DOLAR 8,53251.22%
EURO 10,05670.81%
ALTIN 480,52-1,12
BITCOIN 4068050,68%
Ankara
18°

HAFİF YAĞMUR

19:20

AKŞAM'A KALAN SÜRE

BABAM, TANIDIĞIM EN BABA ADAM

ABONE OL
2 Aralık 2017 20:14
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Emeklilerle ilgili sevindirici bir karar ve kararın uygu­lamaya geçtiği gün, tesadüf ki bizim evin çok emeklisi ba­bamın doğum gününe rastladı. Çifte mutluluk… Aman hem bu mutluluk hali gönül heybemizde kalsın hem de ilgili gündem elimizden kaçmasın diye sevincimizi kursağımızda sıkı sıkı tuttuk.

Günün anlamı ve önemi dolayısıyla,

İliştirel bir hikâye, babamın doğum günü pastasına…

Eleştirel kısmı da olacak elbette hikâyenin devamın­da…

Ki malumunuz, ülke gündemi öyle hızlı değişiyor ki; Ciiiıvvvvv desem yeridir, hızıyla müsemma…

Geçmiş gün, gerçekleşmemiş bir beklenti…

“Henüz idrak edemedik, intibak edelim” en iyisi…

“Hadi gene iyisiniz, emeklilere müjde, emeklemeye­ceksiniz artık…” tadında saat başı haberler… İntibak farkı isminde rengâhenk rüyalar, umutlar kağıttan kayık, ağız suyunda yüzdürülecekler.

Ne hayaller kurdu koca bebekler…

Misal babam;

Torunları Yiğit ve Efe’ sini görmeye gidecekti… Beşik­taş’ın yeni sezon ürünlerinden götürecekti, yavru kartalla­rını sevindirecekti, kalanıyla da maaşa dokunmadan ufak tefek taksitler ödenecekti.

On yüz bin baloncuk yutmuş gibiydi bizim en çok emeği bana geçen, evimizin emeklileri, maksimumdu bek­lentileri…

Sabah 09.00 karşı komşumuz Mustafa amca çaldı kapı­yı, yüzü kireç gibi…

Hayırdır komşum? Buyur  içeri, hatun bir çay ver.

Sorma komşum, benim intibak farkıma çökmüşler.

Nasıl komşum? Daha almadan parayı, çaldırdın mı?

Yok komşum yok, gulppp (yutkundu) 46 TL vermiş­ler, oğlan fabrikadan bakmış, şimdi arayıp söyledi.

Paldır, küldür diye bir ses fonda sürekli… Mustafa amcanın hayalleriymiş düşen… Tutamadık da umut dediğin şey yerle yeksan oluverdi.

Çayına şeker atmış ama karıştırmamış belli, ağzımın tadı kaçık zaten diyerek de yarıda bıraktı zahir. Babam bir an haberci güvercin gibi düşündü sanırım Mustafa amcayı, zira kötü bir haberdi gelen… Ki dokunsan ağlayacak gibiydi Mustafa amca giderken…

Az biraz sessizlik, ben bölene kadar;

Boş ver baba ya maaşı alınca gönderirim ben sizi torun umresine, annemle beraber…

Yok oğlum ona üzülmüyorum da, o kadar sene çalış, prim öde… Sonra yazık değil mi adama? 46 TL vermişler.

Bir yanlışlık vardır belki baba, itiraz etsin bir bakalım, zaten bir yanlış varsa elbette düzeltirler.

Hayırlısı, inşallah oğlum… Ben hesaplattım, 250-300 arası bir şey eklenecek maaşa… Kendini süper emekli zan­neden babam, La havle ve la kuvvete’ lerle çıktı çarşıya…

“Emeklinin yüzü gülecek” manşetli haberin olduğu gazeteyi ayakkabılığın üstüne sermiş annem… Ayakkabılıktan düz gidince solda tuvalet, bir gireyim güleceğim ben bu habere de yapana da Mustafa amcanın namına…

Tam dediğimi de yapıyordum ki telefon çaldı. Arayan babam;

Oğlum bak gazetede 80-260 TL arası diyor, bak da ara beni…

Önce TC Kimlik numarası sonra sigorta sicil numarası, sorgula;

Kırmızı yazılarla;

İNTİBAK AYLIĞINIZ BULUNMAMAKTADIR…

Arayıp da ne diyeyim şimdi ben?

