Ana sayfa Köşe Yazarlarımız Bir Cumartesi Sabahı – Devamı – Köşe Yazısı

Bir Cumartesi Sabahı – Devamı – Köşe Yazısı

863
0
PAYLAŞ

‘Neyin var’ dedi, ‘belim ağrıyor, bacağımı atamıyorum’ dedim. Yandaki adama reçetemi yazdırdı; kına, lokum, bal, yağ. Nerden alacağımı tarif ettiler dükkân oğlunun muş. 300-500TL muayeneye para verdikten sonra gittim eczane denilen dükkana, orda da 200 TL aldılar, nasıl kullanacağımı sorduğumda birde dayılık yapıp fırçaladılar beni ‘Ya sen g..zekalımısın anlamıyon mu? Anlatıyoz ya işte’ ikinciyi soramadım da artık. Aldık ilaçları geldik. Kınayı yaktık sardık belimize.

Dönemiyorum yatakta.

Bu nasıl kasıntı…..

Her tarafım kıpkırmızı oldu.

Etraf vıcık vıcık kına………..

Duş aldığımda banyonun gideri tıkandı. Kilolarca kına..

………

Etraf vıcık vıcık ballı yağ……….

………

Troid kontrolüne gittim ……..hastanesine. Doktor benim eğik bükük duruşumu görünce;

Dik dursana ne oluyo sana?

Belim bacağım ağrıyor

Tedavi görmüyor musun?

Görüyorum

Ne kullanıyorsun?

Kına, bal………

Doktor kocaman kitabı kaldırıp masaya vurup ‘ne diyorsun sen ya, kafayı mı yedin, biz bu kitapları boşuna mı okuyoruz.. git şurdan g…zekalı’ diyerek kovdu bizi.

Her yerde tepiliyoruz, kınacıya gidiyorum ‘g..zekalı’, doktora geliyorum ‘g..zekalı’ (gülerek anlatıyor).

…………

Olmam da olmam ameliyat.

Gittim Başkent üniversitesine ‘ameliyat’ dediler.

Nereye gittiysem amaliyat dediler ama korkuyorum.

İrşadi hoca’yı bulsak olacam da, ona da Güven hastanesinden ‘öldü’ dediler.

Olmam da olmaaaaaaaam…….

………

İnternetten kızım bulmuş, bana sevinçle geldi. Gözlerim parladı. İnternette ki resmine bakıyorum eşimi yıllar önce ameliyat eden hocanın bir tek gözleri tanıdık geliyor. Hoca Keçiören eğitim araştırma hastanesindeymiş.

Ertesi gün gittim o hastaneye, kapıda duran sekretere ‘bu hoca güven hastanesinden gelen hoca mı?’ diye soruyorum. Sekreter kız ‘yok’ diyor, ‘bilmiyorum’ diyor, içeriye giremiyorum. Sıra çok. Ağabeyim ‘falan milletvekilinin akrabalarıyız, görüşmemiz gerek’ diye ayak yapınca sekreter kız hemen beni içeriye aldı (her zaman geçerli bir yöntemdir…..). Görünce hemen tanıdım ama kilo almıştı (yok canım..), eskiden fitti yani (şimdi neyimi beğenmedin Vurallll).

İrşadi Hoca da ameliyat demişti.

….

Meliha hanım da yıllar önce;

. Taa Ağrı Patnos’a gidip beline 10-15 kilo zift bağlatmış, kaşınmasına rağmen kaşınamamış ve kaşınamadığı halde o ziftin açtığı yaraların izleri hala vücudunda duruyor.

. Beline bağlanan balıkların kokusuna komşular iki vantilatör çalışmasına rağmen odaya girememiş,  odaya giren sivrisineklerle yatakta yatarak mücadele etmişti.

. Bacaklarından ters çevrilip asılarak çekilmişti

. İki kişinin beline oturup dört kişiyle de el ve ayaklarından çekilmişti

. Ve en sonunda Beypazarı’nda palaskayla beli çekilerek iki ay yatalak kalmıştı.

İrşadi hocaya ameliyat olan bir yakınının tavsiyesiyle gittik.

Etraftan korkutuyorlardı ‘ameliyat olan kalkamıyor, aman ameliyat olma’.

‘Zaten kalkamıyor’ dedim.

Bacağı kangrene gitmek üzereyken hocaya ameliyatı yaptırttık. Meliha hanım ameliyattan sonraki gün yürüyerek taburcu olmuştu.

İrşadi hocayı bulunca korku kalmadı bende, hemen ameliyata ikna olmuştum.

İrşadi hocayı bulamasaydım futbol hayatım bitmişti zaten.

……

Evet keyifli bir gündü, kahvaltı diye gitmiştik, sohbet, sohbet, akşamı etmiştik.

Bir de mangal Oooohhhh.

Şimdi Vural ‘o ağacın meyvelerini gel kendi ellerinle topla’, ‘kimseye el sürdürmüyorum gel’ diye, ‘domatesler oldu gel’ diye davet eder.

Bazen de ‘biz geliyoruz’ diye gideriz.

Gidemezsek, toplar getirir bahçedeki biberleri.

Şimdide Polatlı’da Beypazarı kurusu getirenler var.

Her şeyden önemlisi arkamdan dua edenler var.

Nermin abla çorba sözünü unutma.

Yerimi biliyorsun, bel fıtığından ameliyat olduğun yerde, özel Polatlı Can Hastanesindeyim.

Sağlıklı günler

Op. Dr. İrşadi Demirci

Beyin, Omurilik ve Sinir cerrahisi uzmanı

Bir insanın derdi, bir diğerininkine benzemez. Ustalık; her derde özel çözüm bulmaktır.