DOLAR 8,67200.21%
EURO 10,17230.53%
ALTIN 492,090,05
BITCOIN 3841543,58%
Ankara
13°

HAFİF YAĞMUR

13:02

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SIĞIRSAL SERZENİŞ- KÖŞE YAZISI

ABONE OL
18 Ocak 2018 15:22
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Reklamların ardından “Tez Haber Merkezi” tarafın­dan hazırlanan ana haber bültenimiz devam ediyor sevgili izleyicilerimiz… Dün akşamki haber bültenimizde bir yetki­linin, ” Ağlamak insana özgü bir duygudur. Bugüne kadar sığırların ağladığı görülmemiştir. Hayvanlar gülmez de ağ­lamaz da…” sözleri gündem yarattı. Tez Haber Merkezi muhabiri Bülent bey, konuyla ilgili olarak şu an Edirne’ de canlı yayında… Kendisine bağlanıyoruz;

Bülent merhaba…

Merhaba Hasan Bey…

Öncelikle neden Edirne’ de olduğun sorusunu sora­yım.

-Sizin de belirttiğiniz gibi bir yetkilinin sığırlar ağla­maz, gülmez sözünün doğruluğunu araştırmak üzere Edir­ne’deyiz Hasan Bey… Çünkü bugün burada resmi bir SVAT açılışı yapılacak. Bu güzel gelişme karşısında büyükbaş hay­vanların özellikle de sığırların davranışlarını inceleyerek, konunun uzmanları ile birlikte bu sözün doğruluğunu araş­tırıp seyircilerimizle paylaşacağız.

SVAT dgdiniz değil mi Bülent Bey?

Evet Hasan Bey doğrudur, bugün burada resmi bir SVAT açılışı yapılacak.

SVAT nedir Bülent Bey?

Hayvanat âlemi için bir nevi yol üstü küveti…

Nasıl yani?

Yalak, efendim af edersiniz. Öncelikle burada gerçek­leştirilecek resmi SVAT açılışının programını izleyicilerimiz­le paylaşayım isterseniz. Efendim resmi açılış töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak. Yetkililerin konuş­maları, şiirlerin okunması, halk oyunları, yağlı güreş müsa­bakaları ve ödül törenleri, SVAT kurdelesinin kesilmesi, yalak çeşmesinden bardakla toplu su içiş ile birlikte prog­ram tamamlanmış olacak.

Hazırlıklar devam ediyor zannederim, görebildiğimiz kadarıyla…

Evet Hasan Bey… Edindiğimiz bilgilere göre ses sis­temiydi, masa- sandalye kirasıydı, çevre ilçelerden açılışa gelenlerin geliş- gidiş servisiydi… Kıymalı pidesi, ayranı, kuru pastası, meyve suyuydu… Gırnatası, kemanı, dümbe­leğiydi, biri kadın biri erkek sanatçısıydı… Ve açılışın yapı­lacağı yer Edirne olunca haliyle davulu, zurnası, peşreviyle pehlivanlarıydı… Derken SVAT’ a harcanan toplam parayla kafa kafaya gelmiş açılış…

Buyurun size resmi bir yalak açılışı mizânselinin gayri resmi mizâhseli… Haber kanalı da canlı verir açılış töreni­nin tamamını…

Tören bitimi, gırnata, keman, darbuka eşliğinde misa­fir sanatçılardan, resmi yalak açılışında, türkünün sözlerine günün anlam ve önemine göre uyarlanması;

Susadım su isteriim, yalak nerde gösterin. Ben yalak­tan kanmıyyom, ağılımı isterim. Hop diri diri datdiri dittiri dom. Ben Hayvanları seviyom.

Araya reklamlar, reklamların ardından canlı yayın tam gaz devam…

Peki Bülent Bey, bu resimde asıl olması gerekenler nerede? Yani yalağın gerçek sahipleri?

Hasan bey kendileri açılışa davet edilmedikleri için kalabalıktan uzakta bekliyorlar törenin bitimini…

Onların davranış biçimlerini gözlemleme şansınız olmadı yani?