Ki babam tez kanlı bekler mi?

On dakika geçmeden aradı tabii ki…

O on dakikaya ben ne anılar sığdırdım bilmiyor ki…

Çocuk oldum o on dakikada… Hani her ay beni götür­düğü Gençlik Parkının yapay gölünün kenarındaki televiz­yonda hep Kemal Sunal filmleri gösteren lokantanın sandal­yesinde oturdum on dakika…

Sonra sen, kızarmış piliçleri söyledin, kendine o beyaz ve keskin kokulu sudan,

Oğluma da Pepsi…

Sonrası Lunapark…

Çarpışan arabalar, dönme dolap, korku tüneli… Bir tek atlıkarıncada ayrılırdık…

Sonra şehir stadı, şehrin takımı ikinci ligde lider, biraz sıksalar, birinci lige çıkacaklar…

Hüseyin abinin ekmek arası köftesi…

Sarını

Siyaahh

Şampiyooonn

Polatlııııı

Dedim ya tez canlı adamdır, ısrarla çalıyor telefon…

Ne yaptın oğlum, bakabildin mi bizim intibak farkına?

Alo, baba 320 liraymış intibak aylık farkın, gözün aydın.

Hay ağzın bal yesin oğlum, tabii verecekler o kadar prim ödedik. Akşam arayalım kardeşini geliyoruz diye…

Ne yapalım, artık maaş günü ben giderim babamın maaşını çekmeye, olmayan farkı da cebimden koyarım illa ki… Lafı mı olur onca yılın yorgunu babam, en çok sen hak ettin bu güzelliği…

İntibak aylığın hesabına yattı bil babacığım…

Devletin yetişemediğine evlat yetişir, merak etme sen…

Dar zamanlarımda imdadıma koşanım, sesimden hüz­nümü anlayanım, halimi arz etmeden bilenim, sen gülümse bana yetişir.

Kaç kez tekrarlanmıştır kim bilir;

Baba bir miktar para lazım?

Pantolonumu getir.

Yetmeyebilir…

Oğlum sen pantolonumu getir, sağ ceptekileri al, gerisini sen yetir.

Sağ cebinden bana dünyayı verir. Üstüne üstlük, üstü kalsın diye de gülümsetir.

Annenin kaderi kıza derler, bilmem oğulun kaderi de babaya mı?

Üstelik aynı karakterdeyiz tamamen, dik başlı, inatçı, gururlu, çabuk parlayan…

Kimseye minneti olmayan…

Büyüdüm galiba, acılarımız birbirimizinkine mi benze­di nedir baba?

Ve bugün doğum günün… Gitsek mi yine Gençlik Par­kı’ na?

Kızarmış piliç söylesen, kendine o beyaz su’dan, ” oğ­luma da kola…”

Heybemize bizi bize hatırlatacak ne varsa doldura­lım…

Biz hep iyiydik, iyiydik be baba…

Her sıkı dost gibi kavga bile ettik seninle ama… Göz­lerinin dolmasına bile dayanamıyorum artık olgunlaştım galiba… Yavaş yavaş sana benziyor olmak da gurur veriyor oğluna…

İsviçreli bilim adamları benim için araştırıyor, helal süt emmişinden bulunursa, üç vakte kalmaz torunu da veririm kucağına…

Olmayan abim, uzaklardaki kardeşim, omuzunda dün­yayı taşıyanım, dostum çok zaman dalaştığım, bir gün ol­sun eve eli boş gelmeyenim, tavlayı koltuk altına verdi­ğim…

Şairin dediği gibi hadi gel göğe bakalım, heybemize bizi anımsatacak ne varsa dolduralım. Olduramadığımız onca şey arasında, doğum günün kutlu olsun baba…

Yaşlandın ya laaa… ( Şaka şaka 68 kere maşallah )

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.