Ana sayfa Köşe Yazarlarımız ACABA BEN MUSTAFA KEMAL’İN NESİYİM?-KÖŞE YAZISI

ACABA BEN MUSTAFA KEMAL’İN NESİYİM?-KÖŞE YAZISI

734
0

Canan Kaftancıoğlu’nun 14.12.2012 tarihinde

‘’Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ gibi bir sloganı doğru bulmuyorum.
Militer bir dil olmasının ötesinde, birey olmanın önüne geçen bir ifade.++’’,
Sözleriyle attığı tweet gerekçe gösterilerek;
CHP İstanbul İl Başkanı adayı olarak seçilmesinin ardından, kendine ve partisine yönelik, saldırı, kafa karıştırma ve karalama bombardımanı başladı.

Canan Kaftancıoğlu, İl başkanı seçildikten sonra, gazetecilerin sorularını cevaplarken:
‘’Benim ‘Mustafa Kemal’in askeri olmayı reddettiğim’ yazılıyor.
Kelime ve kavramlara takılmamak lazım.
Mustafa Kemal’in askerini militarist bir söylem olarak kabul ettiğim için ‘Mustafa Kemal’in yoldaşları’ demeyi daha uygun buldum. Yoldaşların içine askeri de, sivili de herkes girer ama ‘yoldaşı’ yok edip, karalama kampanyasını bu yolla sürdürüyorlar.
Atatürk üzerinden siyaset yapan sahte Atatürkçüler var.
Ben, gerçek Atatürkçü ve onun yoldaşıyım.’’
Sözleriyle kendini savundu.

Bu gelişmeler üzerine, aklıma bir soru takıldı.
Acaba ben ve benim gibiler, Mustafa Kemal’in nesi oluyoruz?
Ben de araştırıp Atatürk’ün nesi olduğumu bulmaya, öğrenmeye karar verdim.
Bu sloganın ortaya çıkışı konusunda yaptığım araştırma,
Beni Hürriyet gazetesinde çıkan bir köşe yazısına götürdü.
1 Ekim 2013 tarihinde Hürriyet Gazetesi yazarı olan Yılmaz Özdil,
Sloganın çıkışını anlattığı yazısında şöyle diyor:

‘’Hiç düşündünüz mü?..
Nereden çıktı bu slogan?
İlk kim söyledi?
Sene 2006.
Aylardan haziran.
Yer, Danıştay.
Mustafa Kemal’in doğumunun 125’inci yılı dolayısıyla konferans düzenleniyor, ayakta alkışlanan konuşmacı anlatıyor:
“Atatürk Türkiyesi’nden rahatsız olanların yapması gereken, Atatürk’ü unutturmaktı.
Onu yapıyorlar. Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu, milli mücadeleyi çocuklarımıza iyi anlatmak zorundayız.
1948’den beri Mustafa Kemal’in askeriyim, terhis olmak istemiyorum.”
Turgut Özakman’dı o.
Mucidi odur.
Haziran 2006’dan önce bu slogana ait tek örnek bulamazsınız. Çünkü yoktur.
Peki, 1948’den beri askeriyim diyen, terhis olmak istemiyorum diyen Turgut Özakman, 1948’de yedek subay filan mıdır? İçinde “asker” kelimesi geçiyor ya…
Dincileri-liboşları boş verdim, bazı CHP yöneticileri bile bu sloganı “militarist”zannediyor.
Hâlbuki tam tersine, sivil’dir, hukuki’dir.
Turgut Özakman, 1948’de henüz 18 yaşındadır, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir.
Milli mücadelenin izini sürebilmek için Ankara’dan Afyon’a kadar yürür.
Mecazi anlamda söylemiyorum, otomobil veya trene binmeden, tabana kuvvet, yürür.
Güzergâh üzerinde yaşayan, Kurtuluş Savaşı’na şahit olmuş ve 1948’de hâlâ hayatta olanları bulur.
Hatıraları dinler, defterler dolusu notlar alır, fotoğraflar toplar.
Bıyıkları yeni terlemeye başlamış bu delikanlının yaya olarak gerçekleştirdiği tarihi seyahat, 10 gün sürer…
Ve bu attığı adımlar, Şu Çılgın Türkler fikrinin çıkış noktasıdır.
1948’den beri askeriyim dediği, işte budur.
Bireysel şuurdur.
Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı sloganı Mustafa Kemal’in askerleriyiz…
Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı kitabı Şu Çılgın Türklerin özetidir.
Terhis olmak istemiyorum’dan kastı ise, bıkmadan usanmadan, anlatmaya devam etme azmidir.
Hakikate ihanet etmeyelim derdi.
Buna didindi, son nefesine kadar.
Huzur içinde yat hocam…
Vatan sana minnettar.’’

