DOLAR 8,82730.06%
EURO 10,32290%
ALTIN 497,160,22
BITCOIN 375287-4,24%
Ankara
20°

AÇIK

13:00

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Dereköy: “Kızılelma bir ülkünün adıdır”

Dereköy: “Kızılelma bir ülkünün adıdır”

ABONE OL
6 Şubat 2018 11:25
Dereköy: “Kızılelma bir ülkünün adıdır”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dereköy: “Fatih, Yavuz, Kanunî gibi hükümdarlar, Allah’a ortak mı koşuyordu?”

Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy: “Kızılelma; Bir Ülküdür, Turandır, Fethedilecek Yerdir, İ’la-Yı Kelimetullahdır” dedi.
Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy, dün yazılı bir basın açıklamasında bulunarak “Kızılelma” kavramı hakkındaki eleştirilere cevap verdi. Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy, basın açıklamasında şunları söyledi: “Türk ordusu, 20 Ocak 2018 tarihinde Suriye’nin Afrin bölgesinde yuvalanan terör örgütüne karşı “Zeytin Dalı Harekâtı”nı başlattı. Zeytin Dalı Harekâtı’nda görev alan Mehmetçiklerden birinin, kendisine nereye gittiklerinin sorulması üzerine verdiği “Kızılelma’ya” cevabı, bu kavram ve bununla ilgili  olarak “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi (ülküsü)” hakkında bir tartışmaya, konuya geniş kitlelerce ilgi duyulmasına zemin hazırladı. Halkın çoğunluğunun alkışladığı bu tutuma, birtakım zevat tepki gösterdi.  Tabii bu arada Türk milliyetçilerinin çok iyi bildiği bu kavramlardan bîhaber olanların gülünçlükleri de olmadı değil. Bunları cehalete verebiliriz ama düşmanca kin kusanların gayet bilinçli oldukları açıktır.”

“Cihân hâkimiyeti” tılsımının yazılarını taşıyordu

“Nitekim medyatik bir şahıs, “Kızılelma”nın şirk olduğuna dair fetva vermekte beis görmediği gibi “Türk Cihan Hâkimiyeti” kavramına da saldırmıştır. Şöyle diyordu bu zat: “Kızılelma denen şey şirktir. ‘Türk cihan hâkimiyeti mefkuresi’ymiş… Sen kim oluyorsun da dünyayı ele geçirmeye kalkıyorsun? Kim dünyayı ele geçirmeye kalkıyorsa Allah’a ortak koşuyor demektir. Mülk Allah’ındır.” demiştir. Tabi ki bu zihniyetin bunu anlaması mümkün değildir. Yani cihan hâkimiyeti davası güden Fatih, Yavuz, Kanunî gibi hükümdarlar, Allah’a ortak mı koşuyordu? Rahmetli Turan, Türklerin tarihte kurdukları Hunlar, Göktürkler, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi devletlerin insanlığa ve dünyaya nizam ve adalet götürme ülküsünü benimsediklerini ortaya koyduğu eserinde Kızılelma konusunu şöyle değerlendirmiştir: “Ayasofya’nın önünde dikili bir sütun üzerinde, at üstünde bulunan Justinianus [(Doğu) Roma İmparatoru Jüstinyen] heykelinin elinde kızıl bir küre olup, Türk Kızılelması ve cihân hâkimiyetinin hedefi idi. XIII. asır İslâm coğrafyacılarına göre bu heykelin sağ eli havada olup halkı İstanbul’a davet eden bir mânâya delâlet eder. Sol elinde de madenî bir küre bulunmakta ve bu da düşmanın şehri istilâsına engel bir tılsım telâkki olunmakta idi. Hıristiyan kaynaklarına göre at üzerinde canlı gibi duran Justinianus’un heykelinin elinde altından büyük bir elma olup sağ eliyle de Kudüs’ü ve İslâmları göstermektedir. Bu küre imparatorun dünyayı elinde tuttuğuna delâlet ediyor ve “Cihân hâkimiyeti” tılsımının yazılarını taşıyordu. Hıristiyan seyyahlarına göre bu altın kızıl küre Bizans imparatorluğuna uğur getiriyordu. Nitekim XIV üncü asırda heykelin ve kürenin (Kızıl-elmanın) düşmesi birçok ülkelerin kaybına, yâni Türkler tarafından fethine ve imparatorluğun sükutuna bir işaret sayılmıştı. İşte Bizansın devamı için uğurlu bir tılsım sayılan bu küre Türklerin Kızıl-elması olup ona sahip olmak veya İstanbul’u almak emeli Türk cihân hâkimiyeti mefkûresinin bir sembolü olmuştu.” Yine meşhur Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de sık sık “kızılelma”lar geçer. Bunlar, Osmanlıların fetih politikasında hedef olarak geçen şehirlerdir: Üstürgon kızılelması, Beç kızılelması gibi.”

“Yaşanabilir ve huzurun hâkim olduğu bir dünyayı inşa ülküsüdür”

“Bütün bunlardan Kızılelma efsanesinin Osmanlılarda ve özellikle askerler arasında ne derecede yaygın olduğu, Bizans ve Avrupa’da da Türk ve İslam korkusunun Kızılelma’nın ya da altın kürenin kaybı/ele geçirilmesi Müslüman Türkler için bir hedefe ulaşılması, Hıristiyanlar için ise Türk hâkimiyeti altına girilmesi anlamına gelmekteydi. Kızılelma sürekli ulaşılmaya çalışılan bir ülkü. Bir hedef ele geçirildiğinde ise oranın imar ve inşası, orada düzen ve adaletin tesisi demektir. Yani asıl marifet şehirleri imar ve inşa edip halkın gönlünü kazanmaktır. İşte Osmanlı’nın Selçuklu’dan aldığı “cihan hâkimiyeti” anlayışı budur. Kızılelma, Osmanlı’nın dağılma döneminde Türkçülüğün sembollerinden biri hâline gelmiştir. Bu defa dağılan devlet yerine Turan’ın kurulması ülküsü Kızılelma olur. Ziya Gökalp’ta Kızılelma bu defa, çökmekte ve dağılmakta olan Osmanlı Devleti yerine bütün Türklerin bir araya gelerek kuracakları ve yüzyıllardır özlemini çektikleri Turan ülkesiyle eş anlamda kullanılır. Ömer Seyfeddin Kızılelmayı padişahın atının ayağını bastığı yer erişilmek istenen ülke diye ifade eder. Özetle, Kızılelma bir ülkünün adıdır. Ordu ve askerler için fethedilecek yerdir, Konstantiniyye’dir, Roma’dır, Beç’tir (Viyana), padişahın atının gittiği yerdir, hükümdarlar için dünyaya adalet ve nizam götürme, i’lâ-yı kelimetullah (Tanrının adını yüceltme) davasıdır. Böylesi ulvi gayelere hizmet için rahatını bir yana bırakarak ömrünü seferlerde geçiren,  at sırtında aylarca yol kat edip sarp yollardan geçerek, genç yaşta hastalıklardan bitap düşerek vefat eden Fatih Sultan Mehmed’i şirk ile suçlayan zihin yapısının bunu anlaması tabii ki mümkün değildir. Bugün, Türk milletinin “Kızılelma”sı, yeniden medeniyetimizi ihya ve insanlık için daha adil, dengeli, yaşanabilir ve huzurun hâkim olduğu bir dünyayı inşa ülküsüdür.”

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.