Ana sayfa Köşe Yazarlarımız CİĞERİMİN KÖŞESİ, HOŞGELDİN… – KÖŞE YAZISI

CİĞERİMİN KÖŞESİ, HOŞGELDİN… – KÖŞE YAZISI

1603
0
PAYLAŞ

10 Kasım sabahı…

Saat 09.20… Çelenk sunma töreni bitmiş.

Cumhuriyet meydanında sadece güvercinler ve ben…

Sessizliği yırtan bir güvercin çığlığı…

– Ati, Atatürk heykeline bak!!!

– Bismillah destur, Allah’ım  demire can yürüyor. Heykel, ete kemiğe bürünüyor.

– Şişşt, korkma sadece sen duyabiliyor ve görebiliyorsun.

– Nasıl yani?

– Görmeyi ve duymayı çok istedin. En çok istediğin şeye çok yakınsın, hadi yaklaş…

Atının yeleleri uçuştu önce, mavi gözleri çakmak çakmak oldu. Atından inerken üniforması birden o çok sevdiği beyaz gömlek ve siyah takım elbisesine dönüştü. Yeleğinin cebinde kostaklı saati… Gümüş tabakasından çıkardığı sigarasını yakmak için hafif eğildğinde göz göze geldik, gülümsedi. Koşar adım yaklaştım.

-Paşam, müsaadenizle…

Rüzgâr söndürmesin diye elimin üzerine koyduğu avucuyla iki kere sıvazladı elimin sırtını, heyecandan titreyen ellerimle sigarasını yakarken…

-Teşekkür ederim, adın ne senin çocuk?

– Ati, Paşam…

– Nasıl yani, ecnebi misin?

– Bin cihanı verseler de değişmem şu öksüz Türk’lüğümü Paşam… Ne mutlu Türk’ üm diyene hem de tüm kalbimle…  Adım Alaattin, kısaltılmışı Ati… Yani sevdiklerim ve beni sevenler Ati derler.

Mütebessim bir ifade sardı yüzünü, Cumhuriyet Meydanındaki boş banklardan birini işaret ederek;

-Gel Ati, oturalım biraz…

-Rüzgâr var Paşam, hava da ziyadesiyle serin, üşütmeyeseniz. Sıcak bir çay ikram edeyim ya da karnınız aç mı? Sıcak bir çorba, belki o çok sevdiğiniz kurufasülye, pilav ne dersiniz?

-O kadar vaktim yok evlat, daha Çanakkale’ ye gideceğim, oradaki askerlerim de bekler beni… Siz saygı duruşundayken, Sakarya’daki şehit askerlerim de yanınızdaydı. Onların ve bizlerin nöbetleri halâ devam ediyor evlat…

-Hakk’ı âliniz var Paşam…

-Dalgınlaştın çocuk, ne düşünüyorsun?

-Churchill’den  Lenin’e, Kennedy’den Venzelos’a, Eisenhower’dan Kuruşçev’e dünya liderleri ardınızdan saygıyla Atatürk diyerek söz etmişti. Şimdi tek kelime Atatürk yazmayan basın açıklamaları okuyoruz.

-Demeseler de milletin kalbindeki ‘’Ben’’ silinir mi evlat? Ben bu milletin sinesinden yetişmiş bir insanım. Benim için milletim ‘’ Atatürk bizden biridir’’ desin kâfidir. Biliyor musun bir gün bana hakaret etti diye bir köylü vatandaşıma dava açılmış, dosya ile ilgili bilgi verilince, ‘’ Ben ne yapmışım köylüme’’ diye sordum. ‘’ Gazete kağıdına sardığı tütünü yakarken gazete kağıdı tutuşmuş’’ dediler. ‘’ Peki siz hiç gazete kağıdından sigara içtiniz mi?’’ diye sordum.

-İçmemişler di mi Paşam?

– ‘’ Ben Trablus’ tayken içtim, berbat birşeydi. Siz onu bu yüzden mahkemeye vereceğinize, insan gibi sigara içmesini sağlayın.’’ demiştim.

-Keşke sizin devrinizde yaşasaydım Paşam…

-Ati, önemli olan ne biliyor musun evlat?

-Nedir Paşam?

-Önemli olan bu devirde beni yaşamak ve yaşatmak… Benim için kıymetli olan budur. Hadi Ati benim için güzel bi şiir oku ve ben gideyim.

Gözlerimi kapattım, en bi şiir ses tonuyla başladım okumaya;

‘’ Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımız da bin bir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar’’

Gözlerimi araladım, ben şiiri okurken o mavi gözlerini ufka doğru yatırışını, yüzünün o anki halini görmek için…

Gitmişti.

Ve ben en sevdiğim zeybeğin sözlerini okur gibi devam ettim, uğurlarken Atatürk’ ümü…

‘’ Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin
Bizim de kalbimizi kımıldatır derinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin ‘’

YAS’CA KALIN….

Dip Not : Çok istersek rüyamıza… Daha çok istersek gerçeğimize… Gelir bence… Okuduğum şiir ruhuna değsin Sarı Zeybeğimizin…

Tip Not : Şehrimizin yolları… Yüzlerine bakan yok…  Zirâ bakımsızlıktan tipleri epey bi kaydı…

Vip Not : 10 Kasım sabahı Cumhuriyet Meydanında olan pırıl pırıl insanlar… Öyle güzeldiniz ki…

Bip Not : Seçimden önce iki günde bir gelen milletvekillerini çok zaman oldu görmedik. Ati’sel bi ‘’ Seçim zamanı Şarkısı ‘’ ;

Bir seçim zamanı rastyladık size,

Keyifli bir telaş içindeydiniz.

Derinden bakınca gözlerinize

Neden başınızı öne eğdiniz?

Sahi o sel zamanı, 13 Eylül günü, üniversite yurt sorunu zamanı nerelerdeydiniz?

Rast makamı olsun, tam yerine rast gelsin…

-Türkiye dendiğimde aklıma kutsal bir şeyler geliyor, bayrak geliyor, ezan geliyor, siz geliyorsunuz Paşa’m…