Ana sayfa GÜNDEM Aydoğan: “Işıklar İçinde Yat Güzel İnsan” 

Aydoğan: “Işıklar İçinde Yat Güzel İnsan” 

180
0
PAYLAŞ

Polatlı’da Yaşamış Bir Futbol Devi

Polatlıspor Başkanı Serkan Özkan, Polatlıspor Yönetim Kurulu Üyeleri Bayram Gödel ve İsmet Kılıç, Polatlı’da sporun emektar isimlerinden antrenör Hüseyin Aydoğan ve İstiklal Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Işık, Polatlı’nın çok eski futbolcularından Rahmetli Hüseyin İncebeyaz’ın kabrini ziyaret ettiler.

Polatlıspor Yönetimi, iç saha maçlarında Polatlıspor’a emeği geçenlere şilt verme projesinde ayrıca, Polatlıspor’da bir şekilde görev yapmış ve hakkın rahmetine kavuşmuş emektarları da ilçe mezarlığında ziyaret ederek geçmişine sahip çıkıyor. Bu kapsamda geçtiğimiz gün Polatlıspor’un kurucusu Ömer Yücel’in mezarının ziyaret edilmesinin ardından aynı mezarlıkta Polatlıspor eski futbolcularından Hüseyin İncebeyaz’ın da kabri ziyaret edilerek dualar okundu, çiçek bırakıldı. Aynı zamanda Hüseyin Aydoğan’ın çok yakın arkadaşı olan Hüseyin İncebeyaz için mezarı başında duygu dolu bir konuşma yaptı.

Şehir mezarlığının bir köşesinde, sessiz sakin yatan bir futbol devi…

Aydoğan, zaman zaman gözlerinin dolduğu konuşmada şunları söyledi: “Size Polatlı’da yaşamış şimdi hayatta olmayan, Polatlı Şehir mezarlığının bir köşesinde, sessiz sakin yatan bir futbol devinden bahsedeceğim. Hüseyin İncebeyaz’ı Polatlı’da belli bir yaşın üzerinde olan herkes tanır, futbolunu bilir. O zaman ki çamur sahalarda, topu ıslayarak firikik atan karşısındaki barajı deviren, olağanüstü güçlü Hüseyin ile Polatlıspor’dan takım arkadaşlığı yaptık. Bir zaman sonra yollarımız ayrıldı. Hüseyin, Uşakspor’a ben İstanbul Karagümrük takımına transfer oldum. Bir zaman sonra vefa stadından birbirimize rakip olduk. Ben maçtan önce antrenörüme Hüseyin ile ilgili bilgileri verdim. Hocam bana aynen şunları söyledi; Madem sen bu çocuğu tanıyorsun, futbolunu da biliyorsun onu sen tutacaksın. Sahanın her yerinde adım adım kovalayacaksın. Peki hocam dedim ama içime de bir korku çöktü.”

“O benim hemşehrim ve arkadaşım”

“Hüseyin İncebeyaz 1.80’in üzerinde ben ise 1.65 boyundayım. Bir boğayı marke edeceğimi çok iyi biliyordum. Hakemin düdüğü ile iki kırmızı siyahlı takımın maçı başladı. Sahanın neresine gitse Hüseyin’in peşindeydim. Amansız tekmeler atarak onu marke etmeye çalışıyordum. 90 dakika boyunca bir kere kaçırdım. 1 gol attı. Uşaksporlu futbolcular seviniyordu. Ama bugün ki gibi hatırlıyorum, Hüseyin’in yüzünden buruk bir sevinç ifadesi vardı. Hocam bana bağırarak fırçalar atıyordu. İşte o nedenle rahmetli arkadaşım çok iyi biliyorum attığı gole tam sevinemedi. Takım arkadaşları onu tebrik ederken o yanıma gelip eliyle yüzümü okşayıp beni teselli etti. Maç bütün hızıyla devam ediyordu. Bizim atığımız golle 1-1 oldu. Ben sürekli faullerime devam ediyordum. Maçın bitimine 15-20 dakika kala Hüseyin’i yere düşürdüm.  Yerde acı içinde kıvranmaya başladı.  (Affet adaş başka çarem yoktu) Hakem koşarak yanımıza geldi. Niyeti beni oyundan atmaktı. Rahmetli adaşım bunu anladı ve korku dolu gözlerle yerden kalktı. (O bakışlar hala gözlerimin önündedir) Hüseyin hakeme aynen şunları söyledi. Hocam beni o düşürmedi takılıp düştüm. Cennet mekanlı arkadaşımın amacı benim oyundan atılmamı engellemekti. Nitekim hakem oğlum sen manyak mısın dedi ve yanımızdan uzaklaştı. Maç sonradan attığımız bir golle 2-1 lehimize bitti. Soyunma odalarının kapısına gidip kafile başkanlarından izin istedim. Amacım Hüseyin’i İstanbul da misafir etmekti. Ama kafile başkanı 90 dakika adamı yerden kaldırmadın. İzin vermiyorum kardeşim derken Hüseyin yanımıza geldi. Başkanım o benim hemşehrim ve arkadaşım. Müsaade edersen kalayım dedi. Beraber İstanbul’u gezdik.”

“Işıklar içinde yat güzel insan”

“Yıllar sonra Hüseyin’in hastalandığını hastanede yattığını öğrendim. Ziyaretine gittim ama odasına sokmadılar. Kapı aralığından beni gördü ve eliyle işaret ederek çağırdı. Bütün kuralları çiğneyip odasına girdim. Ellerimi sıkı sıkı tuttu adaş çok güzel günler geçirdik. Top oynadık, seyircilerin alkışlarını aldık, parmakla gösterildik ama her şey bitti. Hakkını helal et dedi. Bende görüyordum her şeyin bittiğini. O dağ gibi Hüseyin’in yerinde sapsarı bir vücut duruyordu. İşte bu beni duman etti. Sohbetten sonra ayrıldım. Şimdi mezarına giderim, çiçekler ekerim, sularım hakkını helal et ışıklar içinde yat güzel insan benim güzel arkadaşım.”