Ana sayfa GÜNDEM Fiyatlar Yüksek, Verim Düşük

Fiyatlar Yüksek, Verim Düşük

973
0

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, geçtiğimiz gün yapılan Ankara Ziraat Odaları Başkanları Basın Toplantısı hakkında bilgilendirmede bulundu.

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, geçtiğimiz gün yapılan Ankara Ziraat Odaları Başkanları Basın Toplantısına katıldı. Başkan Köseoğlu, toplantıda yapılan basın açıklamasını Polatlı kamuoyu ile paylaştı. Ankara Ziraat Odaları Başkanları, buğday ve arpada piyasanın durduğunu bildirerek, “dışarıdan giren bir mal yok. Gümrükleri düşüreceğim demeniz, bu söylem dahi yetti. O kadar zamansız bir söylem oldu ki; şu an tüccar piyasaya girmiyor, üretici tedirgin ve bazı bölgelerde şu an alım satım durdu. Buğday ve arpada fiyatların düşmemesi için TMO, geç kalmadan acilen müdahale alım fiyatlarını açıklamalıdır” dedi. Girdi fiyatları yüksek, verim düşükken gümrük vergilerinin de indirildiğini belirten Ankara Ziraat Odaları Başkanları, “çiftçimiz, bu şartlarda nasıl rekabet edecek?” Gümrük birliği kapsamına tarımın dâhil edileceği söyleniyor. Etki analizleri yapılmadan, tarım nasıl gümrük birliğine dâhil edilir, gümrükler sıfırlanır? Ülkemizde tarım biter, Fransız, Alman buğdayı ile ekmek yapmak zorunda kalırız” diye konuştu.

“TZOB’dan görüş alınmadan, istişare edilmeden karar verilmesi problemin esas kaynağıdır”

Ankara Ziraat Odası Başkanları, düzenlediği basın toplantısında, Ramazan ayındaki hem de Haziran ayındaki fiyat değişimlerini, bayramın son günü Resmi Gazete’de yayınlanan, et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergilerini büyük oranlarda düşüren Bakanlar Kurulu kararını değerlendirdi.Basın toplantısında, Anakara Ziraat Odaları Başkanları son günü Resmi Gazete’de yayınlanan, et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergilerini büyük oranlarda düşüren Bakanlar Kurulu kararını da değerlendiren Ankara Ziraat Odası Başkanları, şunları söyledi: “Enflasyonla mücadele gerekçesiyle, gümrük vergisinin, canlı hayvanlarda yüzde 135’den yüzde 26’ya, karkas ette yüzde 100’den yüzde 40’a, buğdayda yüzde 130’dan yüzde 45’e, arpada yüzde 130’dan yüzde 35’e, mısırda yüzde 130’dan yüzde 25’e indirilmesinin üreticimizi etkilememesi mümkün değildir. Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum, üreticiyi ilgilendiren bir konuda, üreticinin temsilcisi TZOB’dan görüş alınmadan, istişare edilmeden karar verilmesi problemin esas kaynağıdır. Zannedilmesin ki biz, tüketici fiyatlarının düşmesini, tüketicimizin daha makul fiyatlarla tüketmesini istemiyoruz. Biz de bunu istiyoruz. Fakat bunun yolu bu değildir. İthalat işin en kolay tarafıdır. Geçici bir çözümdür. Bir taraftan makas orta yerde. Üreticiden tüketiciye 6,5 kata varan bir makas var. Bu makası daraltmak lazım. Bunun için bir gayret içinde olmak lazım. Bunun dışında sulamaya açamadığımız arazilerimiz var. Toplulaştırma yapamadığımız arazilerimiz var. Bir taraftan planlama yapamıyoruz. Planlama sorunlarıyla karşı karşıyayız. Bunun dışında verimlilik rakamlarımız da düşük. İthalat kısa vadede belki bir miktar fiyatları düşürür ama tarımsal üretime de büyük darbe vurur. Fiyatlar daha sonra yeniden yükselir.”

Çiftçimiz, bu şartlarda nasıl rekabet edecek?

