Ana sayfa Gizem'li Yol Hayatın Bizim Üzerimizdeki Çözemediklerimiz – KÖŞE YAZISI

Hayatın Bizim Üzerimizdeki Çözemediklerimiz – KÖŞE YAZISI

523
0
PAYLAŞ

Her şey eskisi gibi değil… Zaman sadece akıp gitmekle meşgul ve geçtikçe benden bir şeyler götürmekte. Ellerimden kayıp giden, yüzümde uçan tebessümler ve vicdanımda bırakılan izler, içimi yoklayan sıkıntılarım var… İnandıramıyorum kendime şu an ki yaşadığım zamanı bu yüzden dört duvarı olmayan bir mahkûm oluyorum. Sanki bütün kelimelerim esir alınmış, kelepçeli ve ben hiç özgür değilim. Bir an durup soruyorum kendime ben neyin mücadelesini veriyorum diye.

Alışılmadık bir hal oluşuveriyor, nefesim daralıyor. Sessiz, sakin telaşlarımın arasında bir an durup seyre dalıyorum dünyayı, tabiattan melül insanların zorla gülmeye çalışıp hayattaki mücadelelerini, hiç kimse hiç kimseden üstün bile değilken birbirleriyle savaş yapmak için çaba sarf etmeye çalışan, yaşamları hiç sona ermeyecekmiş gibi insanların himayesi altında yaşamaya çalışan aciz varlıkları… Adaletsizlik barındırıyoruz hayatımızda ve bundan ne yazık ki zevk alıyoruz. Düşünemiyoruz, bencilliğimizden vazgeçemiyoruz. Yine izlemeye devam ediyorum, bakıyorum çevreme, yaşadığım hayata… İnsanların değerlerinin kendi elleriyle yitirdiklerine, vicdanlarını nasıl körelttiklerine ve merhametten yoksun bir hal alışlarını. Ezbere yaşıyoruz, farkında bile değiliz. Karşısına geçip duramıyoruz haksızlıkların. Aksine bizim gülüşlerimiz başkalarının açılarından ibaret oluyor. Yardıma muhtaç insanlara el uzatmaktan ziyade dışlamayı seçiyoruz. Ruha eremiyoruz, sırra varamıyoruz. Aynı hataları tekrarlayıp yaşadığımız zamanı kovalıyoruz. Ne kadar acizdir ki böyle yaşamak hoşumuza gidiyor. Bir sorun var ve biz bu sorunu aramıyoruz zira biz bu sorunla hayatımızı devam ettirmekle meşgul oluyoruz, farkındalık halinde dahi bulunmuyoruz. Bu nedenle sıkıntı toplumun neyi doğru bildiğine dayanır fakat biz doğru sandığımız yanlışlarımızla hareket etmeyi tercih ediyoruz. Sorgulamıyoruz hayatımızı! En önemlisiyse kendimizi sorgulamıyoruz. Yürüdüğümüz bu yola soru sormaktan vazgeçiyoruz. Oysaki bizi ayakta tutan şey öğrendiklerimizken, biz yanlışlarımızla ayakta durmaya çalışıyoruz. Biz insanlar ortada hiçbir neden yokken içimizi nefretle doldurup, haksızlıklara hükmettiren sebepleri fark edip ayıklanamıyoruz. O sebeplerle kahroluyoruz. Hayat ne tarafa götürüyor, bilmeden sürükleniyoruz. Hayatı güzelleştirmeye yetecek kadar eşsiz ve necip varlıklarken, kötüleştirmeyi seçiyoruz. Hiç bir zaman düşünmeye zaman ayırmıyoruz. Unutmayalım ki bizim kendimizi bilerek esiri yaptığımız bu dünyada gelip geçici olarak soluklanıyoruz. Hiçbir şeyin kalıcılığı yokken hayatımızı bu şekilde şekillendirip, sırrımızı çözmeye çalışıyoruz. Gerçek şu ki unutulacaksın bir gün, hatta geride adın bile kalmayacak! Her şeyin sonunu getiren bir zaman vardır elbet fakat asıl önemli olan nasıl unutulduğu değil ne ile hatırlandığıdır insanın…