Ana sayfa Köşe Yazarlarımız ALAMETE BİNDİK İDLİB’E GİRDİK! – KÖŞE YAZISI

ALAMETE BİNDİK İDLİB’E GİRDİK! – KÖŞE YAZISI

579
0
PAYLAŞ

TBMM’nin 1 Ekim’deki açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşma metninde altını çizdiğim cümlelerden biri şu idi; “Şimdi de Astana görüşmelerinde sağlanan uzlaşma çerçevesinde, İdlib bölgesinde güvenli bir alan oluşturmanın gayreti içindeyiz”
Açılış tarihinde kamuoyu gündeminde İdlib yoktu. Barzani Referandumu vardı. Bizim yenilgimiz ile sonuçlandığı gözüken o Referandum hızla unutturuluyor ve gündem İdlib oluyor. İdlib, birden bire ortaya çıkmadı tabi ki. Çok önemli bir bölge ve tüm küresel güçlerin planlarında farklı şekillerde yer tutuyor. Bizim ise İdlib ile ilgili planımız yok, niyet ve görüşlerimiz var…
İdlib, DAEŞ’in son kalesi ve bölgenin en az 20 bini aşan bir ordu tarafından tutulduğu tahmin ediliyor. Bu yüzden şimdiye kadar ne Ruslar ne de Amerikalılar çok kayıp verecekleri gerekçesi ile girmeye cesaret edemediler.
Daha düne, 3 Haziran 2014’e kadar El Nusra’yı destekledik. O tarihte mecbur kaldık, Batının hatta BM kararlarının zoruyla Nusra’yı terör örgütü ilan ettik. Mücahit dediğimiz adamlar bir anda terörist oldu. Bugün savaşma noktasındayız. Küçük El Bab’ta 72 şehit vermiştik. Çok daha büyük İdlib’te insani ve maddi kaybımız ne kadar olacak kim bilir? Ayrıca Anadolu Nusra militanı dolu deniyor.
Savaşmayalım demiyorum, çıkarlarımız için savaşalım tabi ki ama dün Suriye’yi birkaç saatte alacağını hesaplayıp Türkiye’ye birkaç yıllık değil asırlık sorun çıkaran siyasi kadrolar ve zihniyet aynen duruyor. Endişem de bu noktada. Çok ihtiraslı fakat çok beceriksiz ve birikimsizler. Yine tarihi bir hata yapabilirler. Geçen hafta yazdığım gibi artık bir devlet aklı veya milli diyebileceğimiz bir dış politikamız yok. Özellikle Erdoğan’ın her gün şişen enaniyeti bizi çok sıkıntıya soktu ve bundan sonrada şüphesiz ki sokacak…
Ruslar tarihlerinde ilk defa Akdeniz’de çok önemli bir toprağa sahip oldular. Rusya’nın, Suriye’de çok hayati yerlerde en az 6 deniz ve hava da dahil üssü var. Rusya buraları korumak, yeni üsler edinmek ve mevcut yerini sağlamlaştırmak için bölgeyi DAEŞ’ten temizlemek zorunda. Daha bir ay önce bir Rus general DAEŞ tarafından öldürüldü. Rusların sorunu çok. Ancak, İdlib’te Astana Anlaşması doğrultusunda birlikte hareket ettiğimiz Rusya’nın İdlib Harekatında riski az, çıkarı çok. Bizim ise riskimiz çok fazla. Çünkü Ruslar sadece havadan vuracak, biz ise kara savaşını yapacağız.
Amerikalılar DAEŞ ile kara savaşı yapmamak için YPG ile yani PKK ile işbirliği yapıyorlar. Biz ise ABD ile kabul etmediğimiz kara savaşını Ruslar ile DAEŞ’e karşı yapacağız. Bu 2 noktada kafam karışıyor.
1-Türkiye neden ABD ile yapmayı kabul etmediği DAEŞ’e karşı kara savaşını Rusya ile yapıyor? Üstelik YPG’yi silahlandırma yanlışlığı pahasına…
