DOLAR 8,45670.07%
EURO 10,0445-0.13%
ALTIN 492,02-0,03
BITCOIN 341391-3,71%
Ankara
29°

AÇIK

04:08

İMSAK'A KALAN SÜRE

SEVDA’NIN YOLCULUĞU – KÖŞE YAZISI

ABONE OL
26 Eylül 2017 09:47
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nazım Hikmet 3 Haziran 1963’te bu dünyadan göçüp gitti. O tarihten bugüne 45 yıl geçti. Geriye ise ölümsüz eserler bıraktı. Pek çok şiirinde yaşam sevgisine bağlılığını, Diyalektik-materyalist felsefeye dayanan bir tarih bilinci ve insanlık sevgisiyle beraber içinde yaşadığı dönemin toplumsal sorunlarını dile getirdi. Geleceğe dair düşüncelerinde umut var oldu. Ölümle yüz yüze geldiğinde bile umudunu kaybetmeyerek, yaşamı boyunca kimseye el açmadı. Hayat karşısında savunma bilinciyle yer aldı.

Gerçek sanatın halkın hizmetinde olması gerektiğini düşündüğünden, eserlerini ezilenlerin ve sömürülenlerin daha iyi bir dünya kurma mücadelesine adadı. Nazım’ın ismi mahkemelerdeki savunmalarıyla değil şiirleriyle yerleşti akıllara.

Emperyalizme karşı duruş sergileyerek yazdığı şiirler de yurtseverlik ve kahramanlık duyguları da bulunmaktadır. Bununla birlikte egemenlerin edebiyat anlayışını savunanlara da karşı çıkmıştır. O dönemden beri vatanı sata sata bitiremeyenleri gördükçe Nazım’ın vatan hainliğine devam ediyor hala şiirinin ne kadar haklı olduğu anlaşılır.

Aşklarını ve ideallerini yaşamına sığdırabilmiş, açlık grevinde ve yoksullukta açlık çekmiştir. Yaşadığı zaman zarfında şiirleri dünya dillerine çevrilip kendi dilinde yasaklanmayla karşı karşıya kalmıştır.

Kendisine yapılmış haksızlıklara karşın “İnsanların İçindeyim”, “Seviyorum İnsanları” şiirini söyleyebilen usta yürektir. Anadolu’nun kasabalarını, istasyonlarını, trenlerini yıldızlı ve yıldızsız geceleri, kadınları sevmeyi, aşkı, ayrılığı, hasreti, kavuşmayı, emek vermenin kutsallığını, Mustafa Suphi’yi, Süleymaniyeli Şoför Ahmet′i, masmavi gözleri, çınar ağacını, nehirleri, ovaları, toprakları, memleketi, özgürlüğü, kurtuluşu, büyük taarruzu, insanımızı, çok sevmiştir.

Barışı ve aşkı dizelerinde taşıyandır. Dalları dünyanın sayısız yerine uzanan, yapraklarının rüzgârdaki hışırtısıyla içimizde fırtınalar koparacak koskoca bir çınardır. Bizim toprağın Anadolu′nun insanıdır. İyiliğini başkalarıyla paylaşmayı bilendir.

Yazımızı Nazım Hikmet’in Vasiyet Şiiri’nden bir dörtlükle tamamlayalım:

Vasiyet

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

Öyle gibi de görünüyor

Anadolu′da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani.

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.