Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Yalanlar – Köşe Yazısı

Yalanlar – Köşe Yazısı

740
0

Annelerin ninnilerinden…

spikerin okudugu habere kadar
yürekte kitapta ve sokakta…

yenebilmek yalanı
anlamak sevgilim…

o bir müthiş bahtiyarlık

anlamak gideni…
ve gelmekte olanı.

Nazım Hikmet

Olaylar ve durumların bütünüyle oynanmasıdır. Olayların olduğu gibi değilde çarptılarak anlatılması olayıdır.

Çıkarını korumak kaygısıyla davranan insanın yakasına yapışmaktadır. Rant beklentisi de bulunmaktadır. Gerçekler açı verdiğinde sığınılan yapay limanlardır. Gözünüzü kırpmadan sırt çevirebilmenizi sağlamaktadır.

Ondan medet ummak bir bataklığa saplanmaktır.

Zor durumdan kurtulmak veya sıyrılmak için de yalanlar söylenmektedir. İnsanın kendinden uzaklaşmasıdır.

Kendin de uzaklaşırken de yakınında olanları da kendisinden uzaklaştırır.

Sayısız şarkılar bestelenmiş; binlerce şiir, öykü, roman yazılmıştır.

Kötülüklerin de başlangıcıdır. Yalan söylemekte sonradan öğrenilmektedir. Aile baskısının etkisi de bulunmaktadır. Korkulduğu zaman da yalan söylenebilmektedir. Kişinin de itibarını düşürür. Aldatmayı kandırmayı da getirir.

Yalanın olduğu yerde ilişkiler de arkadaşlık,dostluk,samimiyet de  olumsuz yönde etkilenmektedir.

Yalan söylemek sadece ağızdan çıkan sözcükler de değildir. Dolandırmak, Hile yapmak, kalpazanlık yapmakta yalanın diğer  alanlarını oluşturmaktadır.

Üç kağıtçılığa, yolsuzluğa da yol açan kapıdır.  Kimlik ve cinsiyete sahip değildir. karşısındakinden kaçışın resmidir.

Bir amacı da içinde barındırmaktadır.  İnsanın ahlaki değerlerini de yavaş yavaş aşındırmayla beraber yozlaştırarak duygusuz bencil  kendisine saygısı olmayan bir insan haline dönüştürmektedir ve olumsuz davranışı beraberinde getirir. Sosyal alanda da   yer bulur yalanlar….

Hukuki işlemler  soruşturmalardan korunmak , zaman kazanmak için alınan yalan raporlar…

İlk ve Orta Öğretim Tarih ders kitaplarındaki eksik,yanlış bilgilerin genç beyinlere verilmesi.

Yalanlar psikolojik, ideolojik, öğelerle desteklenirse etkili olabilmektedir. Yalan yanlış haberleri yayınlamanın ne bu ülkeye ne de topluma da faydası olmayacaktır.

Eğitime,sağlığa,huzura yapılan olumlu çalışmalar ve yerel yöneticilerin olumlu katkıları prim yapmayan haber olarak gösterilmektedir.

Toplumun yenilenmesi ve temel ihtiyaçları da  tam anlamıyla sunulmamaktadır. Medya tarafından işlenen hatanın da telafisi de zor olmaktadır.

Yapılan yalan haberler de toplumu gererek huzurunu bozmaktadır.  Çünkü dördüncü kuvvet medya haberleri herkes tarafından okunmaktadır. Bu noktada dezenformasyonla karşı karşıya kalmaktayız.

Dezenformasyonsa ,emperyalizmin dünya halklarını etkileme biçimlerinden biridir. Tanımı da  şudur: Haberi küçültme , büyültme,yoketme.. Amaca göre yapılandırılmasıdır.   Bu durum gerçeklerin halktan saklanılmasını da getirir.

Egemenler iktidarlarını sürdürmek için yalanı çağlar öncesinden miras alarak içselleştirmişlerdir.  Platon “ Devlet adlı eserinde yönetenlerin yalan hakkı için şunları söylemektedir: “Fakat gerçeğe değer vermeli . Demin yanılmadıksa ve gerçekten ayrılmak tanrılar için yararsızda  insanlara bir ilaç gibi yararlıysa belli ki böyle bir ilacı hekimlere teslim etmeli fakat kişiler ona dokunmamalıdır.

O halde gerçekten ayrılmanın yakıştığı kimseler varsa, bunlar devleti yönetenlerdir, devletin iyiliği için ya düşmanlar ya da yurttaşları yüzünden gerçekten ayrılabilirler” demişti. Siyaset yapılış itibariyle terbiyesizlikleri ve ihanetleri de içinde bulundursa da asıl oturması gereken temeli de ahlaktır. Ahlaken yanlış olan da siyasi açıdan da doğru da olmayacaktır.

Eski dönemlerde padişahın biri -‘bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!’ demiş.Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

”bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”

padişah,”bunun neresi yalan?.. kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar

minik bir yavru. kaptı mı götürür tabii!..”

”Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”

padişah,”ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. taç da

pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. taç kimin kafasındaysa, kral

odur tabii!..”

”Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. altı ay sonra geri döndü!”

padişah,”senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür.

Ağaç, sonbaharda  yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.”Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha  bu yalandır dedirtememiş.-ama bir gün biri gelmiş;

”padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın

almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. yalan değil

dersen borcunu öde!..”

Yalan söylemek insana yakışmaz. Yılgınlık güven kaybı herkese şüpheyle  bakmakta yorucu ve mutsuzluğu getirir.  Doğru sistemde  kişinin işi ne olursa olsun bir değer  taşımakta ve saygı duyulmaktadır. Doğru gerçek olandır.

Eğitimle de bu desteklenmelidir. Doğruluğun ve dürüstlüğün anlatılmasında  faydalar   vardır. Victor Hugo’da :  “Bir çocuğa yalan söylemeye demeyin doğruyu söyle deyin. Birincide suçlamış, ikincisinde ise yol göstermiş olursunuz”. demişti.

Doğru haberlerden de  kaçınılmamalıdır. Kamuoyunun bilgelendirme sorumluluğu olduğu unutulmamalıdır.  Yapılan doğru haberler kamuoyu vicdanını rahatlatmaktadır.  Can Baba’nın o güzel sözünü anımsayarak noktalayalım yazımızı “ Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” dir.