DOLAR 8,50880.95%
EURO 10,03400.55%
ALTIN 479,69-1,29
BITCOIN 4092260,41%
Ankara
17°

KAPALI

19:20

AKŞAM'A KALAN SÜRE

KANDİL ÇİĞBÖREKLERİ- KÖŞE YAZISI

ABONE OL
2 Aralık 2019 00:44
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Vizelerle finaller arası dört günlük boşluk…

Eve gidilecek. Annem, babam ve kardeşimle hasret gide­rilecek, içimde içime sığmayan bir hoşluk…

Kirliler kalsın, gelince yıkarım, anacığıma külfet olmasın. Birkaç parça kıyafet koydum mu sırt çantasına tamamdır. Tüm okullar vize final arasına girmiş galiba terminal bir kalabalık. Tüm gişelerde bir yoğunluk, zar zor bilet buldum çok şükür, akabinde üç saatlik bir yolculuk…

Bahçe kapısından girer girmez bakıyorum, evin tüm ışıkları yanıyor. Bahçe kapısının gıcırtısından evin kapısına çıkmış zaten bizimkiler…

Hoş geldin oğlum… ankara jigolo

Hoş buldum anneciğim, kandilin mübarek olsun ver elini öpeyim.

Senin de kuzum… Ellerim hamur evladım, malum kan­dil…

Baba, kandilin mübarek olsun, nasılsın, öpeyim…

Ömürlü ol evladım, hadi gel bakalım içeri…

Murat fabrikada mı baba?

Evet, dört- on iki vardiyasında… Abim gelecek diye onun da ağzı kulaklarında… Nasıl geçti bakalım sınavlar, bir sakatlık çıkmaz değil mi oğlum? Aman ha uzatmıyorsun değil mi ? Zamanında bitiyor okul? Bak Sebahattin abinin oğlu uzatmış, hatta sündürmüş iki senedir bitiremedi, aman diyeyim oğlum…

Yok, baba Allah’ a şükür sınavlarım iyi geçti. Gerçi önemli olan finaller ama onu da hallederiz, sen canını sık­ma… Annem yine çiğbörek hazırlığında galiba…

Hiç değişmedi oğlum, anneannen de böyleydi. Kandil dedin miydi, çiğböreğini yapar mahalleye dağıtırdı. Annen de sürdürüyor geleneği…

Anladım bir iyilik geleneği de söylesen baba bu kadar yormasın kendini…

Dinlemez ki…

Mutfaktan annemin sesi yükselir;

Ne kaynatıyorsunuz bakayım? Çay demlendi, ellerinden öper Güngör usta…

Geldim hanım geldim.

Hoop nereye baba? Sen otur ben çayları doldurup geli­yorum.

İnce belli bardağa çaylar doldurulur, yanına iki şeker… Anneden bir yanak alınır,

Kolay gelsin Fatma sultan… Amma çok çiğbörek yap­mışsın haa…

Anca oğlum anca…

Salonda şıkır şıkır çay karıştırma seslerine, mutfakta oklavayla tahta sofrada hamur açma sesi eşlik eder.

Eee baba başka ne var ne yok?

Ne olsun oğlum Polatlı hep aynı…

Bahçenin ışıklarını da yakmışsınız.

Kandil ya oğlum, bahçenin kandilleri yandı mı dağıtıl­maya başlar annenin kandil çiğbörekleri…

Senin biz ufakken anlattığın o hikâyedeki gibi mi di­yorsun baba?

Hangisiydi ki?

Hani bir tanrı misafiri, tren istasyonunun kıyısındaki bir kasabaya iner. Kasabanın tüm ışıkları sönüktür, bir tek is­tasyonun hemen yakınındaki evin tüm ışıkları yanmaktadır. Sonrası nasıldı baba?

Siz taa ortaokuldayken falan anlatmışımdır oğlum, ben unuttum sen unutmamışsın.

Unutmamışsındır baba yaa… Hadi anlatsana devamı­nı…

Bilindik bir hikâyedir evladım. Tanrı misafiri kapıyı çalar, kendini tanıtır, müşkülatını arz eder. İçeri buyur edi­lir. Kıyısından trenler geçen küçük bir taşra kasabasıdır burası… Tren istasyonunun hemen yanındaki o evde, ak­şam yemeğinden sonra çaylar içilmiş, soba üstünde kesta­neler yenmiş, sohbetler edilmiş, en içten gülüşler tanrı misafirine hediye verilmiştir.

Çay demişken lafını unutma baba, hemen çayları taze­leyip geleyim.

Hadi bakalım…

Eee çaylar içilmiş baba… Soba üzerindeki kestane kebaplar yenmiş, sonra?

Üzerinde yol yorgunluğu, sıcacık olsa da ortam, saatler ilerledikçe, seni içine çeken bir uyku ve yüzünden okunan pestil ifadesi tanrı misafirinde… Tanrı misafirliğine bir vir­gül koyup, “Ev ahalisinin tamamı hacı yatmaz mı yahu” diye düşünürken evin büyüğü olan hacı teyzeye sıkılarak sor­muş; -Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?

Eee baba?

Hacı Teyze demiş ki; Evlâdım, az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz…

Eee tabii o zamanlar sadece Güney Ekspresi var değil mi baba?

Tanrı misafiri sormuş; Trenden sizin bir yakınınız mı

inecek?

Eee?

Hacı teyze gülümsemiş. Hayır, evlâdım beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Tren­den buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlar­da, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz.

