Ana sayfa İsmail Hakkı Cengiz Ölmekte olan Türk Turizmi’ne İngiltere’den hayat öpücüğü

Ölmekte olan Türk Turizmi’ne İngiltere’den hayat öpücüğü

647
0
PAYLAŞ

İşsizlik,

Düşük ekonomik büyüme,

Turizmde yavaşlama,

Dövizde ve enflasyonda yükseliş gibi göstergeler negatif olsa da ülkede büyük bir iktisadî sıkıntı olmadığını gözlemliyorum.

Çevremde, sokakta, medyada, sosyal medyada ekonomik sıkıntılar öne çıkmıyor.

İşsizlikten, hayat pahalılığından, geçim sıkıntısından yakınan pek yok!

Tabii bu, memlekette hiçbir sıkıntı olmadığı anlamına gelmez. “Kriz” yavaş yavaş geliyor olabilir… Türkiye’nin güçlü alt yapısı, akraba, eş-dost, komşu dayanışması bunalımın etkilerini hafifletiyor olabilir. Hane halkları ve işyerleri birikimlerini yiyor olabilir.

“Kriz” yavaş yavaş derinleşebilir!

Bu olumsuz tabloyu daha fazla derinleşmeden atlatabiliriz.

Bu konuda en önemli üstünlüğümüz, daha önceden de yazdığım gibi turizm potansiyelimiz.

Turizm deyince aklımıza sadece Ege kıyıları, Antalya-Mersin gelmemeli… Geçen hafta iç Ege’deki küçük bir turda gördüklerimi yazmıştım: Turgutlu-Kula-Uşak-Ulubey…

Türkiye keşfedilmiş ve keşfedilmeyi bekleyen “saklı cennet”lerle dolu… Türkiye, batıdan doğuya, kuzeyden güneye, 780 bin kilometre karesiyle tam bir “açık hava müzesi”… Bunu kıymetlendirebilsek, altından, elmastan, petrolden çok daha önemli bir varlığa sahip olduğumuzu “fark edeceğiz”!

“Bütün dünya bize düşman”, “batı bizi kıskanıyor” gibi boş, saçma, gülünç yakınmaları biyana bırakmalıyız. Kendi ayağımıza sıktığımız kurşunlardan kurtulalım önce: Dünyanın ikinci büyük kanyonunda (Ulubey) akan dere kirliyse, bu yüzden turizme açamadığını resmî internet sitende itiraf ediyorsan, Batı senin neyini kıskansın?

Dünyayla iyi geçinmek yerine, çatışmayı seçiyorsan, senin turizm potansiyeline kim dönüp baksın?

Bunlara rağmen, potansiyel kendini gösteriyor. İngiltere’nin etkili gazetesi The Independent, okuyucularına Türkiye’de tatil çağrısı yapıyor. (BBC Türkçe, 17 Mayıs 2017)

Gazetenin seyahat yazarı Emma Thomson, “Geçen yıl Türkiye’yi tercih edenlerin sayısının düştüğünü ancak gitmeyenlerin Ege’nin güzelliklerinden mahrum kaldığını” yazdı.

Demek ki Türkiye’ye karşı Batı’da toptan bir “düşmanlık”, toptan bir olumsuz “önyargı” yok. Biz bize düşeni yaparsak, potansiyelin nasıl değerlendirileceğini hesap edin!

Biz bize düşeni yapmazsak vaziyet gayet kötü…

Aynı haberde, Fethiye’deki Yakamoz Otel’in sahibi Mehmet Güven’in şu sözleri de yer bulmuş: “İki kötü yıl boyunca hayatta kalabildik ama bir üçüncüsünü atlatmak imkânsız olur.”

Türk turizmini ve hatta Türk ekonomisini bundan daha iyi anlatacak bir başka cümle kurulabilir mi?