Yılmaz Özdil düşüncelerini,
Turgut Özakman’da kendini ve yaşadıklarını böyle ifade etmeye çalışmış.
Bir an; iki farklı düşünce arasında kalmış gibi hissettim kendimi.

Oysa;
Geçmişte bu sloganı;
Sayısız defalar, değişik yerlerde, hiçbir rahatsızlık duymadan, korkusuzca,
Ve gurur duyarak atmış biriyim.
Uzun süre, derinlemesine düşündüm…
Acaba ben, ‘’Mustafa Kemal’in askeriyim’’ derken hata mı yapmıştım?

Oysa, aklım erdi ereli, rahmetli babam dahil, hiç kimsenin isteğini, emir olarak kabul etmemiştim.
Benden isteneni aklıma yatarsa, rica kabul edip yapar,
Farklı düşünüyorsam,uygun bir şekilde reddederdim.

O halde nasıl olmuştu da;
Emir- komuta esasına dayalı bir mesleğin mensubu gibi algılana bilineceğim bu sloganı atmıştım.

Sloganı ilk kez attığım gün ve olayı hatırlamaya çalıştım.
Ne kadar da kolay dökülüvermişti, dilimin ucundaki sözcükler.
Ardından, içindeki boşluğu doldurmuş insanların yaşadığı huzur.
Bu sloganı atmak için, asker de değildim.
Ama kolayca çıkıvermişti sloganın sözleri ağzımdan.
O halde, bu durumun sebebi neydi?

Anladım ki; Ben Mustafa Kemal’in adında özdeşleşmiş, anlam bulmuş değerlere, sözlere, eylemlere inanmışım.
Şu sözleri söyleyen ve yaşamına rehber edinen birine,
İnanmamak mümkün müydü?

“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.’’,

“Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.
Zaman sür’atle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telakkileri bile değişiyor.
Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur.”,

“Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin”.

İşte bu ve bunun gibi pek çok sözü, yaşantısı, yaşadığı sürece taşıdığı ve savunduğu değerler,
Beni ‘’Mustafa Kemal’’ in askeri yapmıştı.

Evet, ben, ‘’Mustafa Kemalin Askerleriyiz’’ sözleriyle;
Akıl, bilim, Allah’tan başkasına kul olmamak.
Ve bu değerlerle yoğrulmuş ahlakın sahibiydim.
Bunun için, sloganın sözleri, dudaklarımın arasından kolayca çıkıvermişti…

Anladım ki; Aslında ben, sadece Mustafa Kemal’in değil;
Bu değerleri benimsemiş, kendine rehber edinmiş,
Herkesin hem askeri, hem yoldaşı hem de arkadaşı olabilirdim.
Oldum.

Sizlere gelince;
Herkes ne olmak istediğini en az benim kadar bilir, bilmelidir.
Zira Allah bana, diğer insanlardan daha cömert davranmadı.
Fazladan akıl ve zeka vermedi.

Niyet okumayı doğru bulmam,
Canan hanımın, Turgut Özakman’ın ruhunu ve hatıralarını incitmek isteyebileceğini düşünmüyorum.
Bu konuyu, benim ifade etmeye çalıştığım şekilde değerlendirdiğini sanıyorum.

Akılda, bilimde, kula kul olmamak felsefesine dayalı ahlaki değerlerde, yani; Atatürk’te buluşmak üzere,

Hoşça kalın, Sevgi ile kalın,