Türkiye’de verimliğin Avrupa’ya, ABD’ye göre düşük kaldığını vurgulayan Ankara Ziraat Odaları Başkanları, şöyle devam etti: “Bizim sığır karkas ortalama verimimiz 237 kilogramken, bu rakam İngiltere 328, ABD’de 371 kilogramı buluyor. Buğdayda biz dekar başına 270 kilogram verim alırken, Fransa 735, Almanya 862 kilogram verime ulaşmış durumda. Bölgemizde ise verim 250 kg civarındadır. Girdi fiyatları tarımda gelişmiş çoğu ülkeden yüksek seyrediyor. ABD’de litresi 2 lira 38 kuruş, Rusya’da 2 lira 22 kuruş olan mazotun Türkiye fiyatı 4 lira 37 kuruşu buluyor. ABD’de toptan fiyatlarla DAP gübresinin tonu 1100 lira, Avrupa’da 1270 lirayken, Türkiye’de 1665 liraya çıkıyor. Girdi fiyatları yüksek, verim düşükken gümrük vergileri de indiriliyor. Çiftçimiz, bu şartlarda nasıl rekabet edecek? Maliyetleri düşük verimleri yüksek… Dün akşam ve bu sabah görüştüğümüz oda başkanlarımız ve üreticilerimiz piyasanın bu tedirginliği karşısında TMO’nun biran evvel piyasaya girmesini ve buğday alımı yapmasını istiyorlar. Alın terini makul fiyatlarda değerlendiren bir fiyattan TMO’nun biran evvel piyasaya girmesi çok önemli. Çiftçimiz şu an bunu TMO’dan talep ediyor.”

“Tarımda sürdürülebilirliğe zarar verilmemelidir”

“Gümrük birliği kapsamına tarımın dâhil edileceği söyleniyor. Etki analizleri yapılmadan, tarım nasıl gümrük birliğine dâhil edilir, gümrükler sıfırlanır? Maliyetleri mukayese etmeden gümrük birliğine tarımı sokamayız. Bu büyük hata olur. Türkiye pazar haline gelir. Türkiye’de buğday, et, mısır, arpa ürettirmezler. Bazı ürünlerde büyük sıkıntı çekeriz. Ve ithalata da bağımlı hale geliriz. Üreticiyi tarladan kopardığınızda üretici büyük şehirlere göç ettiğinde bebeklerin ayağı asfalta bastığında geri dönüş yoktur. Bir daha bu çiftçiyi bulamazsınız. Geri de döndüremezsiniz. Onun için bu hatalı kararlardan biran evvel vazgeçilmesini temenni ediyoruz. Ülkemizde tarım biter, Fransız, Alman buğdayı ile ekmek yapmak zorunda kalırız. Tarım biterse, kırsalda yaşayan 20 milyon insanımız ne yapacaktır? Çok büyük bölümü şehirlere göçerse, şehirlerin yaşanılmaz hale geleceği de unutulmamalıdır. 5-6 milyon insanımıza iş sağlayan bir sektör olan tarımda sürdürülebilirliğe zarar verilmemelidir. Gümrük birliğine tarımı sokarken size buğday, arpa, et satacağız ama tarımda işsiz kalanları da biz Avrupa’da istihdam edeceğiz diye bir anlaşma mı yapılacak? Bunları Avrupa’ya, et, buğday ithal ettiğimiz ülkelere mi göndereceğiz? Böyle bir şansımız var mı? Yok. O halde bu insanların bu ülkede ve bu sektörde istihdamını sağlamak zorundayız. Bu söylemler doğru söylemler değil. Çok dikkatli olunması gerekiyor.”

“Gümrük vergilerinin düşürülmesi üreticimize zarar verecek”

