Ana sayfa Köşe Yazarlarımız ŞEYH SAİT VE FARKLI ANLATIMLAR ; HANGİSİ GERÇEK ŞEYH SAİD Köşe Yazısı

ŞEYH SAİT VE FARKLI ANLATIMLAR ; HANGİSİ GERÇEK ŞEYH SAİD Köşe Yazısı

882
0
PAYLAŞ

NECİP FAZIL’IN ŞEYH SAİT’İ

Necip Fazıl’ın , Son Devrin Din Mazlumları’nın bir bölümü(5. Baskı, 2. Fasıl,Şeyh Sait- Genç İsyanı, syf.37-71, Büyük Doğu Yay.) Şeyh Sait ve Genç İsyanı ile ilgilidir.Necip Fazıl burada Şeyh Sait’i şöyle anlatıyor:

“… hareketine , devlete karşı isyan süsü verilen…”

Bu cümleye göre Şeyh Sait isyan etmemiş, hareketine ,birileri bu yakıştırmayı, isyan yakıştırmasını ona vermiştir.

“…işin hikayesi ve en mahrem noktalarına kadar belirtilmesi…”

Gerçeği anlatacağını ve en gizli noktalara kadar gerçeği aydınlatacağını söylüyor  ama kaynak olarak Metin Toker’in yazdıklarından ters bir sonuç elde etmeye çalışıyor ve ayrıca mahkeme tutanaklarını bölük pörçük kullanıyor. Bir de İsyana katılanların anlattıkları var. “ En mahrem noktalar” açıklanmıyor çünkü kullandığı bir tarih yöntemi yok  ve tarafsız ,taraflı kaynaklardan mahrum.

Hikayeye 13 Şubat 1925 Cuma günü tarih alınarak bir çevre ,isim tasviriyle başlıyor. Coğrafyanın ihtişamı ve Piran sözcüğünün anlamı ve etimolojisi ile başladığı hikayeye doğaya ve Şeyh’in şahsiyetine duyduğu hayranlıkla devam ediyor.

Şeyh Sait görkemli bir süvari birliği , “ üç-beş yüz süvari” ile bir başka köye davet edildiği düğüne gidiyor ve jandarma bu kalabalığın peşine takılmış, beş-on kanun kaçağını arıyor. Kaçaklar bu köyde; komutan , Şeyh’e kaçakların sorunsuz bir şekilde teslim edilmesini istiyor. Şeyh; gelenekler ve karizması gereği bunu hemen yapmıyor,düğünden sonrasının beklenmesini istiyor .Ancak Jandarma erleri ile kaçaklar arasında kontrol dışı çatışma yaşanıyor ve ölenler oluyor. İsyan böyle başlamış; Şeyh’in isyan etmek gibi bir düşüncesi yokmuş.Ok yaydan çıkıyor ve isyan başlıyor;  bu çatışma kimi kaynaklara göre elli bin kişinin ölümüne   ve bir çok köy,kasaba ile şehrin harap olmasına , Musul’un da Türkiye’nin elinden çıkmasına neden oluyor.

Necip Fazıl, Şeyh Sait’i anlatıyor: “ … bu insan , hususiyle Şark Anadolusunda tesiri pek büyük olan Nakşilik tarikatının şeyhlerinden bilinmektedir ve aynı zamanda dinî “otorite” ile karışık ağalık ve reislik makamının alemi olan “şeyh” sıfatı içinde , derinliğine bir mürşit olmaktan ziyade sığlığına bir güdücü rolündedir.”

Bu, şunu gösteriyor: Şeyh Sait Nakşibendi tarikatının şeyhidir, ağadır, mürşittir, otoritedir,reistir  ancak şeyhliği ve mürşitliği aleladedir; dini ve tasvvufî  bir bilgi birikimi yoktur, derin değildir, sığdır.  ” … sünnete dış çizgileri ile o kadar bağlı  olan Şeyh Sait, onun içine ait manalardan birine , gerektiği şartlar bakımından erebilmiş değildi. ”  Kısacası mürşitti ama cahildi.

Necip Fazıl’a göre Şeyh Sait , dinî bir isyan çıkarmıştı: “ Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Nazırlığı kaldırıldı. Din tedrisatı Maarife bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz muharirler Peygamber Efendimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben, bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.” diyormuş Şeyh Sait çevresindekilere, aşiretine ve müritlerine.

