Ana sayfa Köşe Yazarlarımız KAZI KAZAN – KÖŞE YAZISI

KAZI KAZAN – KÖŞE YAZISI

1752
0

-Abey, harfiyat çalışmasını burada yapmamız şarttır?

-Bi kere harfiyat değil hafriyat, ikincisi de burayı kazacaksınız dendi, kazacağız.

-Bir harfiyattan ötürü anlam boziliyırsa eger tamamdir abey, düzelterekten soruyiram, burayı kazınca ne kazanaceyiz? Yani hafriyat çalışmasının burada olması mı gerektir?

-Yahu kardeşim burayı kazacaksınız dediler, kazacağız bu kadar basit. Amma sorun ettin haa…

-Estağfirullah abey, sorun diye değil de bu kadar basit olabilemez zannımca… Diyelim ki biz harfiyen hafriyat çalışmasını yapiirken kepçe bir şehidimizin kemiğine denk geldi.  Yani demem o ki; Sızlatmaz mıyız şehidimizin kemiklerini?

-Şehit mi? Şehidi nerden çıkardın?

-Ben çıkarmadım abey, gelirken tabelayı gördüm tarihi alanlar yaziyirdi. Tamam ilkokul terkim ama Sakarya Savaşı’ nın kazanıldığı güzergâhtır abey buralar…

-Korkuyor musun lan sen?

-Korku demeyelim ona da abey, endişe diyebileriz, kaygı diyebileriz , saygı diyebileriz…

-Yok yok bal gibi korkuyorsun sen…

-Allah’ ın bildiğini senden mi saklayacağım abey… Hafiften bir yusuf yusuf durumu hasıl olmadı değil… Ama bence haklıyım abey… Baksana, canavar gibi kepçe makinası kediye döndü, gırrın gırıın diyirdi, şimdi kepçe resmen mırın kırın ediyiir.

-Ya kardeşim, bin şu kepçeye gözünü seveyim, bitirelim işimizi gidelim.

-Bismillah destur, kul euzu bi Rabbi’n nas… Melikinnas ilahinnas…

-Yahuu kardeşim, senin çalışmaya mı niyetin yok? Çalıştırsana şu kepçeyi…

-Kepçeyi mi? Nereye çalıştırırem kepçeyi abey? Gelenleri görmir misen?

-Gelenler mi? Ne diyorsun kardeşim sen, kim geliyor? Gelenler kim?

-Atlılar abey… Görmüyor musun atlıları?

-Ne atlısı?

-Süvariler abey… Atların yeleleri gökyüzüne değiyir, ayakları yere değmiyir, sanki uçuyirler. En önde doru bi at, ne atı bildigin küheylan, breh breh breh, abey gözlerime inanamırem yemin edirem aynı fotoğraflardaki kimin… Abey, Gazi Paşa’dır gelen… Mustafa Kemal Atatürk, vallaha da o, billaha da o… Hemen arkasında İsmet Paşa, Fevzi Paşa, Kazım Paşa… Abi Atatürk’ ün süvarileri geliyirler…

-Lan oğlum ne içtin sen?

-Abey öğleni yeni kıldım ne içeceğimdir? Aha ekmek musaf çarpsın, onbeşliler de geliyir abey… Aha küçük boy kıyafetlerindeTaş Mektepliler yaziyir… Bedenleri küçiktir lâkin yürekleri ahan da şu Kartaltepe kadar büsbüyiktir…

-Gündüz gündüz rüya mı görüyorsun sen?

-Abeyy ne rüyası, beş dakikadır kendimi çimdikleyirim. Kolumu, bacağımı, oramı, buramı morartmışim yeminle, cimcikliyecem diye kendimi… Allah’ım, Ya Rabbilalemin, abey sağ tarafa bak…

-Sağda ne var oğlum, yok bişey…

-Abeyy sarıklı dedeleri görmiyir misen? Dua okuyirler… Allah’ım şu nur yüzlü dedelerin tüm dualarına tüm kalbimle katılirem, sen kabul eyle Allah’ ım…

-İyi misin oğlum sen? Bak beni de tırsıtıyorsun…

-Abey şimşek çakıyor, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil’aliyyil’azîm… Abey şimşeği de mi görmirsen?

-Oğlum, gökyüzünde bir tane bulut yok ne şimşeği?

-Abi Sarı Siyah bir şimşek… Nasıl görmiirsen, ayan beyan çakiir işte… Şimşek çakanda gökyüzünde sarı siyah Yüzbaşı Hakkı Akyüz yaziir…

-Oğlum bak kendine gel, halin hiç iyi değil, şu tavırların korkutuyor beni… Hastaneye gidelim istersen, bi sakinleştirici falan, ne dersin?

-Abey gözünü seveyim kalk gidek… İlla bi şey kazıyacaksak gidek kazı kazan kazıyak abey… Yeminle Mehmet Akif Ersoy’ u şimdik daha iyi anlirem… Ne demişti İstiklal şairi ‘’ Bastığın yerleri toprak diye geçme, tanııı… Düşün altında binlerce kefensiz yatanı… ‘’ demiş de mi abeyy? Biz ne yaptık, ‘’ Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, kazııı’’ diyerekten tuttuk, kazıdık… Kalk gidek abey, ecdadı kızdırdık, efendi gibi boynumuza burak, ufak ufak uzayak, illa kazıyacaksak, gidek kazı kazan kazıyak…

AŞK’CA KALIN…

DİP NOT: Pek bi mikrop sevgilim oldu. 2 günde başımı döndürdü, ayaklarımı yerden kesti, çok ağrılı, sancılı bi sevgi anlayışı var. Allah sizi inandırsın daha ilk günden beni yatağa bağladı. Bi erkeği nasıl etkileyeceğini biliyor, mikrop şey… Bi gidiyor, dört beş gün sonra hiç gitmemiş gibi geri geliyor. Bi ateşlendiriyor, bi titretiyor. Pek garip de bir ismi var; Grip…

 

VİP NOT: Gribal enfeksiyonumun 3. Günü… Telefonla arayarak, mesaj yollayarak, hasta psikolojime moral enjeksiyonlayan güzel insanlar… Çok zarifsiniz ve iyi ki varsınız hayatımda…  ‘’ Bir geçmiş olsun’’ u esirgeyenler, sizler;  Araf’ ta…

BİP NOT: Alper Tunga öldü mü? Issız Acun kaldı mı? Üniversite kız yurdu sorunu çözüldü mü? Çözülüyor mu? Çözülecek mi? İmdi yürek yırtılır.

TİP NOT: Fernando Muslera… J Yazık yaa… 5. golden sonra şöyle ağlara bir bakışı vardı. Beşi bi yerde, beşi de kalesinin içinde…