Vayy be cevaptaki asalete, güzelliğe bak…

Nerden hatırlayıp anlattırdın ki şimdi bu hikâyeyi evla­dım?

Işıklar baba… Siz hep var olun da evimizin kandilleri hiç sönmesin baba…

Kırk yıldır kıyısından trenler geçen, kara yolu ile demir yolunun yan yana uzandığı bir şehrin insanı olarak, her dinlediğimde yaşadığım şehirle benzeştirdiğim bir hikâye­dir.

Halâ böyle şehirler ve o şehirlerin içinde böyle insanlar vardır değil mi baba?

Vardır tabii oğlum, bak o insanlardan biri bizim mut­fakta… Elbette öyle şehirler vardır, ve oğlum dikkat et mücevher takmayan insanları vardır o şehirlerin… Gözleri vardır çünkü merhamet sıcağında çakmak çakmak yanan gözleri…

Ne güzel anlattın be baba…

Yürekleri vardır oğlum o insanların; Zümrüt, yakut, safir, elmas, pırlanta…

Başka?

Kapısına geleni çevirmeyen, kapısına gelen dönmesin diye ışıkları yanan gönüller vardır. Şimdilerde iyilik deyince, yardım deyince kapı duvar… Duvar kadar taşlaşıyor belki zamanla kalpler… Çok güzel tühh tühh, vah vah diyoruz o kadar…

Allah iyilikler versin be baba…

Zor zamanları olur oğlum ortalama her ailenin, hatır­landığında ustura kesiği yarım tebessümler bırakır hani, öyle zamanlarda uzanan eller… Yardım sevenler…

Haklısın baba… Şimdi sokakta, muhitte, kapı komşu­luğunda, ahbaplıkta, perşembe pazarı dönüşünde kaç kişi ile cepteki, hesaptaki, buzdolabındaki, alışveriş poşetinde- kileri paylaşılabildiğini sorsak… Ya yürektekileri?

Neyse oğlum o kadar da vahim değildir durum… Her iyiliği lütfuyla tamamlayan Rabbim cümlemize iyilikler ver­sin, iyilerle karşılaştırsın inşallah…

Bu arada mutfaktan cosss cosss seslerini takiben muaz­zam ötesi bir koku yayılmaktadır. Derin ve on yılların eski temediği tenceresinde yarısına kadar dolu kızgın yağın cızırtısında çiğböıekler pişmektedir.

Babam ve ben, pişen çiğböreklerin ” Aç olsan da gel, tok olsan da gel ” çağrısına uyar adım mutfaktayız. Pişmişlerin konulduğu tencerenin kapağı açıldığında o buhar buhar insanı saran çekim kuvvetine kapılmaktayız. Aynı anda, “Bana ne beni al, onu alma beni al” diye bağıran çiğbörek­lerin haykırışlarını uyaraktan hamlemizi yapmaktayız. Ve aynı anda annemin uyarısıyla karşılaşmaktayız, bir an için durmaktayız.

Aaaa yapmayın ama böyle… Önce komşuların hakkı… Sıcak sıcak yesin insanlar…

Biz insan değil miyiz hanım?

İki ayağımı bir pabuca sokmayın benim, bizimkileri en son kızartacağım.

Birer tane alalım anne yaa…

Tamam bak birer tane alın ama tadımlık… Dağıtacakla­rımızı bir dağıtalım sonra varlıklıca yeriz. Murat geldiğinde de bir parti daha kızartacağım, oğlum da sıcak sıcak yesin.

Tadımlık birer tane alınır. Önce ikiye bölünür, bölündü­ğü anda çıkan adamı mest eder. Kokusu baş döndürür. Her zaman ki lezzetindedir. Bildiğin damak çatlatır.

Hadi oğlum ayakkabılarını giy de şunları dört numara­daki hacı dedelere ver de gel, kandillerini de kutla, sevap­tır, hadi oğlum…

Ben tabağı alıp kapıdan çıkarken, anacığım ikinci üçüncü servislerim için tabak hazırlama telaşına girmiştir bile…

Selamun Aleyküm Hacı Amca, kandiliniz mübarek ol­sun.

Ömürlü ol evladım, hele bir dur, az bekle…

O da hurma koyar o tabağa, değişmez, fix menü… Hatta ben çok zaman düşünmüşümdür; Apartman boşluğunda ya da bizim bahçenin bir tarafında hurma ağacı mı büyütüyor Hacı amca? Hiç bitmez her kandil ve her bayram, kandil ve bayram hurmaları…

Eve servis dakikalarım başlamıştır artık, önlenemez ve kaytarılamaz bir biçimde…

-Bu Atike hanımların, bu tabak Nurtop Hanımların, bu tabak Mukaddes hanımların, bu tabak… Bu tabak… Bu tabak… Sonsuzluğa gidecek biçimde…

-İyi de anacım ben karıştırırım bunları, yazaydın ya üst­lerine…

Çocukluğumdan beri böyle… Hiç değişmedi kandil gün­leri ve geceleri simit pek girmez bizim eve, yavan gelir bünyeye… Bizde her kandil, kandil çiğbörekleri, anacım gönüllü yazılır, mutfaktaki çiğbörek şenliğine… Gece kar­deşim geldiğinde bir fasıl da birlikte yenir, hasret giderilir hem aileyle hem çiğbörekle…

Rabbim eksikliklerini göstermesin…

Yüreklerimizin ve evlerimizin kandilleri hiç sönmesin…

Çok Amin…

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.