Maalesef Hasan Bey… Uzmanımız ile birlikte buradan gözlemlemeye çalışıyoruz. Ancak zannederim kalabalık dağıldıktan sonra geleceklerdir. Ancak şunu söyleyebilirim ki sürüde şu an bir hareketlenme bir mutlumsu durum söz konusu gibi…

Mutluluk gözyaşlarını ya da gülümsemelerini görebi­leceğiz umuyorum Bülent Bey yeniden bağlanacağız size, kolay gelsin görüşmek üzere… Kısa bir reklam arasından sonra ana haber bültenimiz devam edecek sayın seyirci­ler…

Açılışın gerçek sahipleri yani küçükbaş ve özellikle habere konu olmaları bakımından büyükbaş hayvanlar bir taraftan sakin sakin yayılmakta, diğer yandan kendilerini yakın plan çeken kameradan rahatsız bir halde törenin biti­şini beklemektedirler.

Sürünün ithal angusu gelip bozar sessizliği;

Nabüüriuz bre gızancıklaar?

Nabalım, aynı be ya aynı… Yayılıyoz…

Oturmaaa mı geldik? Çayır, çimen iyi de dereye inmeyceez mi?

Mare adımız üstümüzde yaylım ayvanıyız ya biz…

Yedik o kadar otu, emdi mübarek işkembemizdeki suyu, aydi susaklar, susadık, su içmeycez mi?

Şaşırtırdın mı len sen? İnsancıklar bi dağılsın, içcez suyumuzu…

Bak bak kamaracıya bak yakın plan çeker be ya bizi… İç özel ayatımız kalmadı be yaa…

Te ba amma kalabalık, bizim sürüden bile fazla insan­cık, sürüsüne bereket…

Sülman aga da orda bak, grand tuvaletgiyinmiş sahi­bimiz olarak bizim ağılı temsil ediyor.

Bizim ağılın sahibi Üseyin ağaya bak tüyleri güler epten be yaa, familyamızdan geçen yılın inek güzeli Binnaz yalamış gibi saçlarını…

Ani nerde be ya?

Tiii orda bak…

Muktar da orda… Ama elal olsun, paraladı kendini bize bu yalağı açtırcam esabına….

Bak bak bak avalara bak…

İnsancıkların arkasına takıştığı adam kim?

Angisi be ya?

Tee baa kuvalak kuvalak duran şurdaki…

Tübe dee, ciddi öküzsün Kehribar… Yani iğdiş eder­lerken beynine de dokandılar zaar… Az birazcıkın insan gibi düşün sığır Kehribar muhabir o be yaaa. Aber verir be yaa televizyondan…

A bee kuzunuza, bızağlarınıza mıkayyet olun anım inek ablalar, yalaktan su içcez esabına, kendilerini kaptırı- vermesinler.

Yok be yaa iç istemez bizim gızancıklar su için insan­cıkların yanına gitsinler. Ep yaylımda otlasınlar isterler.

Tee baa Tosun efendi çalıştır saksıyı, Amet ağanın sıpası gibi bütün gün önüne bakıp düşünüüyosun. Süle bakaam ne öneriyosun?

Epten aykırı gider bunlar ama bulcaz artıkın çaresini, ufaktan ufaktan alletçez bu işi…

Bitecek mi diyosun bu yalak cefası?

İki gün cefasını çekeriz ama afta sonu epten piiz yeri olunca burası… Burgaz, Tekirdağ, Yeni rakı… Şişede kalanı yalağa döker insancıklar, akıntıya dayadık mı ağzımızı?

Keyfimiz reklamlardaki o bakımlı, meşhur hanım ineklerimiz, dana kardeşlerimizden daha gıcır olur, yalak sayesinde güzelleşir hepimizin kafası…

Buna da kısaca ne diyoruz, böğürerekten hep birlik­te…

Yalaak Kafasın…

Ağlıyor musun Sarıkız?

Yo be ya ne ağlaması, gözüme insanların mangal du­manı kaçtı…

Mutluluk gözyaşları bu…

Yakın plan sürüyü çeken kamera kayıttadır ve canlı bağlantı ile tüm Türkiye görür, ağlamak fiilinin sadece in­sana özgü olmadığını…

Tam bu esnada sürüden ayrılan alacalı sığıra seslenir ahırdaşi;

Başımızda çoban da yok nereye gidiyorsun başını alıp, alooo?