Buğday ve arpada hasat devam ederken, mısırda iki ay sonra hasada girilecekken, gümrük vergilerinin düşürülmesinin üreticimize zarar vereceğini, üretim yapılamaz hale gelineceğini bildiren Ankara Ziraat Odası Başkanları şöyle konuştu: “Birçok yöremizden buğday ve arpa alımlarında sıkıntı yaşandığı bilgisi geliyor. Hem Trakya bölgesinden hem de başka bölgelerdin aldığımız bilgilere göre; tüccar şu an bu açıklamadan sonra piyasaya girmiyor. Buğday ve arpada piyasa durdu. Bakın ithalat yok. Dışarıdan giren bir mal yok. Gümrükleri düşüreceğim demeniz, bu söylem dahi yetti. O kadar zamansız bir söylem oldu ki; şuan tüccar piyasaya girmiyor, üretici tedirgin ve bazı bölgelerde şu an alım satım durdu. Çiftçimizin en önemli ürünleri, ekili alanların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan buğday ve arpada fiyatların düşmemesi için TMO, geç kalmadan acilen müdahale alım fiyatlarını açıklamalıdır. Üstelik yemlik mısırda GDO’lu ürün ithal edilebiliyor. ABD’den, Arjantin’den çok daha düşük fiyatlarla GDO’lu mısır satın alınır ve hayvanlarımıza yedirilir. Hayvan etini biz yemiyor muyuz? Dolayısıyla bu GDO’lu ürünleri insanlarda yemiş olacak. Bu kararlar alınırken bunlar niçin hesaplanmıyor, düşünülmüyor? Hayret ediyorum doğrusu. Diğer taraftan gümrük vergi indirimi konusunda karar verilirken, üreticimizin maliyetleri dikkate alınmamıştır. Et fiyatları yüksektir ama üreticimiz 26 lira 80 kuruşa mal ettiği karkası, ortalama 28 lira 23 kuruşa ancak satabilmektedir. Burada üreticimizin kilogram başına karı sadece 1 lira 43 kuruştur. 8 ay boyunca besi yapan bir üreticimiz, sattığı karkastan sadece yüzde 5,3 kar yapabilmektedir. Sektörde en az parayı üreticimiz kazanmaktadır. Yarın bu gümrüklerle ithalat yapılırsa, sektör batar, üreticimiz üretimi sürdüremez. Geçmişte de bunu yaşadık. 2010 yılında başlayan ithalata bu ülke 5 milyar doların üzerinde döviz ödedi. Ülkemiz bu kadar zengin değil. Kaldı ki biz her zaman söylüyoruz. Bizim potansiyelimiz var. Üretim desteklendiğinde biz çok rahatlıkla halkın talebini karşılayacak arzı sağlayabiliriz. Gerekli tedbirleri almak varken ithalat işin kolay tarafı. Kaldı ki fiyatlarda ucuzlamıyor. 2010 yılında bunu gördük. İthalat yapıldı fakat fiyatlar ucuzlamadı.”

“200-300 bin ton et ithal etmeye kalkıldığında fiyatlar yükselir”

“Bugün 4 avrodan hatta 3 avrodan karkas et ithal edilebiliyor. İthalat özel sektöre açılırsa, özel sektör, kalitesiz, sağlıksız, ucuz etleri ülkemize getirebilir. Bunun kontrolünü eksiksiz yapamazsınız. Üstelik Türkiye büyük bir ülkedir. 80 milyon nüfusu var. 5 milyon yabancı ve sığınmacı bu ülkede yaşıyor. 40 milyona yakın turist ülkemizi ziyaret ediyor. 200-300 bin ton et ithal etmeye kalkıldığında başta Avrupa olmak üzere fiyatlar yükselir. Öyle bir zaman gelir ki siz bugünkü fiyatları ararsınız. Eyvah ne yaptım dersiniz. İçeriye bakarsınız üretim çökmüş. Ve daha yüksek fiyatlarla ithalat yapmaya devam edersiniz. Biz bu senaryoyu daha evvel gördük. Bunun için tekrar bu senaryoyu yaşamak istemiyoruz. Bu fiyatları düşürmez. Kısa vadede fiyatları düşürür gibi görünür, orta ve uzun vadede fiyatları yükseltir. Ve kendi çiftçinize vermediğiniz destekleri dünyada et üretimi yapan çiftçilere verirseniz, onların bayram yapmasını sağlarsınız. Türkiye’den her ithalat yapıldığında onlar orada bayram yapacaktır. Onlara davul zurna ihraç edersek, davul zurnayla Türkiye ihracat yaparlar. Bu yanlışa düşmemek lazım… Bu bir hatadır. Ve bu yanlıştan da dönmek lazım… Daha kalitesiz, sağlıksız etleri daha pahalı satın almak durumunda kalırız. Üretici ve ülke zararına gördüğümüz bu karardan, acilen vazgeçilmesi, kararın kaldırılması gerektiğine inanıyoruz. Üreticinin bakanlığı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, yetkisini kullanmalı, hem ette hem kasaplık hayvanda hem de buğday, arpa ve mısırda ithalat kontrol belgesi vermeyerek ithalatı önlemelidir.”