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…’’ Hafıza-ı beşer iki günde şaşıyor artık… Hatırlamak konusunda YETENEKSİZSİNİZ TÜRKİYE…

Sen sonsuzluğa doğalı 25 yıl olmuş… Mum olmak kolay değil, ışık saçmak için önce yanmak gerek deyip gittin.

Eeee “Sen yandın, onlar yandı ve daha niceleri. Peki yetmez mi, neden hala çıkmadı karanlıklar aydınlığa?”

Babam senin için “güzel yazar, ama acı acı yazar” derdi… İç sızlatan bir mizah  tıpkı resimlerindeki gülümseyişin gibi…

“Sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanır, özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibi oluruz” demiştin ya hani…

Çiçeklerin hepsi karanfil görünür bugün gözümüze, top’ u da ne sen sor ne ben söyleyeyim; o kadar çok ki günümüzde…

Birilerinin mumu yatsıya, Uğur’un mumu sonsuza…

Bu hissiyatlarımla, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’n kutlu olsun, gazeteci arkadaşım….