Hülasa, Necip Fazıl’a göre , Şeyh Sait  ,Kürtçü, bölücü bir isyan çıkarmamış, din elden gidiyor diye isyan etmiş hatta kendisini isyanın ortasında bulmuş.Cumhuriyeti ilan edenler ve birçok inkılap yapanlar muhalefeti susturmak için bu masum hareketi kullanmış, dinî mahiyetini değiştirmiş ve on a bir bölücü,Kürtçü etiket yapıştırmış .Şeyh, uyuyan fitneyi uyandırmış ve bu fitne kendini ve Müslümanları yemiş.

WADİE J WAİDEH’iN ANLATTIĞI ŞEYH SAİD

( KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİN TARİHİ KÖKENLERİ VE GELİŞİMİ, İLETİŞİM YAYINLARI, SYF 395-409)

İsyan,Milletler Cemiyeti Komisyonu ,Musul vilayetinde  yaşayanların Türkiye’ye mi Irak’a mı  katılmayı araştırdıkları zaman diliminde çıktı.

İsyanın başını Nakşibendi tarikatı şeyhi Şeyh Sait çekiyordu.

Şeyh sait isyanı planlayanlardan sadece biriydi; isyanın idaresi Cibranlı aşireti  reislerinden Albay Halit Bey’in elindeydi.

İsyan için 21 Mart 1921 belirlenmişken 7 Mart  1925’te ,14 gün önceden patlak verdi. Bu, isyancıların bütün planlarını bozmuş. ( Düğünde gelişen olylardan dolayı. )

İsyan kısa sürede büyüdü ve isyancılar birçok köy, kasaba ve vilayeti ele geçirdi.

T.C. Devleti , Fransa ile olan antlaşma gereği askerleri Suriye’den geçen demiryolunu kullanarak bölgeye asker gönderdi. İsyan kısa sürede bastırldı.

İsyanın bastırılmasından sonra İstiklal Mahkemeleri kuruldu ve isyancılar asıldı.

İsyanda 206 köy yıkılmış,8752 ev yanmış,15206 kadın, çocuk ve erkek ölmüş, öldürülmüş.

Süreyya Bedirhan’a göre bir milyondan fazla Kürt göçe zorlanmış, bunlardan iki yüz bini yolda ölmüş.

T.C. isyanın milliyetçi,Kürtçü özelliğini Musul meselesinden  dolayı özellikle öne çıkarmamış çünkü bu, Musul bölgesinde  yaşayan ve Türkiye’ye katılmak isteyen Kürtler için olumsuzluklara yol açabilirdi.

İsyana özellikle dini bir mahiyet verilerek muhalefet susturuldu, yok edildi.

İSYANIN NİTELİĞİ HAKKINDA TARTIŞMALAR

İsyan, dini, gerici, yobaz bir isyandır.

İsyan, Kürtçü, bölücü bir isyandır.

Bütün Kürt ve Kürt yanlısı kaynaklar isyanı Kürtçü,  milliyetçi bir hareket olarak vurguluyor.

T.C. hükümeti isyanı dini, gerici, yobaz  bir isyan derken kararı veren mahkeme Kürtçülükten karar veriyor.

Toynbe,T.C. Devletinin bakış açısının kasıtlı ve bilinçli olduğunu, hükümetin isyanı dinî bir şekilde göstererek Musul ve çevresini kaybetmek istemediğini söylüyor.  ( Toynbe, İngiliz Sömürgeler Bakanlığı ve İngiliz hükümetlerinin akıl hocası, tarih feisefecisi))

Kürtler ve özellikle isyancılar inkılaplar sonrası ortaya çıkan durumu eleştiriyor, dinsizliğin getirileceği düşüncesiyle hareket ediyor ; Türklerden kurtulmak ve bağımsız bir Kürdistan kurmakla  amaçlarının gerçekleşebileceğine inanıyor.

  1. Kemal, Musul içinŞeyh Sait ve Kürtleri İngiltere’nin kışkırttığını söylüyor; Ruslar da bu görüşü destekliyor, Kürtler bunu inkar ediyor.

Bu isyan, Musul sorununun İngiltere lehine sonuçlanmasında etkili oluyor.

MARTİN VAN BRUİNESSEN’İN ANLATTIĞI ŞEYH SAİD

 ( AĞA,ŞEYH, DEVLET; İLETİŞİM YAYINLARI, SYF 387-444)

Ayaklanmanın lideri Nakşi Şeyhi, Şeyh Said.