2-Rusya DAEŞ ile bizden daha acil sorunlara sahip iken biz neden tüm riski üstlenip İdlib’de kara savaşını kabul ediyoruz? Bizim asıl sorunumuz ve hedefimiz PKK’nın Suriye kolu YPG ile değil mi? Dolayısı ile hedef almamız gereken yer Afrin değil mi?
Hiç unutmayalım; Suriye’de DAEŞ’i yok etmek öncelikle 6 üssü olan Rusya ve 9 üssü olan ABD için çok hayati bir konu. DAEŞ’i yok etmek için ise İdlib çok önemli, İdlib Türkiye için aynı derecede öncelikli bir yer değil. İdlib Türkiye için Afrin ile aynı derecede hayati bir “çıkar bölgesi” değil. Amma velakin, tüm riski biz üstlendik görünüyor… Tüm riski üstlenmek asla çok bilenlerin dediği gibi “Oyun bozan” konumdan “Oyun Kuran” konumuna geçmek demek değil.
Deniyor ki biz İdlib karşılığında Afrin’e de harekat yapma hakkı kazanacağız. Bence çok saçma çünkü Afrin, şu anda YPG’nin elinde, ABD izin vermez ise adım atamayız. Zaten şimdi de atamıyoruz. ABD’nin böyle bir izni bugün düne göre daha zor…  Hem ABD hem de Rusya Afrin konusunda Türkiye ile bir anlaşmaya yanaşırlarsa anlarım ama böyle bir anlaşma maalesef çok uzak bir ihtimal. Dolayısı ile İdlib’te olan evlatlarımıza olacak…
Bir diğer rivayette ABD destekli YPG, İdlib’e bizden önce girerse Afrin’i de kaybederiz ve PKK Koridoru tamamlanmış olur. Her şeyin her an değiştiği Suriye bataklığında durum hiç te o kadar basit değil. ABD’nin İdlib hakimiyeti Rusların da işine asla gelmez unutmayın… Ruslarla yapmakta olduğumuz bu harekatta ABD’nin mutlaka hoşuna gitmiyordur… Ayrıca, Türkiye’nin Ortadoğu politikası ‘Kürtler devlet kurmasın’ üzerine inşa edilemez artık. Bu paradigma Barzani Referandumu ile çökme noktasına geldi zaten…
Velhasıl, devlet adamlığı sıfır noktasında olan ve tüm milli meseleler de kaybetmiş bir Erdoğan’ın dün yaptığı hatalarının bedelini bir süre daha bu vatan evlatları ödemeye devam edecek gibi görünüyor…
Tüm bu yazdıklarımdan sonra bir şey söyleyeyim mi? Suriye’de Erdoğan’ın önderliğinde macun tüpten çıktı. Her şey değişecek artık ama sadece güçlü olanlar kazanacak, haklı olanlar değil… Bu oyunu kimse masa başına oturup satranç gibi de görmesin… Güç, oyunu bozacak…
İdlib konusu milli bir mesele ama Erdoğan tenezzül edipte TBMM’de muhalefete bir bilgi vermeyi zül addediyor. Biz de sorup/irdeleyip duruyoruz işte böyle…
TBMM açılış konuşmasında Erdoğan’ın bir cümlesinin altını daha çizmiştim; “Aslına bakarsanız, bizim Avrupa Birliği üyelik sürecine ihtiyacımız kalmamıştır”

‘Sayın Cumhurbaşkanı! Neden kalmadı? Dünden beri ne değişti? Yoksa Ortadoğulu mu olduk?’ diye bağıracaktım ki nezaketim el vermedi… Bu yazıyı yazarken AB yanında bir de nurtopu gibi ABD sorunumuz oldu. Cumhurbaşkanı hadi ‘ABD’ye de ihtiyacımız kalmadı, bizim Rusyamız var’ desin bakalım… BOP’un eski eş Başkanı Erdoğan olduğu sürece Türkiye’nin başı beladan kurtulamayacak…
Bindik bir alamete inşallah gitmiyoruzdur kıyamete…