Sığırlar ağlamaz diyen yetkiliye bir serzenişte buluna­cağım, telgraf direğine gidiyorum, mors alfabesiyle bir na­me yazacağım…

Sayın yetkili, ” Sığırlar ağlamaz ” dediğiniz konuşma­nız, bir nev’i “İnsancıl Sesleniş”

Amenna…

Benim size seslenişim de tüm ahırdaşiarım ve ağıldaşlarım adına “Sığırsal bir serzeniş”…

Birazdan okuyacaklarınız aşırı duygusal bir sığırın, kıymetli makamınıza naif bir mektubudur efenim…

Muhterem yetkili;

Geçen yıl bu zamanlar kütür kütür etli bir dana idim…

Bol bol yedirdiler, möğğh deyince yemim ile samanım, mooooghh deyince suyum… Altımı küreyerek aldılar, bir izzet bir ikram bir ihtimam sormayın gitsin.

Derken yetkilime söyleyeyim, bir yılda serpildim sığır kıvamına geldim, sahibimin kesesine bereket…

Sığırlığımın ilk yılında “bir tek sığırlar ağlamaz” beya­natınız ile aşırı müteessir oldum, üzerinize afiyet…

“Hayvanlar ağlamaz, düşünmez, hissetmez, ağlamak insani bir duygudur ve bir tek sığırlar ağlamaz” demişsiniz. Biz naif sığırları çok yanlış bellemişsiniz.

Sığır hafızam beni yanıltmıyorsa; Senelerden; geçen sene, 8 aile birleşip benim büyük baş amcaoğluna girdiler.

Bu insanlar âleminin mezbaha dedikleri bir yer var ya, hah işte bizim amcaoğlunu oraya götürdüler.

Orada kesip 8 parçaya ayırdılar, gözünün yaşına da bakmadılar.

Sığır mantığım diyor ki; hani gözümüzün yaşına bak­mıyorlar ya belki ondan ağladığımızı görmüyorlar.

Kurban bayramı münasebetiyle yedi sülalemi kesip yediler doymadılar.

Neyse amcaoğlunun derisini Türk Hava Kurumuna verdiler, gerisini de kendi aralarında pay ettiler.

Ailecek yemden samandan sudan kesildik, ahırlara sığmaz oldu kederinden bizim bebeler…

Böyle nasıl anlatayım size, o mezbaha denen yerin oraya gidip toprağı eşeleye eşeleye bizim amcaoğlunun kokusunu ala ala, sen bir ağla bir ağla…

Allah seni inandırsın benim boğa babam bile böğiire böğüre ağladı valla…

Bir tek bizim teyze oğlu ağlamadı. Ama o bizim gibi aşırı duygusal bir sığır olamadı, bildiğin öküz oldu yetkili amcası…

Gelip g€çen trenlere mel mel bakmak tek uğraşı, ama onun da boyun sinirleri zedelenmiş, bu hızlı trenler icat oldu olalı…

Ağlayan sığırları görmek için adına mezbaha denen ve biz sığırlar için sığır cennetini boylayacağımız yerlere geli­niz, bekliyoruz.

Sığır familyamızdan eş dost hısım akrabayı son yolcu­luklarına uğurlarken döktüğümüz yaşları görün de o sözü­nüzü tekzip edin istiyoruz.

Haa bu arada bizler sığır kalplerimizle bile hislenip insanlar âlemi için de ağlayabiliyoruz.

Ayırmadan acıları ve gözyaşını ayağa düşürmeden, tenha bir yer bulup ağladık.

Sığırlığın lüzumu yokmuş, anladık.

Ama ne yapalım sığırız, adımız üzerimizde…

Valla memleketinizde insanların yaşamı bizimkinden daha çok pamuk ipliğine bağlı… Eee sığırız mığırız ama üzülüyoruz haliyle…

Biz yine iyiyiz kurbanı atlattık mı bir sene banko cep­te… İnsan yaşamının bizimki kadar garantisi yok sizin memlekette…

Bir de çabuk ayrışıyor insanoğlu, acıları bile ayırıyor yeri geldiğinde…

Bizi de ayırmaya çalıştılar yok yerli ırk yok kültür ırkı, holstein, simmental, montofon diye…

Ama sığırız kolay kolay ayrılmayız, acılarımız da se­vinçlerimiz de bir, sürü psikolojisine sahibiz neticede…

Mektubuma burada son verirken selam ve hürmetleri­mi böğürür, ellerinizden hassaten yalarım… En kalbi sevgi­lerimizle…

İmza: Aşırı duygusal bir sığır…

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.