Ayaklanmanın açık amacı: Modern Türkiye tarafından ihlal edilmiş olan İslamî prensiplerin saygı göreceği bağımsız bir Kürt devleti kurmak.

Ayaklanma, 180’deki Şeyh Ubeydullah Nehri’nin , o da bir Nakşi şeyhi, ayaklanmasından farkı yok.

Bu ayaklanma politik bir örgüt,Azadi örgütü tarafından hazırlanmış ,bu  örgütün kendi yaptırım gücü olmadığından kitleleri harekete geçirebilmesi için Şeyh Said’in karizmatik liderliğinden yararlanılmıştır.

1929-1930 Ağrı ayaklanması bu isyanın bir devamıdır.

Şeyh Said isyanı Kürt milliyetçiliği tarihinde yeni bir dönem olmuş ve bu dönem hâlâ kapanmamıştır.

İsyana katılan ve Bruniessen’in sözlü kaynaklarından olan Molla Hasan Hişyar: Şeyh Sait milliyetçi duygularla harekete geçmiş ve dini araç olarak kullanmıştır, diyor.

Hıristiyan milletler Osmanlıcılığı reddedince bu topluluklara ait milliyetçi akımlar ve Türk milliyetçiliği karşılıklı olarak birbirlerinin gelişimini güçlendirdiler.

Ermeni meselesi din ve milliyet bakımından Kürtlük bilincinin oluşmasında etkili olmuştur. Kürtler Ermenilerle iç içe yaşıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı sonrası Kürtler için bir belirsizlik oluşturdu ve Kürtler  Ermeniler olmasa Kürt devleti için ciddi adımlar atacaklardı.

Musul sorunu Şeyh Said isyanına giden önemli bir yol.

AZADİ ÖRGÜTÜ VE ŞEYH SAİD:

*1923’te kuruldu.

*Yapısı diğer  Kürt örgütlerinden farklı;bu örgütün çekirdeğini askeri deneyime sahip kişiler oluşturuyor.

* Merkez şahsiyet Cibranlı Halil ; o,  Türk ordusunda albay. Hamidiye Alaylarında yetişmiş. Şeryh Said, Ciranlı Halil’in iç güveyisi.

*Yusuf Ziya; TBMM’de Bitlis temsilcisi.

  1. 1924’te Azadi’nin ilk kongresi yapılmış; iki önemli kara alınmış:

a)Genel bir ayaklanma olacak ve bağımsızlık ilan edilecek

  1. b) İngiltere, Fransa ve Rusya’dan yardım istenecek.
  2. 1924’te halifelik kaldırılınca isyancılar için bir bahane oluştu ve Türkler dinsizlikle suçlanmaya başlandı.
  3. 1924’te ,Kürtçe resmÎ kurumlarda yasaklanmış,toprak ağaları ve Kürt ileri gelenleri Batı’ya sürülmüş,yeni çıkarılan kanunla toprak reformu yapılacak ve topraklar Türkçe konuşulanlara verilecekmiş; Azadi sürekli bu propagandayı yapıyor.
  4. Ayaklanmaya dini bir görünüm vererek iki kat avantaj sağlanacakmış.
  5. 1924’te İngiliz Haber Alma Servisi elemanlarına Azadi üyelerince 11 maddelik bir durum tespiti yapılmış ; Azadi’nin propaganda söylemleri çerçevesinde.
  6. İngilizlere bu durum tespitini yapanlar İhsan Nuri ve arkadaşları. İhsan Nuri, 1924’te Hakkari’deki Nesturi isyanlarını bastırmak için görevlendirilen 7. Ordu’ya bağlı bir alayda subay.İsyan etmişler ve Irak’a kaçmışlar;1929-1930 Ağrı isyanlarının önderi olarak ortaya çıktılar.
  7. T.C. hükümeti ilk isyancıların bazılarını tutuklayınca genel ayaklanma için yeni planlar yapılmış; Şeyh Said, Palu-Lice-Hani bölgesinde kendi aşiretini örgütlemeye başladı ; alevi Hormek ve Lolan aşiretleri ile ilişkiye girdi,işbirliği istedi, istediği cevabı alamadı hatta bu iki aşiret daha sonra devlet güçlerinin yanında yer aldı.
  8. Azadi kongresinde alınan kara gereği her aşiret kendi önderlerinin komutası altında olacaktı.

20.Piran’daki düğünde çıkan bir olay, jandarmanın kaçakları araması ve kaçakların bu köyde olması vs… İsyanın erken patlamasına sebep oldu ve planlar bozuldu.

21.İsyandaki bazı cephe komutanları:

ŞEYH İBRAHİM,

ŞEYH HASAN,

ŞEYH MUSTAFA,

ŞEYH EYÜP,

ŞEYH ALİ RIZA,

ŞEYH ABDULLAH,

ŞEYH ŞERİF,

ŞEYH SAİD…

HEPSİ NAKŞİBENDİ ŞEYHİ.

  1. İsyan Hozat’tan Hasankeyf’e Siverek’ten Varto’ya kadar geniş bir alana yayıldı.
  2. Şeyh Said ve arkadaşları 27 Nisan’da yakalandılar ve 4 Eylül 1925’te Diyarbakır’da asıldılar.
  3. 25 Aralık 1925’te tekkeler, türbeler ve bütün ziyaretgahlar kapatıldı.
  4. Ayaklanma en çok İngilizleri memnun etti; bu sayede Musul’u Türkiye’den kopardılar.
  5. Üçüncü Enternasyonel’e göre ayaklanmanın arkasında İngilizler bulunuyordu.
  6. Templeton adında bir İngiliz ajan Seyyid Abdülkadir ile son derece uyum içinde çalışmış, yakalanınca İngiliz hükümeti bu ajanına sahip çıkmamış.
  7. Ayaklanmada Nakşibendi tarikatı önemli bir rol oynamış ; yukarıdaki 21. maddedeki liste.

HER YÖNÜYLE KÜRT DOSYAS ( ABDÜLHALUK ÇAY,İLGİ-KÜLTÜR-SANAT YAYINLARI,8. BASKI, SYF 458-467)

1İsayanın organizatörü Azadi örgütüdür.

*Azadi örgütü 1923’te Erzurum’da kurulmuş

*Kurucuları Hamidiye Süvari Alayları subayları ve bir kısmı aktif görevdeler.

*Cibranlı Halit Bey ( Türk ordusunda subay.)

İhsan Nuri ( orduda subay)

Bitlisli Yusuf Ziya

Molla Abdülmecit Efendi( Saidi Nursi’nin kardeşi)

  1. Şeyh Said ,Cibranlı Halid Bey’in ailesine iç güveysi olarak girmiş.

3.Azadi örgütü ilk kongresini 1924’te yapmış ve isyanın ana stratejisini burada kararlaştırmışlar.

4.İsyan başlamadan Ankara hükümetine  muhaliflerle , hilafet yanlıları ile,  İngilizlerle, Ruslarla , tarikat şeyhleri ile geniş bir iletişim kurulmaya çalışılmış.

  1. 1925’te Çan’da ikinci kongrelerini yapmış.

6.15 Kasım  1925’te Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza ile Seyyid Abdülkadir  görüşmüş, Abdülkadir isyanı onaylamış. Abdülkadir Kürt Tealli Cemiyeti’nin kurucu başkanı, bu isyanda asılmış, Nehri Taha’nın torunu.

  1. Hakkari’deki Nesturi isyanını bastırmak için görevlendirilen İhsan Nuri ve arkadaşları silahları ile birlikte firar etmişler.
  2. 4 Ocak 1925’te bölgede “ Emir’ül Mücahidin Muhammed Said Nakşibendi” imzalı isyan belgeleri dağıtılmaya başlanmış.

9.Piran’daki düğün esnasında kaçakları arayan jandarmayla çıkan çatışma  isyanın öne alınmasına sebep olmuş.

  1. İsyanın lider kadrosunun tamamı Nakşibendi şeyhlerinden oluşmuş…

HÜKÜM: Necip Fazıl, tarihçi değil. Tarihi yöntem bilmiyor, kaynak kullanmıyor, araştırma yapmıyor. Cumhuriyete, onun getirdiklerine , İsmet İnönü’ye olan düşmanlığı nedeniyle kişisel düşüncelerini bir gerçekmiş gibi sunuyor ve Şeyh Sait’i de bu çizgide olduğu için savunuyor.Kendi de bir Nakşibendi tarikatı bağlısı olan Necip Fazıl, bu tarikatın şeyhlerinden biri olan Şeyh Sait’i sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriyor. Hem şeyh hem de Nakşi şeyhi , nasıl olur da devlete isyan eder ,düşüncesini yaymaya çalışıyor.